Çam Fıstıklı Pazı Kavurma

18 Mayıs 2012 | Kategori: Sebze Yemekleri

Pazı Kavurma

Geçen sene tam da bu zamanlar, kitabın Eylül ayına yetişmesi imkansız gibi gözükmeye başlayınca bir karar aldım. Yaz boyunca evden çıkmayacak, uykuda geçirdiğim saatler dışındaki vaktimin tamamını kitap için tarif geliştirmeye, fotoğraf çekmeye ve yazı yazmaya ayıracaktım. Eylül başında her şeyi toparlayıp ajansa teslim etsem, onlar insanüstü bir güçle çalışıp işi bir ayda tamamlasalar, Ekim başı baskıya geçilir, kitap da Kasım ortası gibi kitabevlerine dağıtılmış olurdu.

Bu planın üzerinden tam bir yıl geçti. 365 günün en az 350 günü geceli gündüzlü kitap için çalıştım. Buna rağmen bu yazki planım yukarıdaki ile aynı. Haziran, Temmuz ve Ağustos boyunca (maalesef klima eşliğinde) 16 saatlik çalışma günleri beni bekliyor. Ve hala içimden sene sonuna yetişecek diye cümle kurarken başına “bir aksilik olmazsa” ya da sonuna “umarım” eklemek geliyor.

Geçenlerde blogun anasayfasında en son yazının tarihini görünce gözlerime inanamadım. Üzerinden bir ay geçmiş. Mozaik pasta tarifini yayınlayalı da bir buçuk ay olmuş. Daha geçen hafta yemedim mi ben o mozaik pastadan? Boş boş ekrana baktım – ki bu boş boş bir yerlere bakmak artık adetten oldu. Gündüzleri fotoğraf çekmeye başladığımda cin gibiyim ama akşamüstüne doğru tarif denemeleri sırasında bazen aklım gitmeye başlıyor. “Şimdi ne yapacaktım?”, “Bunu neye ekleyecektim?”, “3 dakika mı çırptım 5 dakika mı?” diye sorular sorduğumda cevapları hemen gelmiyor. Gözlerimi kısıp hatırlamaya çalışıyorum ama ilk beş on saniye bir boşluk. Hiçbir şey düşünememe hali. Geceleri yatağa yattığımdaysa bazen bacaklarımın ağrısından uykuya dalamıyorum.

Yanlış anlamayın, hiç şikayet etmiyorum. Sadece bloguma eskisi kadar vakit ayıramadığım için üzgünüm, o kadar.

[Yazının devamını okumak için tıklayın →]

Saveur Blog Ödülleri ve Chez Panisse

12 Nisan 2012 | Kategori: Diğer

Saveur Blog Ödülleri ve Chez Panisse

Cafe Fernando geçenlerde 6 yaşına girdi, haberiniz yok!

Blogum yeni yaşına girerken ya tutmayan bir tarif sonrası kızgınlıkla tezgahı zımparalarcasına siliyordum ya da fotoğraf çekimleri için İstanbul’un bir ucundan alıp arabaya doldurduğum taşları tek tek sırtımda 4 kat merdivenden çıkartıyordum. Yoksa blogum o çıkarttığım taşları tek tek fırçalayıp yıkarken mi 6 yaşına girdi? Bilmiyorum, belki de kurulayıp duvara sıralarken… Ya da sekizinci kez denediğim kek, öncekilerden bir arpa boyu bile ilerlememiş halde fırından çıkıp pis pis bana bakarken.

Keşke günler 48 saat olsa. Keşke bloguma daha sık yazı yazabilsem. Keşke her yazıma Chez Panisse yazıma ayırdığım kadar zaman ayırabilsem. Epey zaman geçti. Şu anda üzerinde tam olarak ne kadar çalıştım hatırlamıyorum ama bu 6 sene içinde en çok özen göstererek yazdığım yazı Chez Panisse yazısıydı. San Francisco tatilimde yediğim en lezzetli yemek değildi ama kesinlikle en unutulmaz deneyimdi. Okuyan herkesin benimle birlikte Chez Panisse‘in mutfağında dolaştığını hissetmesini, o fırından çıkan ananasların kokusunu içine çektiğini hayal etmesini hedefleyerek yazmıştım. Yorumları okuyunca amacıma ulaştığımı görebiliyorum. Görünüşe bakılırsa yazıyı Saveur dergisi de en az sizin kadar sevmiş. İngilizce blogumda yayınladığım Chez Panisse yazım bu seneki Saveur Blog Ödülleri‘nde “Yılın En İyi Yemek Yazısı” kategorisinde aday.

[Yazının devamını okumak için tıklayın →]