Pembe Domates, Rezene, Tarhun ve Keçi Peynirli Siyah Pirinç Salatası

26 Ağustos 2011 | Kategori: Salata

Pembe Domates, Fençel, Tarhun ve Keçi Peynirli Siyah Pirinç Salatası

Köşke bir haller oldu. Nerede eskiden kazan kazan pişen Cennet’in Pazar günleri açtığı mantılar ve o kazanlara eşlik eden, masanın iki ucundaki eritilmiş çeyrek kilo pul biberli tereyağı kaseleri, nerede şimdiki yoğurtlanmış börülce haşlaması… Nerede çay saatinde ağızda dağılan elmalı kurabiyeler, tatlıyı “dengelesin” diye ardına yenen zeytinli poğaçalar, arasında eski kaşarla fırınlanmış simitler, nerede şimdiki şekersiz, unsuz, yağsız kurabiye müsveddeleri… Acaba babam önemli yerlerinin altını fosforlu kalemle çizip yolladığı “Sarımsağın faydaları”, “Zeytinyağının kudreti”, “Kalp dostu meyve ve sebzeler” başlıklı yazılardan birer kopya da köşke mi gönderiyor?

Köşktekiler çok değişti. Biri 21 gün un yememeye ant içti, diğeri şekeri azalttı. Eskiden Ramazan pidesinin içini tereyağı ve fıstıklı çikolatayla dolduran, şimdilerde tatlı niyetine donmuş yoğurda haşlanmış siyah pirinç karıştırıp yiyor. Eskiden ne götürsem yerlerdi, şimdilerde şekersiz, yağsız, unsuz ve “un haline getirilmiş her şey”siz tatlılar sipariş ediliyor.

Gerçi bu yeni düzene ayak uydurmaya çalışmak benim de işime geliyor. Evde kitap için pişirdiklerim, köşkteki sağlık patlaması sayesinde dengeleniyor.

Bu sağlıklı akşam yemeklerinin birinde, rejimde olsa dahi sevmediği şeyleri kesinlikle yemeyeceğini bildiğim bir köşk sakini, “normal insanlar” için hazırlanmış pilava ek olarak masaya gelen siyah pirinci denememi önerdi. Sadece suda haşlanmış olmasına rağmen tadı hiç de fena değildi. Her ne kadar tatlı konusunda zevklerimiz benzeşse de donmuş yoğurda karıştırıp tatlı niyetine yiyeceğimi pek sanmıyorum ama raflarımda kendi kavanozunu edindiğini düşünürsek, hiçbir etki altında kalmadan siyah pirincin mutfağımda kalıcı bir yer edindiğini söyleyebilirim. Bu, kepekli makarna serisinde olduğu gibi “daha sağlıklısını sevmeye çalışmak” da değil. Bildiğin sevdim işte. Elbette beyaz pirincin yerini alamaz, ama zaten kıyaslamak da mümkün değil.

Pembe Domates 2

Uzun süredir tarhun ve pembe domatesle bir salata tarifi vermek vardı aklımda. Bu siyah pirinç de eklenince sizinle paylaşabilecek kıvama geldi.

Siyah Pirinç

Birkaç denemeden sonra siyah pirinci düzgün pişirmesini de öğrendim. İlk denemeyi paketin (süpermarketlerde Sezon markası altında “Venere Nero Pirinç” adıyla vakumlanmış ve siyah karton kutulara konmuş şekilde bulabilirsiniz) arkasında yazan yöntemle yaptım. Sonuç lapa. Pakette yazan bir ölçü pirince üç ölçü su, pilav gibi yapıldığında, bana göre yanlış. Gerçi şimdi kutuya tekrar baktım, fotoğraflarda tencerenin kapağı açık ama yapılışında demlemeden bahsedilince pilav gibi pişirileceğini düşünüyor insan.

Bence biraz dişe gelen bir kıvam olması şart. Bunun için önce bire iki ölçüyle pilav gibi pişirdim, o bile fazla pişmiş geldi. Ki pişmesi bitmeden önce tadına bakıp haddinden fazla piştiğini anlayınca pirinçleri kurtarmak için soğuk sudan geçirmeme rağmen. Bir sonraki denemede ise şunu keşfettim: Siyah pirince pilav değil makarna muamelesi yapmak lazım. Yani klasik yağda kavur, tuz ve suyunu ekleyip pişir yönteminden ziyade kaynayan tuzlu suya atıp istediğin kıvama gelinceye kadar haşlamak çok daha iyi bir sonuç veriyor. Eğer pilav gibi pişirmek isterseniz tavsiyem bir su bardağı pirince bir tam artı dörtte üç su bardağı su koymak. Siyah pirinci yerken ağızda bir çıtırtı olmalı. Pirinç haşlanırken tarifte belirttiğim sürenin sonuna doğru kaşıkla alıp sudan geçirdikten sonra tadına bakın; eğer dış kabuğu olduğu gibi duruyor ve içindeki pirinci kolaylıkla ısırabiliyorsanız olmuş demektir.

Pembe Domates

Eskiden domates soyarken ziyan olmasın diye diplerine bir çentik attıktan sonra sıcak suya daldırıp çıkartır, kabuklarını elimle sıyırarak soyardım. Victorinox’un domates soyacağını edindikten sonra vazgeçtim. Derisini incecik alıyor, böylelikle su kaynatmak, domatesleri haşlamak, soğuk suya daldırmak vs. gibi uzun bir süreçten kurtulmuş oldum. Şu yazıda anlattığım yöntem, kışlık domates sosu gibi çok fazla domatese ihtiyacınız olduğu tarifler için daha pratik ama birkaç domates söz konusu olduğunda bu aleti almanızı öneririm (model no 7.6075). Her yerde satılan sebze soyacaklarına çok benziyor; tek farkı bıçağındaki keskin tırtıklar.

Tarhun

Tarhun (sağda) çok kuvvetli bir tada sahip. Dolayısıyla temkinli kullanmak lazım. Çok fazla kullanırsanız diğer bütün malzemeleri geri plana atması kaçınılmaz. Hemen hemen her ot gibi domatesle muhteşem bir uyumu var. Kahvaltıda da zeytinlerin üzerine zeytinyağı gezdirdikten sonra birkaç yaprak koparıp serpin, çok beğeneceksiniz.

Fençel

Tarhuna en yakın tatlardan biri de aynı anason aromasına sahip rezene.

Kökünü mandolinle incecik dilimledim. Saplarını sakın atmayın. Uçlarındaki mis kokulu saçaklar salataya hem tat hem de renk katacaklardır.

Salatanın sosu evde her zaman hazırladığım hardallı bir vinaigrette. Normalde malzemelerin arasında bir koca diş sarımsak da olur ama bu salata için gereksiz. Umarım beğenirsiniz.

MUTFAKTA ERKEK VAR!

Bundan yaklaşık 1,5 sene önce, Milliyet Gazetesi Haftasonu Ekleri Yayın Yönetmeni Deniz Alphan, ikinci kitap projesine beni de dahil etmek için e-mail attığında pek gururlanmıştım. “Mutfakta Erkek Var” adlı kitabı için buluşup kahve içtik. Önce blogdan konuştuk, sonra beni sağlıklı yemeklerle büyüten annemi ve babamı şikayet ettim, mantılarla böreklerle büyüyen arkadaşlarımı ne kadar kıskandığımı anlattım, sonra da uzun uzun en sevdiğim konu hakkında konuştuk. Hepsi “Mutfakta Erkek Var”da.

Bu buluşmadan tam bir sene sonra, kitabını yayınevine teslim etmek üzereyken, mesleğim olarak ne yazması gerektiğini sorduğunda verdiğim cevap daha da gururlandırdı beni: Yemek yazarı ve fotoğrafçı. Hala insanlar sorduğunda sanki dediğime inanmıyormuşum gibi kısık sesle söylüyorum.

Mutfakta Erkek Var

Deniz Alphan kitabı için yemek meraklısı 28 erkeği mutfağa soktu, sohbet etti, tarifler aldı. Kitapta gül yapraklı tavuktan hamur içinde rakılı balığa kadar 100’den fazla tarif var. Kitabın bir diğer ilginç yanı, bu yemek meraklısı 28 erkeğin mutfaklarındaki detayları görebilmek. Faruk Malhan’ın değirmenini ve Görgün Taner’in eski yemek kitabı koleksiyonunu kıskanmadım desem yalan olur.

Kitabın ilginç bulduğum birkaç karesi ve benimle ilgili olan bazı kısımlar yukarıda. Bakalım hangileri benim sayfalara ait tahmin edebilecek misiniz!

Hani bazen yorumlarda diyorsunuz ya “Okudum okudum sonra bunları bir erkeğin yaptığını görünce şaşırdım” diye… Bir de bu kitabı alın.

Deniz Hanım’a tekrar kitabında bana yer açtığı için teşekkür ederim.

Şimdi, izin verirseniz, akşama köşkten unsuz çikolatalı pasta siparişi geldi, ona başlamam gerekiyor. Tadını beğenirsek çok yakında burada.

Pembe Domates, Rezene, Tarhun ve Keçi Peynirli Siyah Pirinç Salatası

Malzemeler

  • 1 su bardağı (200 gram) siyah pirinç
  • 3 su bardağı kaynar su
  • 1/2 tatlı kaşığı ince deniz tuzu + biraz da salata sosu için
  • 1 adet pembe domates
  • 10 adet taze soğan
  • 1 adet rezene
  • 3 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 2 tatlı kaşığı sirke (ben beyaz şarap sirkesi kullandım)
  • 1/2 tatlı kaşığı Dijon hardal
  • Taze çekilmiş karabiber
  • 1 yemek kaşığı irice doğranmış tarhun
  • 50 gram keçi peyniri

Yapılışı

  1. Siyah pirinci büyük boy bir karıştırma kabına aktarıp üzerini iki parmak geçecek kadar kaynar su dökün ve yarım saat boyunca bekletin. Kevgire aktarıp süzün, soğuk suyla durulayın ve tekrar süzüp büyük boy bir tencereye aktarın. Üzerine 3 su bardağı kaynar su ve yarım tatlı kaşığı ince deniz tuzu ekleyip yüksek orta ateşte 30-35 dakika boyunca haşlayın. Sürenin sonuna doğru bir kaşık pirinci soğuk suya tutup tadına bakın. Eğer çok sert gelirse ve tenceredeki su azaldıysa bir miktar daha kaynar su ilavesi yapıp 5-10 dakika kadar daha haşlamaya devam edebilirsiniz. İstediğiniz kıvama gelince yine süzgece aktarın, pişmesini durdurmak için soğuk sudan geçirin ve iyice süzülene kadar bekletin.
  2. Pembe domatesin kabuğunu soyup iri parçalar halinde doğrayın. Taze soğanları da ince ince doğrayıp bir kenara ayırın.
  3. Rezenenin kök kısmını tercihen bir mandolin yardımıyla ince ince dilimleyin. Sapındaki saçakları elinizle kopartıp bir kenara ayırın.
  4. Salatanın sosunu hazırlamak için bir kaseye hardalı aktarın, üzerine sirkeyi döküp bir çatal yardımıyla çırparak hardalın erimesini sağlayın. Üzerine bir miktar deniz tuzu ve taze çekilmiş karabiber ekleyip çatalla çırpmaya devam ederken zeytinyağını azar azar dökerek karıştırın.
  5. Siyah pirincin suyunun tamamen süzüldüğüne emin olduktan sonra bir karıştırma kabında siyah pirinci, domatesi, taze soğanları, rezeneyi ve tarhunu salata sosuyla harmanlayıp servis tabağına aktarın.
  6. Keçi peynirini ufak parçalara bölüp salatanın üzerine yerleştirin ve son olarak rezenenin kenara ayırdığınız saçaklarını kopartıp eşit şekilde dağıtın.
Üye ol, yemek tarifleri emailine gelsin.

Yorumlar

  1. 1 - Hatice 26 Ağustos 2011

    Butun cikolatali kisimlar tabiiki sana ait:)

  2. 2 - ayca 26 Ağustos 2011

    evet evet, tam da aklımdan böyle birşey geçerken bu tarifi görmem sadece tesadüf olamaz, elinize sağlık hemen deneyeceğim 🙂

  3. 3 - funda 26 Ağustos 2011

    merhaba cenk,
    çikolatadan bahseden sayfalar sana aittir diye düşünüyorum (: Salata kadar domatesler de tek başına harika görünüyor.İlk yorumu yazmanın tadı da bambaşka!yaşasın evde olmak!

  4. 4 - Newcity 26 Ağustos 2011

    Siyah pirincin tadı nasıl? Neye benziyor? Diğer 27 erkeği çok iyi tanımıyorum ancak çikolata ile ilgili olan cümelelerin sahibi senden başkası değildir.
    Köşke gluten free rüzgarı esiyor demek… Unsuz çikolatalı pastanda başarılar.

  5. 5 - funda 26 Ağustos 2011

    ilk 3. yorum demek istedim (:

  6. 6 - zuzuşka 26 Ağustos 2011

    Sağ alt taraf ve güllü tavuğun üstü tabiki sana ait:)

  7. 7 - sedef 26 Ağustos 2011

    güzel gözüküyor. ellerinize sağlık..

  8. 8 - Pratik Anne 26 Ağustos 2011

    Bahceden topladigim yeni domatesleri kullanmak icin harika bir tarif. Ve fakat oglush beyaz peynir sevmiyor, baska bir alternatif bulmam gerek. Tarhun da tarragon’mus. Market yollari tastan.
    Cikolatali bolum size ait tabi ki degil mi?

  9. 9 - Sezer 26 Ağustos 2011

    Yine harika bir tarif daha.. soyulmuş domates fotoğrafta harika gözüktü, resmen iştahım kabardı. Esmer pirinç kullanmıştım ama siyahla yeni tanıştım sayenizde. İlk fırsatta deneyeceğim. Elinize sağlık 🙂

  10. 10 - Keyf-iemel 26 Ağustos 2011

    Sanırım çikolatalı olanlar…
    Bu bloğa takılmamın en önemli sebebidir zaten…
    Kitap ta ilgi çekici, başarılaarrr…

  11. 11 - Baris 27 Ağustos 2011

    E sen yine masraf cikarttin yaaaa! Mecbur aliciiiz artik n’apalim 🙂

    Bu arada Kosk ozune donunce de haber vermeyi unutma!

  12. 12 - Baris 27 Ağustos 2011

    http://www.crateandbarrel.com/kitchen-and-food/prep-utensils/strawberry-huller/s607943

    Bundan da var mi sende? Acaip bagimlilik yapiyorrrr….

  13. 13 - ebru 27 Ağustos 2011

    siyah pirinç ve tarhun.. ilk kez duyduğum malzemeler. tatlarını gerçekten merak ettim. hadi siyah pirinci marketlerden bulduk peki tarhunu nasıl bulacaz? istanbulda yaşamadığım için bu tarz malzemeleri bulmaz biraz zor:(
    bu arada kitap muhakkak alınmalı,okunmalı 🙂

  14. 14 - Sevgi Ackersonn 27 Ağustos 2011

    Pirinci haşlayıp yaptığınız pilava süzme pilav, “Çilav” denir. İran pirinciyle yapılır. Tencerede su içinde pirinç dirice haşlanır, süzülür ve tereyeğ ile yağlanır, demlendirilir. Acem yemeğidir.
    Kolay gelsin..

  15. 15 - dilek 27 Ağustos 2011

    sizi hayranlıkla uzun zamandır takip ediyorum …yine çok güzel bir sunum.

  16. 16 - neslihan 27 Ağustos 2011

    Uzun zamandır markette elime alıp bırakıyorum siyah pirinci. Renginden dolayı çok çekici gelse de bir türlü nerede kullanabileceğimi bulamamıştım. Pilav olarak denemek istemedim nedense. Tarifiniz sayesinde siyah pirinci almam için bir neden çıktı. Teşekkür ederim 🙂
    Bu arada fotoğraflarınız ve sunumda kullandığınız mutfak takımlarınız çok güzel görünüyor. Salatadan önce tabaktan gözümü alamadım. Ellerinize ve gözlerinize sağlık,

    Bu arada bende herkes gibi çikolata ile ilgili olan sayfaların size ait olduğunu düşünüyorum.

  17. 17 - Hulyanaz 27 Ağustos 2011

    Merhabalar Cenk,

    Salata tarifin cok hos ve saglikli görunuyor..Ilkfirsatta deneyecegim..Sormak istedigim bir sey var; rezenenin sogan gibi kismini temizlemek ve soymak icin özel bir yöntem gerekir mi??…Asagidan yukari lif lif soymak gibi..ve yumrudan cikan 5 parmak gibi kisimlarida salatada kullanacak miyiz?? Firsatini buldugunda beni bu konuda aydinlatirsan cok memnun olurum..Basarilar..

  18. 18 - Leyla'nın Kahve Dükkanı 27 Ağustos 2011

    1- Dondurulmuş yoğurt değil bildiğin dondurma bile olsa içine pirinç koyup tatlı niyetine yiyemem.
    2- Fotoğrafta pirinçler birer ikişer zehirlenmiş ufak yer yaratıklarına benziyor.
    3- O tabak aslında mavi desenli değil miydi ben mi yanlış hatırlıyorum yoksa bu yeni mi veya fotoğraf hilesi mi?
    4- “Yemek yazarı ve fotoğrafçı” bu senin hayalindi. Artık benim de öyle…
    5- “Her fırsatta herşeyin içine çikolata sokmaya çalışırım” sana ait değilse, hiç kimseye ait olamaz.
    6- Deniz Alphan’ı çok kıskandım.

    Son olarak lanet olsun seni çok özlüyoruz bitsin artık şu kitap …

    GERİ DÖN CENK. Mümkünse çikolatalı bir tarifle hem de (Köşk’ten gelen sipaiş fena olmaz mesela).

  19. 19 - Serpil Seydioğulları 27 Ağustos 2011

    Raflarınızda siyah pirince yer ayırdığınıza inanın çok sevindim umarım yakında siyah pirinçle sütlaç denemelerinizde olur.Ben henüz istediğim kıvamı yakalayamadım.Salatanızıda en kısa zamanda deneyeceğim.
    Kitapta çikolatalı kısımlar size ait bügün milliyet gazetesinin ekinde çikolatalı browni tarifiniz bayram çikolataları yazısının içinde yer almıştı.
    Bayram ikramlarım sizin tariflerinizden ellerinize ve emeğinize sağlık.

  20. 20 - nursen 28 Ağustos 2011

    tarhunun kurusunu çorbalarda ve ekmeklerde kullanıyordum ama tazesini kullanmak hiç aklıma gelmemişti salatalarda denemek lazom şimdi ya da söylediğin gibi kahvaltıda zeytinle

  21. 21 - EMEL PINAR 29 Ağustos 2011

    “Mutfakta Erkek var” şimdiye kadar okuduğum mutfak, sohbet, yemek tarifi kirapları arasında en iyi olanı. Kitapta baş rolü layıki ile almış tüm erkekler, sadece bu muazzam iş için mutfağa girmiş değiller. Hepsi, iş yaşamlarında, profesyonel olan ama mutfağa, yemek sanatına gönül vermiş, yaşam sevinci ile dolu, damak ve görsel zevki olan birbirinde yakışıklı 28 erkek.
    Okurken, her birinden farklı birşeyler öğrendiğim, kurşun kalemle altını çizdiğim bir sürü detayı olan harika bir başucu kitabı. Deniz Alphan’ a binlerce teşekkürler. Cenk, harika işin parçası olmandan ötürü ayrıca gururlandım. Julia Child vari retro karıştırıcıların süper:)

  22. 22 - Cenk 29 Ağustos 2011

    Newcity – Kendine has bir tadı var, anlatmakta güçlük çekiyorum, diğer bir şeye de benzetemiyorum.

    Baris – Bundan yok. Henüz!

    ebru – Tarhun da süpermarketlerde mevcut. Bulamazsanız onsuz da yapabilirsiniz; rezene de oldukça aromalı.

    Hulyanaz – Dıştaki birkaç katmanı söktükten sonra sapların çıktığı kısımdan keserseniz yeterli olacaktır. Ben saplarını salatada kullanmıyorum. Tavuk veya sebze suyu yaparken kullanmak üzere buzluğa atabilirsiniz.

    Leyla’nın Kahve Dükkanı – Tabağın desenleri siyah, herhangi bir fotoğraf hilesi yok.

    Serpil Seydioğulları – Ben görmemiştim, haber verdiğiniz için teşekkürler.

    Emel Pınar – Çok teşekkürler!

  23. 23 - Deniz 30 Ağustos 2011

    Yine çok güzel bir tarif. Salata veya makarna gibi yenmek için ideal gibi görünüyor anlattıklarına göre siyah pirinç.
    Bu arada kitabı çok merak ettim. Aslına bakarsan diğer erkek yemek yazarlarını merak ettim ben. Çünkü aklımda hep bi erkek mutfağa girerse ortalığın berbat olacağı, temiz ve titiz davranamayacağı gibi bir önyargı vardı. Sen bir istisna olarak çıkmıştın karşımıza. Şimdi o diğer erkekleri de çok merak ediyorum 🙂

  24. 24 - gul 30 Ağustos 2011

    resımlere bayıldım.kım cektıyse elıne emegıne saglık

  25. 25 - Banu B. Bingör 01 Eylül 2011

    Cenk, senin lafların çikolatalı olanlardır pek çoğunun tahmin ettiği gibi. O göbek salata konusunda da bana sorsalar aynı şeyi ben de söylerdim! (Bir kitap daha alınacak demek!)

  26. 26 - Banu B. Bingör 03 Eylül 2011

    Bu arada crateandbarrel.com ne şahane bir siteymiş öyle! 😀 Domates soyacağı oradan mı Cenk?

  27. 27 - erdoğan mebahar 03 Eylül 2011

    yazanada,cekenede….elinize gözünüze saglık…bu branşta en iyisini yaptınız tebrikler….

  28. 28 - Cenk 04 Eylül 2011

    Banu – Tam hatırlamıyorum. Ya oradan ya da Sur La Table‘dan.

  29. 29 - Ulya 04 Eylül 2011

    Biz de bu vakumlanmış paketteki siyah pirinci birkaç hafta önce denedik ve pilav pişirir gibi pişirdik. Pek tane tane, pek güzel oldu ancak annem bu pirince pek güvenmedi ve pişerken bol miktarda siyah su çıkardığı için içinde boya olduğunu iddia etti. Bilemedik..

  30. 30 - Baris 04 Eylül 2011

    Kuhn Rikon from Marshalls! $2.99! Yine ucuza kapattik 🙂
    Crate and Barrel adami oldurur! Liste uzaaaar gideeerrr!

  31. 31 - Cenk 04 Eylül 2011

    Ulya – Elbette boya yok içinde. Aynı mantıkla normal pirinci yıkarken de beyazımsı su akıyor 🙂 O kara suyu çıkartmak için zaten başta sıcak suda bekletiliyor. Onu süzdükten sonra pişiriyorsunuz. Pişince de siyahlığı gidiyor, koyu kırmızı, vişneye yakın bir renk alıyor.

  32. 32 - sare 05 Eylül 2011

    Merhaba, salata çok güzel görünüyor ama bu haller köşke yakışmıyor desemde; bizde, Ramazan ve bayramdan sonra benzer şeylerle vakit geçiriyoruz.
    Ne zaman market gezsem alayım diye niyetlenmiştim bu defa alırım artık…
    sevgiler.

  33. 33 - arzu 06 Eylül 2011

    Sonunda siyah pirinci denemek için güçlü bir dayanak buldum kendime. Siyah fasulye de var tabi sırada…Birkaç kere unsuz çikolatalı sufle denemem oldu bence harika, una hiç gerek yok. Bir de siyah pirincin tadı kepekli pirince mi benziyor?

  34. 34 - Cenk 06 Eylül 2011

    arzu – Benziyor diyebiliriz sanırım ama kepekli pirinci çok sevdiğimi söyleyemem. Siyah pirince ise bayıldım.

  35. 35 - rabia 09 Eylül 2011

    sevgili cenk bey,domates soyacağı yemek yaparken çok gerekli bir alet,edinmeye çalışıcam,ama salatalarda ben hala sizin yaptığınız gibi sıcak suya koyuyorum çünkü domates ısındığı zaman likopen açığa çıkıyormuş,bir bilgi olsun istedim ,hep sevgiyle kalın..

  36. 36 - neslihan 10 Eylül 2011

    Geçenlerde bir mağazada oğlumun okul alışverişini yaparken gözüm mutfak aletlerine takıldı, ve birden yazınız aklıma geldi.. Tırtıklı domates soyacağı! Kesinlikle alınmalı… Hemen aldım, kullandım. Sonuç mükemmel. En kısa zamanda anneme ve kayınvalideme de alacağım. Hiç ziyan olmayan ve rahatça soyulan domatesler. Sitelerde bu tarz öneriler bazen reklam gibi algılanıyor ama bence bu deneyimi paylaşmak. Öneriniz için teşekkürler, ben de herkese tavsiye ediyorum.

  37. 37 - Tuba Efe 17 Eylül 2011

    Evet resimleri buldum, ama tesadüfen, havuclu kekinizin tarifini ararken(cünkü sabahtan beri bir havuclu kek tarifi ariyorum) sizin tarifiniz aklima geldi ve sizin notunuzu da okuyunca
    bana resimlerinize kolayca ulasabilecegim yolu gösterdi. Resimler güzel özellikle food kategorisinde olanlar. Yapimi degisik olan havuclu kekinizin fotografi oradada mevcut.

  38. 38 - uzm.dyt.özge kelebek 24 Eylül 2011

    Merhaba Cenk Bey,

    Bu tarifi bir uzman diyetisyen olarak onayladığımı ve her daim tüketilebileceğini köşke iletebilirsiniz. Keçi peyniri yerine daha az yağlı bir peynirle de tüketilebilir 🙂

    Tarif oldukça güzel mutlaka danışanlarımlada paylaşacağım ancak quinoa ile de yapılabilir mi? diye sormadan geçemeyeceğim.

    Sevgiler.

  39. 39 - ıhlamurcum 26 Eylül 2011

    Siyah pirinci gördüm, ama denemedim. Yarın hemen markete koşuyorum ve bunu deniyorum. elinize sağlık

  40. 40 - Cenk 27 Eylül 2011

    uzm.dyt.özge kelebek – Eksik olmayın. Yalnız sormadan geçemeyeceğim. Bir uzman diyetisyen olarak kendi blogunuzda hazır çorba, hazır puding ve paket bisküvi gibi sodyum doldurulmuş, içeriğinde telaffuz etmekte zorlandığımız malzemeler olan hazır besinlerin arkasında nasıl durabiliyorsunuz? Şahsen pötibör bisküvi ve hazır pudingle hazırlanmış tariflere yer veren bir diyetisyenin onayını ciddiye almakta zorlanıyorum.

  41. 41 - uzm.dyt.özge kelebek 27 Eylül 2011

    Sayın Cenk Bey,

    Öncelikle sorduğunuz sorular cevap vereyim. Mesleğim gereği hazır gıdalara karşı durmam söz konusu olamaz çünkü bu ürünlerine yer verdiğim firmalarda ve daha birçok sizin içerlerine ne koyduğunu tellafuz edemediğiniz ama bizim bunun okulda dersini aldığımız gıda katkı maddelerini kullanan birçok firmada meslektaşlarım çalışmaktadır. Mesleğim gereği besin ayrımı yapmam söz konusu olamaz. Her kesime aynı yakınlıkta bulunmam gerekiyor. Ve öylede. Zaten keşke blogumun sadece ilk sayfasına bakarak karar vermeseydiniz. Ön yargılı olmasaydınız. Gıda katkı maddeleri doğru kullanıldığında hiç de öcü değildir (keşke GIDA KODESİ nin farkında olsak veya o paketlerin arkalarında GIDA Kodeksine uygun üretilmiştir yazısını okusak). Etiket okuymayı bilmiyoruz malesef toplum olarak ki incelerseniz blogumu (4 seneyi aşkındır hem diyetisyen hem bloggerım) etiket okumanın ne kadar önemli olduğunu anlatırım.

    Size yukarda sormuş olduğum soruyu cevaplamayıp direk bu ön yargılı şekilde tavırlı yazınız beni gerçekten üzmüştür. Sizin gibi sayın bir bloggerın tavırlı bir şekilde belkide bana biraz kırıcı gelen “ciddiye almakta zorlanıyorum” cümlesini tam olarak hakim olmadığını düşündüğüm bir konu için kullanmanız üzücü.

    Gıda kodeksini incelemenizi öneririm. Keşke dediğiniz belkide kalbinizden geçtiği gibi herşeyin organiğini en doğalını kullanıyor olabilsek. Ama gelişen şartlar ve teknoloji pazardan almıdığımız sebzenin bile ilaçlı ve katkı maddeleri eklenmiş şekilde sunulmasına neden oluyor.

    O yüzden herşeyin bir dozu olduğunu bunun zaten denetlendiğini unutmamak gerekiyor.

    Saygılarımla.

  42. 42 - uzm.dyt.özge kelebek 27 Eylül 2011

    acele yazımdan kaynaklanan yazım hataları için şimdiden özür diliyorum.

  43. 43 - Cenk 28 Eylül 2011

    uzm.dyt.özge kelebek – Yorumunuza cevaben yazdığım yorumu yayınlamadan önce acaba çok mu sert, karşı tarafı üzer mi, kırar mı diye defalarca okudum. Sonunda da, kırılacağınızı tahmin etmeme rağmen, yayınlamaya karar verdim. Sizi kırmak amacım değil, yazdıklarımın kaçınılmaz bir sonucuydu. Önyargılı olduğumu düşünmüyorum. Sonuçta neye dayanarak onayınızı ciddiye alamadığımı ayrıntısıyla belirttim. Dikkat ederseniz “onayınızı” ciddiye alamadığımı belirtmişim. Umarım bundan sizi ciddiye almadığımı düşünmediniz. Bahsettiğim içeriğin blogunuzun kaçıncı sayfasında veya içeriğinizin kaçta kaçına tekabül ettiğinin bir şeyi değiştirdiğini düşünmüyorum. Neden biliyor musunuz? Çünkü, adının önünde uzman diyetisyen olan birinin bizler gibi kuralları işine geldiğinde eğip bükme lüksü olmadığını düşünüyorum. Ben de her şeyin organiğini ve doğalını şehir hayatında bulmanın zor olduğunu – hatta bazen mümkün olmadığını – biliyorum. Zaten yediğim Nutella’ları düşünürsek hiç masum sayılmam. Ama zaten konu bir bireyin alışveriş tercihi değil, bir uzman diyetisyenin danışanlarına önerdiği besinler. Amacım size tavır almak değildi. Sadece hem yeni jenerasyondan hem de insanların ziyadesiyle ciddiye aldığı bir meslek dalında çalışan birinden beklediğim idealist duruşu görememek bende hayal kırıklığı yarattı. Bir katkı maddesinin öcü olmaması onun doğru bir beslenmenin parçası olduğunu göstermez. Yanılıyor muyum?

  44. 44 - uzm.dyt.özge kelebek 28 Eylül 2011

    Sayın Cenk Bey,

    Doğru beslenme ve ayrıca kuralları eğip bükme derken ne kast ettiğinizi aslında bu konuda sizin doğru beslenme deyince ne anladığınızı bilmediğim için bu sorunuza detaylı cevap veremeyeceğim. Doğru beslenme sizce nasıl olur? Doğru beslenmeden ne anlıyorsunuz?

    Ancak şöyle bir durum var. Blogumda yer alması danışanlarıma önerdiğim ve aldırdığım anlamına gelmiyor. Blogumda sadece “birkaç dakikalık-1-2 dakikalık” bir inceleme yapmanız bu tarz bir genelleme yapmanız için yetersiz. Yaptığım “tanıtımlarda” Ayhan bey’in dutları ve reçelleri ve organik kutunun çok güzel meyve ve sebze sepeti de var. Öneri değil altını çiziyorum” tanıtım”. Ön yargınızın burada olduğunu düşündüm, çünkü beni tanımadan böyle bir ithamda bulundunuz.

    Hem hazır gıdaların hem de yeni trend olan organik ve “raw food” un ne yanındayım ne karşısındayım. Her birine eşit uzaklıktayım. Neden? Çünkü her biri için yapılan bir çok “iyi gösteren” veya “kötü gösteren” çalışmalar (bilimsel çalışma) var. Hepsine eşit uzaklıkta olmak burada mantıklı olanı.

    Hazır gıda sektörünün de zaten gıda katkı maddelerini çok da onaylamadığını “katkı maddesi veya koruyucu katkı maddesi içermez” ibarelerinin artık yaygınlaşmasından ve bu alanda daha da gelişme kaydettiklerinden görmekteyiz.

    İdealist diyetisyen modeline gelirsek ki herkesin idealist anlayışı farklıdır, bence idealist diyetisyen kişinin ihtiyacı olan besin maddelerini hayat tarzına uygun besinlerden dengeli ve düzenli şekilde sağlayandır. Kişiye yaşadığı çevre içerisinde nasıl sağlıklı! beslenebileceğini öğreten kişidir.

    Yukarıda belirttiğim yazıda zaten gıda katkı maddelerinin doğru beslenmenin bir parçası olduğunu söylediğim veya belirttiğim bir cümle veya kelime yoktur. Sadece bu işin devlet tarafından Türk Gıda Kodeksi ile denetlendiğini yazdım. Gıda kodeksini internette çok rahat bulabilirsiniz. Yorumunuz açıkçası dışarıdan okuyan birisi olarak tamamen beni gıda katkı maddesi yanlısı gösterir niteliktedir. Dediğim gibi benim bu konu hakkındaki düşüncelerimi okudunuz ve hala benim bu konuda böyle düşünce içinde olduğumu “ katkı maddelerini savunduğumu” düşünüyorsanız bu konuda tartışmanın gereği yoktur.

  45. 45 - Cenk 28 Eylül 2011

    uzm.dyt.özge kelebek – Benim ya da bir başkasının doğru beslenmeden ne anladığı gerçekleri değiştirmiyor. Belki de doğru değil doğal beslenme demeliydim. Bunun da kişiye göre farklılıklar göstereceğini sanmıyorum. Hazır paket çorbanın ya da hazır bisküvi ve pudingle hazırlanmış bir tatlının doğal ya da doğru bir beslenme programında yeri olamaz. Amacım birkaç yazınıza bakarak sizi “katkı maddesi savunucusu”na indirgemek değil elbette. Ama bu içerikler blogunuzda mevcut ve siz yazılı olarak önermeseniz ya da aldırmasanız da onların varlığı onayladığınız anlamına geliyor. Kaçırdığım bir nokta mı var acaba? Tanıtıyorum ama önermiyorum demek mümkün müdür? Zaten önermeyeceğiniz bir şeyi neden sitenizde tanıtasınız ki?

  46. 46 - emel 09 Ekim 2011

    ellerinize sağlık 🙂 çok güzelll, salata çok güzel görünüyor … yeterince sağlılklı 🙂

  47. 47 - http://www.cennetailesi.com/ 18 Kasım 2011

    domates soyacağı mı? acaba incecik alıyor mudur? hemen yarın bakıcam.daha neler duyacağız kimbilir.ilahi cenk.sen geldin mutfaklarımız şenlendi..

  48. 48 - Ceylan 23 Şubat 2013

    Cenk, bu tarifi ilk okuduumda, “hadi canim nerden bulucaz bu malzemeleri” demistim! Simdi Cenevre’de dunyanin dortbir yanindan gelen malzemelerin icine dusunce, rezene, kara pirinc aileden oldu! Bu tarifi de en kisa zamanda deneyecegim.
    Buarada yukardaki tartisma bana Pinar Hanim’in emaillerinde anlattiklarinin ne kadar dogru oldugunu yine gosterdi. Sen muhtemelen anladin ne demek istedigimi.

    Kitabinda bolca boyle ilginc tarifler olacagima eminim!

Yorumunuzu bırakınız