Alaçatı

24 Kasım 2010 | Kategori: Gezi ve Seyahat

Alaçatı 3

Evden çalışmaya başladığımdan beri tatil anlayışım değişti. Eskiden stres içinde bir sene boyunca çalıştıktan sonra deniz, kum ve güneş üçlüsüyle geçireceğim birkaç haftalık tatil, benim için uzanıp hiçbir şey yapmamak demekti. En fazla yarım bıraktığım kitaplarımı okurdum ya da kulaklıkları takıp şezlongda uyuya kalırdım. Mümkünse kimse dokunmasın, soru sormasın, ve benden bir şey istemesin. Ancak böyle dinlendiğimi hissederdim.

Eskisine oranla daha uzun saatler çalışmama rağmen pasta yapıp fotoğraflarını çekmeye iş demeye başladığımdan beri her gün tatil gibi geçiyor. Anladım ki beni tüketen yoğunluk değil, stresmiş.

Vera’yla birlikte kurulacak pazarı kaçırmamak için gruptan bir gün önce Alaçatı’ya vardığımızda yayılıp dinlenmek aklımdaki en son şeydi. Bavulları eve bırakıp fotoğraf makinemi kaptım ve pazara doğru yürümeye başladık.

Alaçatı 15

Benim Alaçatı’ya ilk gidişimdi. Sanırım bayram tatili uzayınca insanlar geliş tarihlerini ileriye atmışlar, o yüzden vardığımız gün Alaçatı’da kimseler yoktu. Tam benlik. Yaz aylarında dolaştığımız sokaklarda iğne atsan yere düşmüyormuş. O kalabalıkta tatil yaptığımı düşünemiyorum.

Alaçatı 7

Alaçatı 9

Pazara gidişimiz öğleden sonrayı bulmasına rağmen tezgahlar tıka basa doluydu.

Alaçatı 10

Alaçatı 14

Alaçatı 19

Alaçatı 20

Ayaküstü bir plan yapıp belirlediğimiz tariflerin malzemelerini toparladık.

Alaçatı 22

Alaçatı 23

Alaçatı 24

Alaçatı 29

Kahvaltılık birkaç malzeme daha aldıktan sonra da evin yolunu tuttuk.

Ardından hemen bir yorgunluk kahvesi.

Alaçatı 25

Eğer beni Twitter’da takip ediyorsanız tatil boyunca yayınladığım kahve fotoğraflarına da denk gelmişsinizdir.

Alaçatı 18

iPhone’da son zamanlarda sıklıkla kullandığım ve çok sevdiğim bir uygulama var: instagram. Çektiğiniz fotoğraflara farklı filtreler uygulayıp paylaşmanızı sağlıyor. Vera’nın şahane bardak koleksiyonunu da böylelikle sergilemiş oldum.

Alaçatı 21

Bu arada, zaten önceki yazılardan hatırlayanlarınız biliyordur, Vera da tabak çanak alışverişine çok meraklı. Ve en sevdiğim özelliği de bunları dolaplarda istiflemek yerine aldıklarını – ne kadar değerli ve kırılgan olursa olsun – günlük olarak kullanması. Aman kırılmasın, aman eskimesin diye aldıklarını dolaplarda saklayıp sadece misafirlerin önüne çıkarmak zaten bana her zaman çok mantıksız gelmiştir.

Kahveler eşliğinde hemen tabak çanak alışverişi muhabbetine dalıverdik. Vera, hayatta bu muhabbeti yapmayı en çok sevdiğim iki kişiden biri. İlki bir başka arkadaşım. Evinde yumurta bile kırmaz, ama emaye başta olmak üzere çok nadide bir koleksiyonu vardır. eBay’de şöyle bir şey gördüm diye anlatmaya başla, “Kırmızı renkli tahta saplı olan mı?” diye milyonlarca malın arasından neyi anlattığını şıp diye anlar. Kitapta onun koleksiyonundan muhteşem parçalar göreceksiniz.

İkincisi de Vera. O da ilginç bir karakter, çünkü sevmemesine rağmen sırf fincanları kullanmak için kahve ve çay içen biri. Alaçatı’daki bir antikacıda çok beğendiği iki tane kahve fincanını alırken “Şimdi bir de Türk kahvesi içmem gerekecek, ama olsun!” dedi.

Kahvenin hemen ardından mutfağa girip  pazardan aldıklarımızla birkaç şey pişirdik. Vera şahane bir kabaklı börek yaptı.

Alaçatı 27

Akşamüstü yorgunluk bastırınca biraz dinlendik sonra evden çıkıp kısa bir yürüyüş yaptık ve yemek yedik. Yemeğin ardından da soluğu Köşe Kahve’de aldık. Tomris Hanım’ın mekanı tatil boyunca en sık uğradığımız yerdi. Genel olarak Alaçatı’da yediklerim beni çok etkilemedi ama Köşe Kahve’nin Çikolatalı ve Kestaneli pastası oldukça güzel ve göründüğünden çok daha hafif, aklınızda bulunsun.

Alaçatı 28

Ve ertesi gün…

Alaçatı 30

Alaçatı 33

Vera bu sefer başka bir börek yapıyor.

Kitaptan tarif deneriz diye kocaman dosyam, ölçü kaplarım, bir kavanoz Biscoff kreması ve en önemlisi Valrhona çikolata stoğumun devede kulak kalacak kadarlık bir kısmı yanımdaydı.

Alaçatı 31

Gelenlerle lafa dalınca uzayan muhabbet yemek pişirmekten daha cazip geldi ve tatlıda biraz kolaya kaçtık. Vera’nın bir önceki gelişinden arta kalan bisküvilerinin arasına Biscoff sürüp çikolataya batırdık. Şöyle bir şey oldu:

Alaçatı 36

Sonra misafir geleceğini öğrenince bir tatlı kesmez dedik, Creme Brulee yapmaya giriştik. Ama evde pürmüz bulamayınca, bir de üstüne fırın sorun çıkartınca brulee edilemeyen bir Creme Brulee çıktı ortaya. Onun yerine üzerine pazardan aldığımız bal gibi mandalinalardan kesip koyduk, akçaağaç şurubuyla birlikte servis ettik.

Taze mandalina dilimleri ve vanilya çubuğunun bütün aromasını içine çeken ipeksi krem çok uyumlu oldu. Bir dahaki sefere Creme Brulee tarifinde değil, ama başka bir tip sütlü tatlıda bu kombinasyonu tekrar deneyeceğim.

Alaçatı 32

Alaçatı 1

Ve onu takip eden günler Alaçatı’daki antikacı dükkanlarını dolaşmak (alttaki fotoğraflarda göreceğiniz Barbaros Bey’in dükkanı en iyisiydi), arabaya atlayıp çevre kasabaları keşfetmek ve sokaklarda yürümekle geçti.

Alaçatı 34

Alaçatı 35

Alaçatı 11

Alaçatı 12

Alaçatı 13

Alaçatı 16

Alaçatı 17

Alaçatı 6

Alaçatı 4

Alaçatı 2

Alaçatı 26

Alaçatı 8

Alaçatı 5

Alaçatı

Bir sonraki yazı Vera’nın muhteşem kabaklı böreği. Çok yakında.

Üye ol, yemek tarifleri emailine gelsin.

Yorumlar

  1. 1 - dlayra 24 Kasım 2010

    bayıldım.. yine..

  2. 2 - Ayşem 24 Kasım 2010

    Fincandır kahveye asıl lezzeti veren…

  3. 3 - durumutfak 24 Kasım 2010

    Yorum kısmına gelene kadar ki halim. Fotoğraflara bakıp bakıp iç geçirmek.

  4. 4 - Sycorox 24 Kasım 2010

    Ya çok gitmek istediğim ama her defasında bir türlü yolumun düşmediği yer Alaçatı. Acayip özendim fotoğrafları görünce. Ayrıca o telden (telmi yoksa ferforje mi bilemedim:) yapılmış tablomsu şeye hayran kaldım.
    Ayriyetten eklemek isterim sizi yemeklerinizin yanında fotoğraflarınız içinde takip ediyorum sanırım.

  5. 5 - Banu B Bingor 24 Kasım 2010

    Alaçatı, kesinlikle ölü sezonda gezilmesi gereken yerlerden. Ve mümkünse haftasonuna da denk getirmemeli. Çünkü Şubat-Mart ayında bile haftasonları Alaçatı, bizim Şaşkınbakkal-Caddebostan arası haftasonu kalabalığının kompakt haline benziyor.

  6. 6 - Banu B Bingor 24 Kasım 2010

    …ve evet… Evde çalışmak, özellikle de seyahati sevenler için muhteem bir şey :) Tadını çıkartıyor olmana sevindim.

  7. 7 - Pınar 24 Kasım 2010

    Fotoğraflar harika… Kabaklı böreği de merakla bekliyorum :)

  8. 8 - leyla 24 Kasım 2010

    muhteşem….daha ne olsun.
    Bu bisküviler bildiğimiz petit beurre mü? Ve evde mi yapıldı yoksa hazır mı ?
    ayrıca Alaçatı harika bir yermiş.Sayende öğrendim.Şöyle bir düşününce senden daha nice şeyler öğrendik.Öğretmen olmak için bu ünvanı almaya gerek yok,sen bizim öğretmenimizsin,öğretmenler günün kutlu olsun Cenk:) Sevgiler…

  9. 9 - Sumeyye 24 Kasım 2010

    Yazini asagiya dogru yavas yavas inerek, hic bitmese diyerek okudum Cenk! Alacati hayalimi susleyen muhtesem tatil yerlerinden biridir. Senin fotograflarinla birlesince tadindan yenmez birsey olmus, ellerine saglik. Kitap icin gun gectikce heyecanlaniyorum!!!

  10. 10 - Nixie 24 Kasım 2010

    Böyle pazar resimleri hep gaza getirir beni.Tamam eksiklerimi bu sefer pazardan alayım derim.Sonuç hüsran.Dapdar yolda herkes üstüste,ayağımın üzerinden pazar arabalarının ahenkli geçişiyle alışverişimi tamamlarım.Evdede bir bakarım bütün çürükleri doldurmuş pazarcı.Nefret ederim pazara gitmekten…Ve hep aynı şeyi derim “birdaha büyük marketlerden alacağım”:))Bu arada havuçlu kekim yumuşamış.Böyle daha iyi olmuş.Geçenlerde kızkardeşimle Karşıyakaya gittim.Hep ana yolda dolaşırdım bu sefer ara sokaklara gireceğimi söyledim.Bir aktarcı gördüm.Daldım içeriye…Baktıkça gözlerim açıldı…Herşey vardı herşey..Hayatımda ilk defa jelatin aldım bu arada.Sonra amonyaklı pasta için toz…Muskat aldım.Kardeşim işim bitince”abla hiç çıkmayacaksın sandım,ne tür bir manyaksın sen”dedi.:))
    Benimde ençok zevk aldığım şey mutfakta kullanılan malzemeleri saatlerce incelemektir.Tencere,çırpma telleri,tavalar en önemlisi bıçak…Beni dükkanda unutsalar farkında olmam.Birdaha dünyaya gelsem bir dükkan açarım.İçine makyaj malzemeleri,çanak çömlek,takı,tencere tava…:))
    Bazen diyorumki evimi soymaya hırsız girse ve bıçaklarımı görse ne der acaba”azılı bir katil???”
    Biraz daha yazarsam senin yazının boyutunu geçecek…Bitirdim..:)

  11. 11 - melike 24 Kasım 2010

    yoook artık! inanılmaz fotoğraflarrr

  12. 12 - ALACATI 24 Kasım 2010

    Merhaba,
    aahhh simdi Alacati´da olmak vardi…Bu guzel paylasim ve leziz yemek tarifleri icin cok tesekkurler…sevgiler, selamlar.

  13. 13 - zarpandit 24 Kasım 2010

    gerçekten anlamadığım tek şey misafir salonu diye evin bir bölümünün ayrılması ve tabak canakların gönül rahatlıgıyla günlüğe vurulmaması..kim çıkarmış gerçekten merak ediyorum..(çok şükür annem böyle değil!)

    Vera’ya selam olsun tanışmamız ve pazar pazar gezmemiz gerek :) (hatta ben brunch için tüm yorumcuları alsın demiştim vazgeçtim eşyalarını toplasın gelsin ben ona brunch ayarlarım :) )o bardakların sahibi ile görsel zevklerimiz uyuşuyor..

  14. 14 - Bahar 24 Kasım 2010

    Cenk, bakmaya, okumaya doyamadım, senin gibi zevkli birini sanal ortamda da olsa tanımak çok güzel, sevgiler :)

  15. 15 - niloş 24 Kasım 2010

    Sevgili Cenk Alaçatı öyle güzel ki bu zamanlar..Biz de hep sonbahar-kış mevsiminde gittik..İçimiz sıcacık geri döndük..
    Bizim için meydandaki Sailors Cafe ye uğrar bir çay içer,azıcık kedileri sever,İbrahim’e de selamlarımızı iletirsen çok seviniriz..
    Geçen kış, şubatın o soğuk günlerinde akşamları gelirlermiş,balayındalarmış dersin belki..Annesidaha iyidir umarız..
    Sımsıcak sevgiler..

  16. 16 - Mekila 24 Kasım 2010

    Cenk Bey,
    Merhabalar fotoğraflar her zamanki gibi yine bir harika. Alaçatı daha önce gidip gördüğüm ve gerçekten “Kalbim Ege’de kaldı” dedirtecek denli etkilemişti beni. Fotoğraflarınızla Alaçatı’ya tekrar gitmiş, sokaklarında gezmiş gibi hissettim kendimi.
    Blogunuzu çok sıkı bir şekilde takip ediyorum, tarifleriniz bir harika, kimisini cesaret bulup deniyorum ve çevremle de paylaşıyorum. Çok beğeniliyor.
    Saygılar, sevgiler…

  17. 17 - berrin 24 Kasım 2010

    bayıldım fotoğraflara….

  18. 18 - Canan 24 Kasım 2010

    Seni okumak ne keyifli. Huzursuz zamanlarımda siten terapi gibi geliyor.

    Emeğine sağlık Cenk. Sevgiler

  19. 19 - Ebru 24 Kasım 2010

    Gercekten cok guzel fotograflar, blogunuzu zevkle takip ediyorum, yaptiginiz isin hakkini veriyorsunuz, tebrikler…

  20. 20 - Ege 25 Kasım 2010

    Merhaba, her zamanki gibi hem yazı hem de fotoğraflar harika! Alaçatı bahar ve kış mevsimlerinde daha güzel bence de. Ben de blogumda Alaçatı’yla ilgili farklı zamanlarda üç yazı yazmış ve -seninkiler gibi profesyonel olmasa da- çektiğim fotoğrafları yayınlamıştım. Etkileyici bir yer, gitmeyen arkadaşlara tavsiye ediyorum. İzmir’den sevgiler…

  21. 21 - malla 25 Kasım 2010

    nefesim kesildi, o kadar güzel ki ilki bu yaz gidip görmüşüm Alaçatı’yı…fotoğraflarınız gerçeğinden öte sanki…Ellerinize sağlık sevgili Cenk…

  22. 22 - Destina 25 Kasım 2010

    Ah Cenk ah! Yaz kış burada yaşayan biri olarak burnumun ucuna kadar gelmişken seninle tanışma fırsatını kaçırmak kabus gibi geldi şimdi:( Eh, başka bahara diyelim:) Fotoğrafların her zamanki gibi büyüleyici, buram buram Alaçatı kokuyor! Gözüne, yüreğine, eline sağlık. Pazarda bolca yaban mersini ve türevleri de vardı, umarım almışsındır:)
    Alaçatı’dan selamlar, sevgiler…

  23. 23 - EMEL PINAR 25 Kasım 2010

    Bu yaz Alaçatı da gördüklerim, yaşadığım mutlu anlar, sakızlı muhallebi, ve Türk kahvesi senin fotograflarınla tazelendi, tatları damağıma geldi yine Cenk..

    Bende vera gibi daha çok tabak çanak derdinde olduğum ve bunları asla dolaplarda muhafaza etmediğim, herşeye kullandığım için, mutfağım kap kacaktan geçilmiyor..
    Alaçatı benim ruh evim..ruhumun huzura erdiği tek yer..En kısa zamanda hatta bu ara yine gideceğim, pazarınıda özledim, artık geçmeye başlayan lavantalarınıda..
    Hele bahar da gör orayı..Artık başka bir yer senin yaratıcılığını körüklemeyecek..
    Sevgiler…Tebrikler..

  24. 24 - sibel 25 Kasım 2010

    CANAN Hanıma katılıyorum.Gerçekten terpi gibi.Vera Hanımın yüzüğünede bayıldım:) kendisine selamlarımla ilet,fotoğraflar harika.Sevgiler Cenk…

  25. 25 - SEMRA 25 Kasım 2010

    ahhhhhhhhhh……. şu anda işte, iç cekerek o muhteşem fotoğraflarınıza bakıyorum.Bahar ayları daha bir güzel olur alacatı. ahhhhhh ahhhhhhh egemin heryeri ayrıbir güzel. sabah işe geldiğimde sizin yazılarınızı okumak o muhteşem fotolarınıza bakmak ayrı bir keyif veriyor bana. Oraya kadar gelmişken Karaburunada uğrasaydınız. Hurma zeytin toplardık beraber :)

  26. 26 - sema 25 Kasım 2010

    Cenk bey, Köşe Kahveye defalarca uğradığınıza göre Tomris hanımın kuru kayısı, kuru incir, antepfıstığı ve tabii ki sakız katkısı ile yapmış olduğu damaklardaki tadı unutulmaz kurabiyesini de tatma fırsatınız olmuştur.

    Alaçatının en iyi zamanıdır bana göre de sakin zamanları…

  27. 27 - Sabahat 25 Kasım 2010

    Sevgili Cenk,
    Alaçatı gerçekten çok güzel biz de tası tarağı toplayıp buraya yerleştik. Hele sezon dışı iyice harika.
    Bir daha geldiğinde Vera ile birlikte İncirliev’e kahvaltıya beklerim!!!!
    Slm ve svgler

  28. 28 - didem 25 Kasım 2010

    süper bir tatil olmuş cenk.. harika fotoğraflar nefis yiyecekler..
    vera=prens charles ve lady diana tabakları.. onun sayesinde eskicilerden tabak toplamaya başladım desem.. bunu ona iletirsen sevinirim :) ))
    instagram benim de yeni eğlencem.. acaip bir program ve paylaşım.. seni de takibe aldım :) ) bardakları orada görmüştüm.. çok çok güzeller..
    kitap dört gözle bekleniyor..
    sevgiler..

  29. 29 - ÖZLEM ERKAL 25 Kasım 2010

    of of diyorum resimleri gördükten sonra gidesim gezesim geldi ne güzel fincanlar, tabaklarrr, manzara dvr süsleri araya sıkıştırılmış tarifler yenilen yemekler kitabıda çok merak ediyorum ne zaman basılacak nezaman yayınlanacak (BU ARADA KİTABI BASMAK İÇİN YER ARIYORSANIZ SİZE TAVSİYEDE BULUNABİLİRİM ÖZEL BUTİK İŞLER BASAN BİR MATBAA BİLİYORUM ARA GÜLER, OKAN BAYÜLGEN, FETHİ SABUNSOY, ANİ ÇELİK AREVYAN BUNLAR İLK AKLIMA GELEN VS DİYE DEVAM EDİYOR)

  30. 30 - Reyhan 25 Kasım 2010

    Nasil boyle guzel fotograflar cekebiliyorsunuz?
    Kursami gittiniz cok merak ediyorum. Ben su anda bir fotograf kursuna katiliyorum. Ama cok faydali oldugunu soyleyemem. Bu kadar canli fotograflar cekebilmek icin birkac tip verirseniz cok sevinirim.

  31. 31 - zuzuşka 25 Kasım 2010

    Cenk fotoğrafları bile içimde kelebekler uçurdu kim bilir sen nasıl hafiflemişsindir..Neyse bir sorunum var yardımcı olursan her zamanki gibi çok mutlu olacağım:)biscoff u avrupa daki adı ile ingilterede bir arkadaşıma sipariş ettim.Bir kaç markete sormuş bulamamış acaba yanlış yerde mi arıyoruz,bir bilgin var mı?

  32. 32 - Berivan 25 Kasım 2010

    bu fotoğraflar yaşam enerjimi arttırdı şu anda =) yoğun yorucu bir gün bugün ve dudağımda bir tebessüm belirdi o kaçırmadan yazayim =)

  33. 33 - Seda Sezgin 25 Kasım 2010

    Ne güzel fotoğraflar ne güzel yerler yerimde duramadım görünce çok teşekkürler paylaştığın için iyi ki varsın

  34. 34 - Cenk 25 Kasım 2010

    leyla – Çok teşekkürler. Evet, bisküviler hazır.

    niloş – Döneli bir hafta oldu, artık bir dahaki sefere.

    Destina – Maalesef ben görmedim hiç yabanmersini. Görseydik kaçımazdım.

    sema – Kurabiyelerden denemedim. Artık o da bir dahaki sefere.

    Sabahat – Nazik teklifiniz için teşekkürler. Bir dahaki sefere mutlaka.

    Özlem – Çok teşekkürler. Nerede basılacağına yayınevi karar vereceği için bir şey diyemiyorum. Hele bir basılacak kıvama gelsin. Aklımda olsun yine de.

    Reyhan – Kursa gitmedim. Kitaplardan okuyarak ve bol bol fotoğraf çekerek öğrendim. Püf noktaları saymakla bitmez ama dış çekimlerde en önemli olan günün hangi saatinde çektiğiniz. Güneş batmadan hemen önce veya sabah çok erken, güneş tepede değilken en ideal zaman.

    zuzuşka – Belçika, Hollanda ve Fransa’da olduğuna eminim ama İngiltere’de var mı yok mu bilemiyorum.

  35. 35 - Carriemel 25 Kasım 2010

    cenk ne diyeyim!! senin için çok güzel bir tatil olmuş ama benim hep özlediğim Alaçatı’yı görünce içim sızladı. sıralıyorum yorumları uzunca.
    siyah beyaz deniz fotoğrafı başlangıcı harika.
    alaçatı ve deniz kışın bambaşka!alaçatı hep güzel ama temmuz ağustos çok kalabalık. maalesef milano’da yaşayan ben,evime sadece Ağustos ayında gidebiliyorum ama biliyorumki kışın,baharda ve sonbaharda bambaşka.Birgün oraya temelli yerleşeceğim.O gün gelecek sabırla bekleyip şu anki hayatımın tadını çıkartıyorum.
    bu duygusallık sonrası yorumlara devam evet bizim sokağı çekmişsin ve benim bayıldığım ve önerdiğim antikacı da o resimdeki.vera orada kafayı yemiştir.devamlı değişik şeyler de geliyor sanırım.vera’yı çok anladım ve sevdim.bende onun gibiyim.herşeyi kullanırım ve özel güne saklamam.kırılacaksa zaten kırılır.yer problemi yüzünden alamıyor çoğu şeyi.fincanlar süper zaten onun noel tabakları da nefisti.kitapta daha başka örnekler görmeyi dört gözle bekliyorum.
    keşke orada olsam ve tanışabilseydik.evin yerini anladın belki o çıkmaz sokağa gözün kaymıştır.inşallah ileride.
    pazar kışın da süper..bir kere kuruyemiş var.delirdim fotoğraflara.
    bu arada kuzenlerim ılıca plajında denize girmişler bayramda.umarım o canım plajı da hazır bomboşken görmüşsündür
    son siyah beyaz fotoğrafla bitiriş harika boğazıma birşey düğümlendi.akşam bende daha alaçatı delisi eşime göstereceğim. ahh ahhh
    bu yazı için sana özellikle teşekkür ederim.umarım bir gün alaçatı evimde seninle Italyan şarabı eşliğinde sohbet ederiz.hayat hiç belli olmaz…

  36. 36 - Murat 25 Kasım 2010

    Cenk bey, acik acik soyleyeyim su siralar kiskandigim insanlardan birisiniz… Gazetede yayınlanan yazıyla haberim oldu blogunuzdan. Yani birkac gunden beri okuyorum gecmis yazılarınızı. Tebrik ederim, basarilar…

  37. 37 - Örge Tulga 25 Kasım 2010

    Yazinizdaki ilk fotograf esim ile birlikte Alacati da restore ettigimiz 2.ev. Iki sene once sattik ve alan kisi bu sene otel olark kullanmaya basladi. Sakli bir yerdedir aslinda, dikkatinizi cekmis olmasina ve portfoyunuze almaniza cok sevindim. Alacati nin kisin keyfini alinca vazgecmek zordur :) Vera ve Mahir bizim de dostlarimiz. Eminim harika vakit gecirmissiniz. Ozenli calismalarinizi keyifle izliyorum. Sevgiler

  38. 38 - hanne 25 Kasım 2010

    Teşekkürler

  39. 39 - BAHAR 25 Kasım 2010

    yazınızın benim için en can alıcı bölümü; aslında yoğunluktan değilde stresten olan yorgunluk düşüncesi oldu. insan yaptığı işi severek yapınca sanırım hiç yorulmuyor, stresede girmiyor. sizi bu konuda çok kıskandım ve alaçatı gezisinide kıskandım. sevgi ve sağlıkla kalın

  40. 40 - gökşen 25 Kasım 2010

    Börek hakkında bilgi alabilirsem çok sevinirim. ayrıca fotograflar olağanüstü. gözünüze ve ellerinize sağlık. görüyorumki gerek fotograflar gerekse hazırladığınız yiyecekler sanatçı elinden çıkıyor, TEBRİKLER. SAYGILAR…

  41. 41 - SEDA 25 Kasım 2010

    İnanılmaz güzel resimler, inşallah bir gün de Kıbrıs’a kaçar gelirsiniz buranın lezzetlerini ve huzurunu görmenizi isterim..Sevgiler

  42. 42 - Tülây Özatalay 25 Kasım 2010

    Selamlar sizi gazetede okuduktan sonra güzel yemeklerinizi takip etmeye karar verdim.Tariflerinizi yapacağım elimden geldiğince merakla yeni tariflerinizi bekliyorum.Sevgiler

  43. 43 - Handan 25 Kasım 2010

    fotoğraflar harika, doğrusunu söylemek gerekirse yemeklerin önüne geçmiş, soluksuz baktım, bizimle paylaştığınız için sonsuz teşekkürler…

  44. 44 - halenur TEMİZKÖK 25 Kasım 2010

    alaçatı muhteşem sen ondan daha muhteşem.resimler şahane.gezmiş kadar oldum.sütlü tatlılarda portakal ve mandalinayı bende çok kullanıyorum.portakal ve mandalinayı minik doğrayıp suyunu süzdürüyorumve az tereyağı ve pudra şekeri ile biraz ateşte çevirip soğumuş tatlının üzerine koyup servis ediyorum.çok seviliyor.antalyanın çok eski firması YENİGÜN narenciyelerin reçel ve marmeletlarını yapıyor.portakallı ve mandalinalı sıcak çörek yaparken kullanıyorum çok güzel oluyor.başarılar.akdenizden selam ve sevgiler.

  45. 45 - demet 25 Kasım 2010

    Ben Vera hanımın yaptığı peynirli(sanırım) börekleri merak ettim, yufkaları gül şeklinde sarıp üstüne mi yumurta peynir karışımı sürüyor o fotoğrafta? yoksa o yoğurt-yumurta karışımı mı?

  46. 46 - Ayça 25 Kasım 2010

    Selamlar… Öncelikle emeğinize ve ellerinize sağlık.. Merak ettiğim iki şey var, cevaplandırırsanız çok mutlu olurum. İlki, fotoğraf makinenizin markası ve objektifiniz .. İkincisi ise kitabınızın ne zaman çıkacağı. (Soruların cevaplarıyla ilgili sitenizde bilgi vermiş olabilirsiniz, kaçırmışsam kusuruma bakmayın) Şimdiden çok çok teşekkürler..

  47. 47 - Dilek 25 Kasım 2010

    Dedem antikacı olduğundan antikaları seven ama annanem gibi dolaplarda saklamaktan nefret eden bir annem var. Doğrusu da bu zaten. Yaşanmışlıklara biraz daha yaşanmışlık katmak çok güzel. Kırılmamasına, bozulmamasına dikkat etmek yeterli :)

  48. 48 - Cenk 25 Kasım 2010

    Ayça – Çok teşekkürler. Kitap bir aksilik olmazsa Eylül 2011′de çıkacak. Fotoğraf makinem ve lenslerle ilgili de İngilizce blogumdaki şu sayfaya bakabilirsiniz (henüz Türkçe’ye çevirmeye fırsat bulamadım).

    Demet – Vera’ya sordum, şöyle anlatmış: O böreği 2 adet yufkadan yaptım. Yufkaları şerit halinde kestim, üzerine fırçayla zeytinyağı sürdüm, ortalarına azıcık eski kaşar rendesi koydum ve gül şeklinde yuvarladım. Sonra güllerin tepesine ayrı bir kapta ezdiğim 1 yumurta ve beyaz peynirden koydum. Kabın içine yarım bardak su döküp yufkaların suyu emmesini bekledim ve 200 derece pişirdim. Aynı böreğin eski kaşar yerine patlıcanla hazırlanmışı da harika oluyor.

    Carriemel – Çok teşekkür ederim. Umarım bir dahaki sefere aynı zamana denk gelir ziyaretlerimiz.

  49. 49 - nükhet 26 Kasım 2010

    çok güzelll en sevdim şeylerrr en sevdiğim yer:))
    çok teşekkürler cenk, özledim alaçatıyı en güzel zamanları

  50. 50 - Başak 26 Kasım 2010

    Ne diyeyim,çok çok güzel.Fotoğraflarınıza bakmak gerçektende terapi gibi.

  51. 51 - mineyirmibes 26 Kasım 2010

    çok keyifli bir yazı olmuş, teşekkürler emeğin için..

  52. 52 - Bahar 26 Kasım 2010

    Alaçatı’nın bu kadar değişmiş olmasına hala inanamıyorum:) Benim hatıramda hep ağır kokulu ağılların dizildiği sıra sıra evler ve yürürken/bisikletle gezerken her açıdan(!) çok dikkat etmeniz gereken çarpık taşlarla döşeli dar sokaklar vardı. Oldukça sıkıcı gelirdi bana çocukken, hani şöyle de denebilir: Ilıca’ya dönmek Alaçatı’ya gitmenin en güzel kısmıydı:) Çok güzelleşmiş Alaçatı, tam çirkin ördek yavrusu masalı gibi… Geçen yaz gördüğümde gözlerime inanamamıştım. Umarım güzelliklerin değeri bilinir…
    Cenk, seni hep okuyorum, memleketimin yakınından çektiğin bu güzel fotoğrafları görünce ilk kez bir yorum bırakmak istedim. Çok büyük ihtimalle pazarda satılan mantarlardan almamışsınızdır ama kokusunu ben buradan alabildim. Çok saol!

  53. 53 - nesrin 26 Kasım 2010

    Cok imrendim. Ama böyle ekrana bakarak olmuyor. Bu fotograflar da bir kitapta toplansa.

  54. 54 - alpan veryeri 26 Kasım 2010

    Alaçatı’yı o kadar guzel ifade etmişsiniz ki,biz Alaçatı’da iş yapan bır firma olarak bu kadar güzel anlatamayabilirdik.
    sizlere çok teşekkur etmek ıstedım.

    sevgiler

  55. 55 - fatoş 26 Kasım 2010

    Süperr ya!!!kendimi muhteşem bir belgesel izliyormuş gibi hissettim.Herşe çok mükemmel.Alaçatı,Alaçatının pazarı,evleri,sokakları nefis.Ama yine beni en çok koparan kahve fincanları oldu.Daha önce de fotoğrafları koymuşsun sanırım ama ben ilk kez görüyorum.Bayıldımmmm… zaten sanırım benim hayatımın en favorisi tabak çanak…..Tşkler…

  56. 56 - Buse 26 Kasım 2010

    Sevgili Cenk,
    Alaçatı’ya olan özlemim her geçen gün artıyorken,bu fotoğraflarla daha da alevlendi. Yazı da fotoğraflar da muhteşem.
    Hep, Alaçatı’ya gidince fotoğraf çekeceğim evleri zihnimde canlandırıyordum. Çektiğin fotoğraflarla heyecanım arttı, en kısa zamanda gitmeliyim:)
    Bol fotoğraflı ve tarifli günler:)
    Sevgilerle

  57. 57 - sine 27 Kasım 2010

    Cenk Bey, sanırım Ildırı’ya da yolunuz düşmüş(fotoğraflardan anladığım kadarıyla) orada nerelere uğradığınızı merak ettim.

  58. 58 - Cenk 27 Kasım 2010

    sine – Evet, ama sadece arabayla geçtik.

  59. 59 - Meriç 27 Kasım 2010

    Ege dönüşünde,sizden balık bekliyoruz.günlük hayatta mutlaka balık pişiriyorsunuzdur.ama bence bloğunuzda da paylaşın.

  60. 60 - ASİYE 27 Kasım 2010

    MERHABALAR CNK BEY!!!
    ALAÇATI’YI ÇOK GÜZEL ANLATMIŞSINIZ…
    HERYIL İZMİR’E GİTTİĞİMDE MUTLAKA UĞRADIĞIM BİR YER.. BANA ORADA DOLAŞMAK SANKİ MASAL ALEMİNDE DOLAŞIYORMUŞUM HİSSİNİ VERİYOR.. HERŞEYİN ÖNÜNDE DURUYOR, HERŞEYE BAKIYOR, HERŞEYİ TEK TEK İNCELİYORUM.. VE DE O KADAR MUTLU OLUYORUM Kİ.. KISA BİR SÜREDE OLSA BİR RÜYA AŞLEMİNE DALIYORUM..
    TEK KÖTÜ YANI ÇOK PAHALI BİRYER OLMASI.. KONAKLAMAK, YEMEK-İÇMEK HER ŞEY ÇOK PAHALI.. KEŞKE BİRAZ DAHA FAZLA PARAM OLSADA BİRAZ DAHA UZUN SOLUKLU TENEFFÜS EDEBİLSEM O HAVAYI.. BENDE SON ZAMANLARDA DOSTLARIMLA KAHVELER İKRAM EDİYORUM.. YANINDA BAZEN ÇUKULATALI KURABİYE, BAZEN ÇUKLATALI KEK, BAZEN DE LOKUMLA.. ONLARDA BENDE ÇOK MUTLU OLUYORUZ KAHVELERİMİZİ YUDUMLARKEN:)) SİZİDE BEKLERİZ:))

  61. 61 - dyt.özge kelebek 28 Kasım 2010

    o turuncu mantarlar çintar… harika lezzetli mantarlar… blogunuzda farklı mantar türleri ile yapılmış yemeklerde görmek isterim…isteriz…
    benim blogumada beklerim.
    sevgiler.

  62. 62 - Yemekcinin Mekanı/Nazlı 28 Kasım 2010

    Fotoğraflara mı bakayıımmm yazıyı mı okuyayıımm bilemedim. Herşey harika, tabaklar, fncanlar, alaçatı, sokaklar, kapılar… Çok hoş bir tatil olmuş gerçekten. Kabaklı böreği çok beklemeyiz inşallah:)

  63. 63 - Esra 29 Kasım 2010

    Aaaaa bu Vera, bizim Vera. Dünya ne küçükmüş. Cenk Bey yazıya da fotolara da bayıldım. Süpersiniz. Geçen gün havuçlu kek tarifinizden kek yapmaya çalıştım. İlk defa bir kekim kabardı ve çöpe atmadım. Tadını da en çok yine ben beğendim evde ama olsun…Belki de o vanilya özündendir. Bulamadım, arayamadım ve dandiklerinden koydum. Neyse sizi takip ediyorum, çünkü bu kış güzel ve yeni yemekler yapmaya niyet etmiştim. İşler bastırdı, pek yapamıyorum ama neyse…Herşeyin bir zamanı vardır. Sevgiler.

  64. 64 - Nur 29 Kasım 2010

    Cenk, kendim tatil yapmış gibi rahatladım, dinlendim.Çok yoğun çalıştığından bahsediyordun endişeleniyordum ama senin tatil fotoğraflarını görünce sevindim.:)
    Ağızda dağılan kurabiye tadında bir tatil olmuş..
    (Orada bile blogu unutmayıp fotoğrafları paylaşmışsın.sen duramazsın :) )

  65. 65 - Cenk 30 Kasım 2010

    Esra – Afiyet olsun. Vanilya özütü sadece hoş bir koku vermesi için gerekli. Yokluğu tat olarak çok büyük bir fark yaratmayacaktır.

  66. 66 - Gözde 30 Kasım 2010

    İnsan bütün bunlara bakınca işi gücü bırakıp sürekli gezmek ve yemek yemek istiyoooor :) elinize sağlık!

  67. 67 - sevil 01 Aralık 2010

    Cenk bey günaydın ne kadar şahane bir yermiş bu Alaçatı sayenizde iç çeke çeke baktım resimlere bu güzel anlatım içinde şahsım adına teşekkür ederim
    Veranın kabaklı böreğini merakla bekliyorum
    sevgiler

  68. 68 - ozlem 03 Aralık 2010

    cenk, muhtesem fotograflar…bayildim, ellerine saglik, ne kadar guzel, cok begendim, tebrik ederim…he hippies side door, bastirip kafeye koyacagim:)))

    love you!

  69. 69 - Özlem20 04 Aralık 2010

    Her zamanki gibi harikasın sen..Çokta zevkli:))Bu arada facebook sayfan var mı Cenk..Cafe Fernando olarak?

  70. 70 - Cenk 04 Aralık 2010

    Özlem20 – Çok teşekkürler. Evet, var. Şurada.

  71. 71 - Peritozu Fotograf 09 Aralık 2010

    Cokca guzel yerleri pekce guzel gozle gorup dinlemek fazlasiyla doyurucu oluyor…Buraya girdigim zaman 20 dk’dan once cikamiyorum.Baktigim fotograflara yeniden bakip,tariflerin hepsini yapicak vaktim olmasada en ince detaylarina kadar okumak…Seviyorum ben burayi :)

  72. 72 - Figen 09 Aralık 2010

    Verayla bende tanışmaaakkkk istiyorummmm…

  73. 73 - selma 10 Aralık 2010

    sabahın köründe bu siteye girdim hala çıkamıyorum herşey ama herşey çok güzeleline yüregine saglık.bi soru börekteki 2 yufka üst üste mi koyulup kesiliyo nekadar genişlikte kesiliyo.

  74. 74 - Cenk 10 Aralık 2010

    selma – Çok teşekkürler. Üst üste değil, her yufka tek kat olarak 2-3 parmak kalınlığında şeritler halinde kesiliyor.

  75. 75 - Ceyda 18 Aralık 2010

    Cenk, süper yazmış ve resimler çekmişsin. Ben heryaz 2,5 ay alaçatı’dayım.Her sezon gittiğimde sabah yürüşü yapıp ne yenilikler olmuş diye köyü bir uçtan bir uca gezer ve resim çekerim. Her sene biraz daha modernleşmesi beni çok üzüyor. Yaz akşamları mecbur kalmadıkça sokağaçıkmam çünkü resmen yaya trafiğitıkanıyor.Yazını okuyunca yılbaşını orada geçirmek istedim.

  76. 76 - munevver 21 Aralık 2010

    ah oğlum ne güzel yerler gösterdin negüzel şeyler yaptın değerli kişisin seni kutlarım hele çukulatalı yaptığın şeyler çok ğüzel

  77. 77 - Özlem 12 Mart 2011

    Bir sene sonra keşfetmiş olsam da doyamadım sayfa sayfa geziyorum ama özellikle bu fotoğraflar beni çok etkiledi öyle kıskandım ki önümüzde ki hafta Alaçatı’ya gitmek için ani bir karar verdim :) İçtenlikle teşekkür ederim :)

  78. 78 - Yasemin 20 Aralık 2011

    Cent bey,merhaba
    yazilarinizin arasinda eBay dikkatimi cekti.nedir bu eBay
    Tesekkurler

  79. 79 - Cenk 20 Aralık 2011

    Yasemin – Bir açık arttırma sitesi. Google’a yazıp bakabilirsiniz.

  80. 80 - Neslihan 30 Ocak 2012

    Henüz gidemedim ama Alaçatı’yı geçen sene tesadüfen keşfetmiştim. İnternette Kurabiye Otel diye çok şirin bir butik otel bulmuştum. Odalarının ismi çok sevimli gelmişti. İşletmecileri de çok tatlı insanlar.
    Böyle yerleri görünce oralarda yaşamak istiyorum. Bi cafem olsun, mutfağında ben çalışayım, cafede çalışanlar arkadaşlarım olsun, mümkünse üst katı da evim :)
    Çok güzel, cezbedici fotoğraflar çekmişsiniz. Bu sene gitmek istiyorum.

  81. 81 - hivda 23 Şubat 2012

    Cenk merhaba, fotoğraflar çok güzel insanın içini açıyor yazın bir an önce gelmesini ve alaçatıya gitme isteğini depreştiriyor:) ellerine sağlık . ben daha öncede bu konuyla ilgili bişey sormuştum . tekrar müsadenle bikaç şey öğrenmek stiyorum senden: bende canon 550 D ve onunla birlikte verilen 18 55mm lens var,daha işin başındayım gerçi ama , bende daha canlı renklerin çıktığı fotoğraflara sahip olabilmek için ‘ tıpkı yukarıdaki fotoğraflar gibi’ 550 D ile uyumlu hangi lensi almalıyım sence , fotoğrafçılık kursuna da gidiyorum. bende gezdiğim yerleri, yaptığım yemekleri vb. detay fotoğrafları çekmeyi çok seviyorum fakat dedğim gibi lensim yetersiz geliyor onları mutlaka işlemek lazım açıkçası ben programda fotoğrafın orjinali çok fazla oynamaktan yana değilim.. renk skalası daha geniş ve benim makinamla uyumlu hangi lensi almalıyım çok teşekkürler şimdiden .. sevgiler.

  82. 82 - Cenk 23 Şubat 2012

    hivda – Ben genelde zoom lenslerden uzak durmaya çalışıyorum. Sabit odak uzaklığı olan lensleri seçmenizi öneririm. En hesaplısı ve hayat kurtaranı 50 mm f1.8. Onun dışında 100 mm L serisi olan da favorim. Seyahate çıktığımda hepsini yanımda taşımak zor olduğu için istemesem de 24-70 mm olanı yanıma alıyorum. Lensiniz ne olursa olsun kontrast ayarı, renk ayarı gibi oynamalar daha iyi sonuç veriyor. Tabii bunları bir dereceye kadar kameranın menüsünden de ayarlayabilirsiniz.

  83. 83 - hivda 23 Şubat 2012

    peki 50mm f1.8 olan objektifde daha güzel renkler yakalayabilir miyim?

  84. 84 - Cenk 23 Şubat 2012

    hivda – Daha güzel renkler yakalamak için sadece bu lensi satın almak yeterli olmayacaktır. Daha birçok faktöre bağlı. Ona ek olarak polarize filtreleri de incelemenizi tavsiye ederim – renk konusunda asıl farkı onlar yaratacaktır.

  85. 85 - hivda 23 Şubat 2012

    çok teşekkürler cenk .

  86. 86 - AFİFE ÖNDİN 23 Kasım 2012

    Siteniz oldukça keyifli ve lezzetli :)
    ayrıca alaçatı ve bodrum gezileriniz, özellikle de fotoğraflarınız çok başarılı ..
    güzel gezileriniz olun,sevgiler …

  87. 87 - hulya 07 Kasım 2013

    Selam, gene ben cenk bey, vera hn’ın yaptığı börek harcı peynir yumurta karışımı gibi bir şey mi yufkaların içinde ayrıca bir şey var mı görüntüsü hoşuma gitti fırsatınız olursa kısaca yazarsanız memnun olurum

  88. 88 - hulya 07 Kasım 2013

    Buldum tarifi çok pardon yazmışsınız zaten yorumlarda

Yorumunuzu bırakınız