Parmesan ve Karabiberli Biscuit

12 Temmuz 2010 | Kategori: Kahvaltı ve Brunch

Biscuit ve Yumurta

“Patronların Çalışanlarını Görevlendirdiği En Absürt Projeler” diye bir liste yapılsaydı, çok eminim, on küsür senelik iş hayatımda görevlendirildiğim işlerden en az 3 tanesi listenin tepesine otururdu. Pazar günü uykumdan uyandırılıp, aniden bastıran yağmurun azizliğine uğrayan, Beşiktaş’ın göbeğindeki bir billboardda yer alan reklamımızı acilen bir merdiven ve saç kurutma makinesini yanıma alarak gidip kurutmamın istenmesi, yine üzerine şirketin reklamı basılıp bu sefer elektrik direklerine asılacak bayrakların malzemesinin, basılıp asılmadan önce, maksimum kaç kilometre hızında bir rüzgara dayanabileceğini laboratuvar ortamında suni rüzgar yaratarak test etmemin istenmesi, yurt dışındaki genel merkeze gönderilmek üzere şirkette patlak veren bir aşk skandalını özetleyen bir PowerPoint sunum hazırlamamın istenmesi… Devam edeyim mi?

Doğru muyum değil miyim;  kesin ilk üçe girmez mi bunlar? Bu isteklerden daha da absürt olan, zaman geçtikçe bu tip istekleri normal karşılamaya başlamış olmam. Mesela şu aşk skandalı projesiyle görevlendirildiğimi duyduğum an suratımda soru işareti bile belirmedi. Kalkıp müdüre “Sen benimle dalga mı geçiyorsun?” da demedim. Direkt ilk slayt ne olsun diye düşünmeye başladım. İlk slayt en önemlisi; bütün olayı özetlemeniz gerekiyor. Bir de biliyorum, merkezdekiler okumayı hiç sevmiyor, pek sabırları yok, dolayısıyla mümkün olduğunca her şeyi görsellerle anlatmak lazım. Belki sayfanın ortasında koskocaman kırık bir kalp, iki yanında adları skandala karışanların birer fotoğrafı…

Biscuit - Mise en place

Neyse ki artık bu tip saçma istekleri olan bir patronum yok. Daha doğrusu artık patron yok. Patron Cenk. O ne derse o oluyor. Dediklerini yapmam karşılığında bir maaş vermediği için de istesem de çok fazla sorumluluk hissedemiyorum. Bütün bunlar, haliyle, biraz rehavete kapılmama neden oldu. Evden çalışmaya başladıktan sonra, sabah kalkıp akşam yatana kadar bir sürü işle uğraşmama rağmen, eski iş hayatımdaki performansımla karşılaştırıldığında, kendimi biraz tembel hissetmeye başladım. Yani, hiç olmayacak şeyler istenmiyor artık benden.

Bu gidişe bir dur demek için bugün itibarıyla uygulamaya başladığım pek iddialı bir program hazırladım kendime. Kitabı ne yapıp edip bir senede bitireceğim. Kitap yazıyorum diye blogları boşlamak yok. Siz farkında değilsiniz, ama İngilizce blogum fena durumda. Tam 10 tane yazı geriden takip ediyor burayı. Haftada en az iki yazı yazmam lazım. Yazılar Kasımpaşa Kastamonu Pazarı tadında olmayabilir. L’Orange‘daki kadar fazla fotoğraf da çekmeyebilirim. Anlatacağım tarif Kruvasan ayarında olmak zorunda da değil. Ama ne yapıp edip haftada 2 kez bloglarımı güncellemem lazım. Fotoğraf blogumu boşuna mı açtım? En kötü ihtimalle yazılardan biri fotoğraftan oluşabilir. Hayır, iki blog yazısı artı bir tane de fotoğraf bloguna ekleme olmalı.

Bunlara ilaveten ikinci bir kitap yazmaya başlayacağım. Daha doğrusu yazmaya değil de denemeler yapmaya. Her kitapta eve kapanıp bir sene boyunca tarif denemenin çok akıllıca olmadığını kabul etmek lazım. Yani, nasıl olsa günde (en az) 3 öğün yemek yiyorum, değil mi? Bu yemekler gayet rahat tarif denemelerinden oluşabilir.

Ayrıca, ben de insanım, benim de bir sürü ilgi alanım var. Haftanın bir gününü en sevdiğim hobim olan fotoğrafa ayıracağım. Orta format bir fotoğraf makinesi aldım. Çok eski. Makinede otomatik olan hiçbir şey yok. Her şeyi kafadan hesaplamak lazım. Kapaklarını açmamla kapamam bir olan Ansel Adams’ın kitapları duruyor kütüphanede. Onlarla çalışmaya başlayacağım. Gerçi okuduklarımın yarısından çoğunu anlamıyorum ve her defasında kendimi gerizekalı gibi hissediyorum, ama yılmayacağım. Bir de, mesela tatile mi gittim? Malak gibi yatmak yok. Tatillerde de bol bol fotoğraf çekip öğrendiğim teknikleri uygulamaya başlayacağım.

Yazı yazmak, blog hazırlamanın benim için en zor kısmı. Boş boş ekrana bakmak kadar kendimi yıpratan bir şey bilmiyorum. Bunu da geliştirmem ve hız kazanmam lazım. Anne Lamott’un “Bird by Bird” kitabı benim için altın değerindedir. Onu tekrar okuyabilirim. Twitter’da duydum birinden; Stephen King’in “On Writing” adlı kitabı da ilham vericiymiş. Acilen siparişini vermem lazım.

Kısaca böyle. Biliyorum, atıp tutmak bedava. Ama hoş görün, haftanın başında bir gaz vereyim dedim kendime.

Ve planın ilk adımı: Parmesan ve Karabiberli Biscuit.

Biscuit Sıcak

Kahvaltıda fırından yeni çıkmış sıcacık bir ekmeğin yerini hiçbir şey tutamaz, değil mi? Bu tarif de tutamayacak belki, ama zaten fotoğraflarda gördüğünüz ekmek değil. Yani, ekmek niyetine tüketiliyor ama ekmek değil. Aslında, teknik olarak, ekmekten çok muffin. Ama asla muffin de değil. Biscuit işte.

Önce bütün kuru malzemeler bir kapta harmanlanıyor. Ardından buz gibi tereyağı parçaları ekleniyor. Sonra onları una bulayıp avuçlarınızın arasında sürterek una yediriyorsunuz. Tereyağı parçaları iyice ufaldıktan sonra Parmesan peynirini ekleyip kremayı döküyorsunuz ve kesinlikle yoğurmadan bir araya getirerek un serpilmiş tezgaha döküyorsunuz. Aynen şöyle:

Biscuit hamur

Dikkat ederseniz hamur bu aşamada tam da bir araya gelmiş değil. Ağızda dağılan kıvamı elde etmek için kesinlikle hamuru yoğurmamak gerekiyor. Onun yerine, tezgaha koyup üzerine un serptikten sonra, hamurun kenarlarını ortasına doğru katlayarak katmanlar yaratın.  Hamur bir araya gelmeye başladığında da kenarlardan elinizle içe doğru iterek tarifte belirtilen yükseklikte bir dikdörtgen haline getirin. Şu şekilde:

Biscuit hamur kesme

Kestikten sonra da tepsiye dizin ve fırına verin. Bütün bunlar sadece 15 dakika.

Biscuit Fırına

Gerisi size kalmış tabii, ama sen bunları nasıl yedin diye soracak olursanız tekrar ilk fotoğrafa bir göz atın derim… Çemenlerini temizlediğim dört ince dilim pastırmayı hafif yağladığım tavada kıtır kıtır olana kadar pişirdim, hemen ardından bir tane de yumurta.

Bu arada, göze hitap eden bir yumurta için, yumurtayı pişirmeden önce sarısını ve beyazını ayırmanızı öneririm. Önce beyazını tavaya dökün, katılaşmaya başladığı anda ortasına spatulayla ufak bir delik açıp sarısını çok dikkatli bir şekilde yerleştirin ve öyle pişirin.

Tarifi deneyecek olanlara şimdiden afiyet olsun.

PARMESAN VE KARABİBERLİ BISCUIT TARİFİ

Tarifte kullanılan su bardağı, çorba kaşığı ve çay kaşığı birimleri Amerikan cup, tablespoon ve teaspoon birimlerine denktir. Bu kaplara sahip değilseniz, bütün malzemelerin gram cinsinden karşılıklarını “Ölçüler” sayfasında bulabilirsiniz.

Malzemeler

  • 45 gram tereyağı
  • 1+1/4 su bardağı (175 gram) un + hamuru açarken ekstra
  • 1/2 çay kaşığı kabartma tozu
  • 1/2 çay kaşığı karbonat
  • 1/2 çay kaşığı tuz
  • 1 çay kaşığı şeker
  • 1/4 çay kaşığı taze çekilmiş karabiber
  • 50 gram Parmesan peyniri, ince rendelenmiş
  • 3/4 su bardağı (180 ml) süt kreması

Yapılışı

  1. Tereyağını birer santimlik küplere kesip bir tabağa aktarın ve 15 dakika boyunca buzlukta bekletin.
  2. Fırınınızı 170 derece önceden ısıtmaya başlayın.
  3. Un, kabartma tozu, karbonat, tuz, karabiber ve şekeri bir karıştırma kabında harmanlayın. İyice soğumuş olan tereyağını unlu karışıma ekleyin, tamamen una bulanmaları için karıştırın ve tereyağı parçaları bezelye tanesi ufaklığına gelene kadar karışımı iki avucunuzun içinde sürtün.
  4. Parmesan peynirini ekleyip eşit dağılması için tekrar harmanlayın.
  5. Kremayı ekleyip bir spatula yardımıyla sadece un parçaları kaybolana kadar karıştırın.
  6. Yaklaşık iki çorba kaşığı kadar unu tezgaha serpip hamuru üzerine dökün, tepesine bir çorba kaşığı un serpin ve hamuru kenarlardan içe doğru katlayarak bir araya getirin. Yaklaşık 2.5 cm kalınlığında olacak şekilde düzleyin, 7 cm çapında bir hamur kesme kalıbı yardımıyla parçalar koparıp parşömen kağıdı serili bir fırın tepsisine aralarında boşluklar bırakarak dizin. İlk kesişte 4 adet biscuit çıkacaktır; geriye kalan hamuru tekrar aynı kalınlıkta kesip iki tane daha biscuit elde edeceksiniz.
  7. Önceden ısıtılmış fırında, tepeleri kızarana kadar, 25-30 dakika kadar pişirin. Fırından alıp biraz soğumalarını bekleyin ve sıcakken servis edin.

Notlar

  • Marketlerde bulunan kremalar arasında benim tercihim, daha akışkan bir kıvamda olduğu için, Pınar. Özellikle bu tarifte, kuru malzemeleri bir araya getirirken kullanacağınız için Pınar kullanmanızı öneririm. Daha koyu kıvama sahip bir marka (mesela Tikveşli) işinizi zorlaştıracaktır.
  • Hamur kesme kalıbınız yoksa minik sufle kaplarını (genelde 7 cm çapındadırlar) ters çevirip kullanabilirsiniz.
Üye ol, yemek tarifleri emailine gelsin.

Yorumlar

  1. 1 - Maria Beatrix 12 Temmuz 2010

    Have you seen what I wrote? I should be learning Turkish!

  2. 2 - Cenk 12 Temmuz 2010

    Maria – Where did you write it? Don’t worry, I’ll soon be translating this post for my English blog.

  3. 3 - papatya prenses 12 Temmuz 2010

    Ufff diyorum ufff. Hani fotoğraflara baktğım zaman duygularımı anlatacak kelime bulamadığım için bu uff:)
    Harika görünüyor. Ne yumurtayı oşekilde severim, ne de pastırmayı ağzıma sürebilirim ama resmen insanın iştahını kabartıyor!

    Bu arada umarım şu blog güncelleme işi gerçek olur! 🙂

  4. 4 - Nar 13 Temmuz 2010

    Zalimsiniz siz zalim!!! Bu tariflere nasil dayanilir?

  5. 5 - nesrin 13 Temmuz 2010

    Cok cok güzel. Ben de bu Cenk neler yapiyor diye merak ediyordum. Sevgiler…

  6. 6 - Basak 13 Temmuz 2010

    “On Writing” benim gibi okumayi cok seven ve fekat! yazmaya hic yetenegi olmayan birisini bile heveslendirdi Cenk. Cokkkk guzel bir kitap olmasinin yaninda yillardir okudugumuz King’i cok yakindan tanima sansina sahip oluyorsun. Mutlaka edinmelisin.

    Bu arada Cenk icin calismaya baslayali beri cok yol katettin farkindamisin? (hehehehe) Hersey cok guzel, hep boyle gidecek merak etme 🙂

  7. 7 - Ayse Tolga 13 Temmuz 2010

    Cenk’ciğim ;
    Corporate hayattan kendi hayatına dönmene pek sevindim. İş hayatındaki Absürd istekler Bana Devil’s Wear Prada tadında bir kitap projesi bile olabilir gibi geldi .. Pek Çalışkan bir arı olarak 3. ya da 4. kitabında reklam camiasındaki bu komiklikleri anlatsan bayılırdım dogrusu. Prmesanlı biskuviler harika hemen deneniyor. Çeşme’den Sevgiler.

  8. 8 - zuhal 13 Temmuz 2010

    Yeni bir yazı görmek,hayat çok güzel!!!Bu planın uygulamaya geçmesini sonuna kadar destekliyorum:)

  9. 9 - İştar 13 Temmuz 2010

    Merhaba Cenk; Amerika’dan döneli daha bir ay oldu ama şimdiden Pillsbury biscuitlerini özledim. Bu tarif ilaç gibi geldi.
    Ellerine sağlık,
    İştar

  10. 10 - Seda 13 Temmuz 2010

    Cenk bu blogu her açtığımda içim kıpır kıpır oluyor hayranlıkla okuyorum yazılarını iyi ki kendi patronun olmuşsun bizleri bu harika tariflerden ve fotoğraflardan mahrum bırakmamışsın… ilk fırsat bulduğum zaman denemek istiyorum bu tarifi 🙂

  11. 11 - Özge 13 Temmuz 2010

    Hımm karabiber ve parmesan… Ben bu tarifi denerim!
    Bu arada, blogundan tariflerin yanı sıra “bu benim aklıma nasıl gelmemiş” dediğim güzel ipuçları öğrenmekten çok mutluyum, yumurtanın sarısını ayırarak pişirmek gibi 🙂

  12. 12 - özge 13 Temmuz 2010

    hımm “bird by bird” tweet’inin sırrı çözüldü 🙂 ben de neler uydurmuştum kendimce! yaptığın liste epey iddialı görünüyor, umarım kendini çok yıpratmazsın. biliyorsun ya, biz dırdırlanırız; ama gerekiyorsa ayda bir yazı eklemen de bizi mutlu eder 🙂 orangette’in son yazılarını takip ettiysen o da artık daha rahat “takılmaya” karar verdi, görünen o ki okuyucularını da kaybetmedi, yani biz de seni bırakmayızi, ki sen bunu zaten biliyorsundur. her zamanki gibi eline ve gözüne sağlık, tarif de fotoğraflar da şahane!

  13. 13 - gülay tiran 13 Temmuz 2010

    seni takip etmeye bayılıyorum…;)))kitabını büyük bir hevesle beklıyorum.

  14. 14 - Burcu- akarri 13 Temmuz 2010

    Ama Cenk son kare nasıl iştah açıcı bir fotograftır öyle, bittim burada :))

  15. 15 - nesrin 13 Temmuz 2010

    Cenk simdi tarife dikkat ettim de ben karbonat koymuyordum. Seninkiler daha bir güzel olmus. Ellerine saglik.

  16. 16 - Ayniye 13 Temmuz 2010

    Sevgili Cenk,
    Bu tariflerle diyet yapmak çok zor..Sınırlarımızı zorluyorsun..Ellerine sağlık…

  17. 17 - Deniz 13 Temmuz 2010

    Son sözünle çok güldürdün beni Cenk.
    Ayrıca seni o bilboarddaki reklamı kuruturken görmeyi çok isterdim doğrusu. Bu haftaki yazın günüme neşe kattı. Teşekkürler.
    Tarifi mutlaka deneyeceğim.

  18. 18 - Çiçek 13 Temmuz 2010

    tarif mükemmel olmaya mükmmel ama o yumurta pişirme önerisi beni benden aldı. Asla tutturamadığım bi kıvam, asla aklıma gelmeyen bir pişirme şekli…
    diyet hikayeleri yüzünden biscuit yapamayacağım ama yumurtayı yapmazsam üzülürüm cidden.
    ellerine, tarif eden yerlerine sağlık demek istiyorum…

  19. 19 - derya 13 Temmuz 2010

    MSA’dan çıkma yemek pişirmeyi çok seven biri olarak sizinle yeni tanıştım ve sunu sölüyorum “eve koşup tariflerinizi denemek istiyorum” Fotoraflar, araştırmacı oluşunuz, tariflerin açıklığı netliği gerçekten emeğinize sağlık.

  20. 20 - Aylin 13 Temmuz 2010

    Aman allahımm,bu saatte öğle yemeğinde sadece salatay yemiş birisine yapılacak en büyük kötülük bu!

    Heleki o babak ,altı pastıma yumurta üzeri nefis büsküviler of of ellerinize sağlık fevkalede

  21. 21 - nilay 13 Temmuz 2010

    yumurtanin sarisi ve beyazini ayri pisirmek. super fikir…fotograflarla doyuyor insan..

  22. 22 - ceren 13 Temmuz 2010

    ya ağlayacağım sevinçten şimdi gerçekten bir kitap çıkacak mı??? harikasın dört gözle bekliyor olacağım

  23. 23 - Aylin 13 Temmuz 2010

    Bu görüntü beni o kadar benden almışki,yorum onayı geldiğinde yazdıklarımı anlamak için ben bile epey çaba sarf ettim:)

    sevgilerimle…

  24. 24 - nurten 13 Temmuz 2010

    Yumurta pişirme şekli müthişşşş!!!!

  25. 25 - Pepela 13 Temmuz 2010

    Kalbi duygu ve tecrübelerinizi,keyifle okudum.
    Bisküviler de çok lezzetli görünüyor!
    Son kare, ‘işte bu!’ dedirten cinsten.
    Parmesan varsa ben de varım:) En uygun vakitte deneyeceğim..
    Çalışmalarınızda,hayatınızda umut,mutluluk ve başarılar dilerim.

  26. 26 - Banu B. Bingor 13 Temmuz 2010

    O tembellik bana da çok feci çökmüş durumda. Hele insan İzmir’e, Foça’ya gidişleri sıklaştırdıkça, o ruh hali hepten oturuyor!
    Bu arada, İzmir’deki arkadaşlara, bizim meşhuuuur fındıklıdan yaptım ve beğenmediler, inanabiliyor musun?!
    “Çok tatlı yahu” dediler 1/4 cup şekerli kurabiyeye 😀 ve “ay tereyağı kokuyor” dediler :)))) Zaten tereyağı koksun diye tereyağı kullanıyoruz, margarin mi koyaydık?!
    “Siz ne anlarsınız”la özetledim durumu :)))
    Bu haftadan itibaren de mutfağa giriyorum haberin olsun 🙂 Çalışkan olacağım o konuda… Her ne kadar İstanbul’a bdöner dönmez bulantılarım başladıysa da kendime gelmem lazımmm!

  27. 27 - seda 13 Temmuz 2010

    uff ya bu ne. Hemen sabah olsun kahvalti yapalim. bunlari kesin denicem:)

  28. 28 - Özlem 14 Temmuz 2010

    Çok iştah açıcı bir görüntü…yutkunmaya başladım bile..Bisküviyi deneyeceğim.Yumurtanın görüntüsü müthiş ama bu aralar kendisinden biraz uzak durmaya çalışıyorum.Elinize sağlık

  29. 29 - gül 14 Temmuz 2010

    yazı eğlenceli, tarif harikaa ama valla en cok sunumunu merak ettim:)süpersin ..

  30. 30 - senem 14 Temmuz 2010

    bir tavsiye verebilir miyim?
    sen cidden kendine bir mekan açsan, biz gelip ağzımızın sularını akıtan fotoğraflardaki tatlara ulaşsak, sen yazmaya başladığın kitabında yer alacak tarifleri insanlara sunup yorumlarını alma fırsatı bulsan, belki şanslıysak seninle tanışsak…
    hayır bu işin artıları saymakla bitmez ama bu fotoğraflara bakan insanlar hadi gidip yiyelim diye sevinçten dört köşe olabilir:)
    kitap fikri mükemmel, tarife yorum bile yok 🙂
    ellerine sağlık…

  31. 31 - Cenk 14 Temmuz 2010

    senem – Bir mekan açsam sence kitap veya blog yazmaya vakit bulabilir miyim? İkisini aynı anda yapmanın imkanı yok, dolayısıyla beni daha mutlu edeni seçiyorum. Güzel temennilerin için çok teşekkürler.

  32. 32 - Cenk 14 Temmuz 2010

    Ayşe Tolga – O olayların kitabını yazarsam yaşatmazlar beni! Bir ara sana özel olarak anlatırım istersen.

  33. 33 - goksu 15 Temmuz 2010

    Super bir program yapmissin kendine, hatta beni bile gaza getirdi.Uygulayacagina inaniyorum ve seni destekliyorum.Programdan kaytardigin anda haber ver ama:)

  34. 34 - Sirin 15 Temmuz 2010

    Selam, Tarif çok hoş filan ama aklıma takılan manasız bir soru var.. Saç kurutma makinası ne ile çalışacak? Her billboardun kenarında elektrik prizi mi var da ben bilmiyorum? Yoksa yanında uzuuun bi uzatma kablosu da taşımalıydın? Arayana uyku sersemi ne dedin?

  35. 35 - Cenk 15 Temmuz 2010

    Sirin – Uyku sersemi olmama rağmen aynı soru benim de aklıma takılmıştı ama sormadım bile. Çünkü sağ olsunlar, her soruya daha da manasız bir cevap bulmakta üstlerine yoktu. Bir süre sonra öğreniyorsun bu tip durumlarda nasıl davranman gerektiğini. Tamam hemen hallediyorum dedikten sonra kapattım telefonu ve uyumaya devam ettim elbette 🙂

  36. 36 - Nergis 15 Temmuz 2010

    Merhaba,
    Blogunuzu nerdeyse başladığınız ilk günden beri takip etmeme karşın ilk kez mesaj yazıyorum. Teşekkür etmek için. 13 yaşındaki küçük kızım, takip ettiğim ve onlara da gösterdiğim keyifli yazılarınız ve fotografların etkisi ile tembel yaz tatilini yemek denemeleri ve blog yaparak geçirmeye başladı.
    http://www.fotomutfak.blogspot.com
    Evet, teşekkürler
    Nergis

  37. 37 - Cenk 15 Temmuz 2010

    Nergis – Ne güzel bir haber bu. İlgiyle izleyeceğim kızınızın blogunu.

  38. 38 - misk 15 Temmuz 2010

    bir asistan bulsan? gastronomi öğrencileri bayılır bu işe? boğaz tokluğuna 🙂

  39. 39 - Cenk 16 Temmuz 2010

    misk – Eminim bayılarak çalışan çıkacaktır ama işlerin büyük bölümü sadece benim yapabileceğim şeyler. Tarifleri genelde akşamları denediğim için çalışması zor saatler olacaktır. Şimdilik böyle idare edeceğim galiba.

  40. 40 - Yeliz 16 Temmuz 2010

    Cenk merhaba,
    Siteni uzun zamandır takip ediyor fakat sana ilk kez yazıyorum. Uzun süredir paella yapmak istiyorum ama içime sinen bir tarif bulamadım. En doğrusu Cenk’ten yardım istemek diye düşündüm. cheesecakelerin gibi müptelası olacağım bir tarif vereceğinden eminim. şimdiden teşekkürler.

    Sevgiler,
    Yeliz.

  41. 41 - Bahar Aras 16 Temmuz 2010

    tabii ki aslına uymak lazım ama evde dünya kadar kıbrıs’tan yeni gelmiş hellim var:) onu rendeleyip kullansam olmaz mı?

  42. 42 - KADRİYE 16 Temmuz 2010

    Merhaba
    Kilo almadan nasıl idare ediyosun.Ben hem bir gurmeyim öle böle değil bir damak varki ama hem deölümüne aç gezmek zorundayım…Uzak kalabiliyomusun yemeklerden??

  43. 43 - KADRİYE 16 Temmuz 2010

    Bişey daha sorucam haftaya Londraya gidiyorum.Tavsiye edeceğin cafe yada restoran yada özel bir yer var mı?Fikirlerine güveniyorum.Beğeniler konusunda şüphen olmasın….

  44. 44 - nermin 16 Temmuz 2010

    merhaba cenk bey
    bencede asistansız olmaz bu iş…. gerçekten akşamları da gelip boğaz tokluğuna çalışacak çok kişi çıkacaktır… genelde çok kaliteli ve güzel yemek kitaplarına baktığımda hep en az 2-3 yıllık bir emeğin sonucu oluyor. bu durumda iyi bir asistan hem kitaba hem bloga çok faydalı olabilir… gerçi siz bunları biliyorsunuzdur ama ben yinede söylemek istedim.

  45. 45 - Betul 16 Temmuz 2010

    Cenk, Pinar kremanin yag oranini ogrenebilir miyim? Tikvesli daha yagli oldugundan mi yogun acaba? Bu tarif icin heavy cream(%36 yag) mi alsam yoksa whipping cream(%30 yag) mi karar veremedim.

    Kitabin icin de tebrik ediyorum. Amazon’la anlassan da kitabin orada da satilsa cok mutlu olacak insanlardan biri de benim. 🙂

  46. 46 - Cenk 17 Temmuz 2010

    Betül – Tikveşli veya Pınar fark etmiyor, hepsinin üzerinde yazan en az %35 süt yağı içerir. Diğerlerinde kıvam arttırıcı ve emülsifiyer kullanıldığı için çok sert bir kıvam alıyor, o yüzden sadece süt kreması içeren Pınar’ı tercih ediyorum.

  47. 47 - Cenk 17 Temmuz 2010

    Bahar – Bilemedim. Hellim’in o kadar kısa sürede fırında eriyeceğine hiç emin değilim. Ben olsam kullanmazdım.

  48. 48 - Cenk 17 Temmuz 2010

    Kadriye – Kilo almadan idare ediyorum gibi bir cümle kurduğumu ya da en azından bunu düşündürecek bir laf ettiğimi hiç hatırlamıyorum. Acaba fotoğraflarda mı çok zayıf görünüyorum? Sanırım gurme derken iştahlı olmaktan bahsediyorsun… Bence işin en doğrusu her şeyi tadında bırakmak. Yemek pişirirken kalori hesabı yapmak pek bana göre değil. Porsiyon kontrolü bana daha çok uyan bir sistem. Londra’ya gitmeyeli çok uzun zaman oldu ama aklımda kalan bir yer var: Ottolenghi. Mutlaka uğra. Bir de tabii Fortnum & Mason.

  49. 49 - zinnur 17 Temmuz 2010

    Cenk, her zamanki gibi blogunda gezinmek gorsel bir solen. Kisisel bir ricam olacakti. Ailemle kisa bir tatil icin Istanbul’da olacagiz gelecek hafta. Kadikoy’deki geleneksel lezzet duraklarimizdan (Ciya ve Beyaz Firin) baska tavsiye edebilecegin yerler var mi bize acaba? Tatli ve tuzlu onerilerine sonuna kadar acigiz. zinnur at doganata dot us adresine de yazabilirsin onerilerini. Simdiden cok tesekkur ederiz.

  50. 50 - kadriye 17 Temmuz 2010

    aslında iştahlı değilim aksine çok seçici bir insanım.damak zevkim çok gelişmiş ve ben bunu isteyerek yapmadım.aromalı şeyleri çok severim.özellikle peynirler ve soslar füme etler dondurma ve çikolatalar ilgi alanımda.fazla yemedende kalorisi yüksek şeyler..o yüzden kilo sorunu yaşamadan yemek yemek isterim çünki bir boğa burcu olarak estetiğede çok önem veriyorum.ve tavsiye ettiğin yerlerede gitmeyi çok isterim dönüşte izlenimlerimi paylaşırım.teşekkürler..

  51. 51 - Cenk 17 Temmuz 2010

    Zinnur – Çok teşekkürler. Benim İstanbul’da en beğendiğim restoranlar Beyti, Hünkar, Çiya, İskele ve Zuma. Kadiköy’e gidersen Baylan’a da mutlaka uğra; Çiya’ya yürüme mesafesi. İstanbul’daki en iyi pizza bence Fratelli La Bufala‘da (pizza dışındaki yemeklerini tavsiye edemiyorum). Dondurma için de iki yer önerebilirim: Girandola (fıstık muhteşem) ve Cremeria Milano (fıstık ve çikolata muhteşem; sitelerini bulamadım ama ilk şubeleri İstiklal caddesinde açılmıştı, bir tane de Nişantaşı’nda var).

  52. 52 - sevda 18 Temmuz 2010

    merhaba,sizi takip etmeyi çok seviyorum.Ve kitabınızı sabırsızlıkla bekliyorum.

  53. 53 - Merve 18 Temmuz 2010

    Her seferinde kalk mutfağa git hemen diyen tarifler ve fotoğraflar….Harika yine 🙂

  54. 54 - Su 19 Temmuz 2010

    Merhaba Cenk, bu yüksek kurabiye kaliplarini nereden edinebilirim? Bunlarin ozel bir adi var mi, kupat denen sey bu mu oluyor acaba? Bir de bu tarz kaliplarin kenari tirtikli olanlari var, saniyorum daha cok tatli kurabiyelerde kullaniliyor. Son bir soru olarak da, Amerika veya Fransa’da “jasmine petal jelly” adinda bir seye hic rastladin mi?

  55. 55 - vic 20 Temmuz 2010

    Benim biscuit’imin tutmamasının sebebi, has southern biscuit tariflerindeki buttermilk hesabına krema yerine limon suyu ile kestirilmiş süt kullanmam olabilir mi acaba? Bir de Alton Brown da hamuru katlayın der ama özellikle yoğurmayın demediği için ben yoğurmuştum, belki de sorun burada,..

    Bir de yağmur altında saç kurutma makinesi kullanırsan ölmez misin (:

  56. 56 - Cenk 20 Temmuz 2010

    Su – Ben bunları yurt dışından getirttim (aynılarının tırtıklı olanları da var). Benzerlerini bir ihtimal Nüans‘ta bulabilirsin.

    vic – Eğer uzun ömürlü (ve hatta günlük) süt kullandıysan zaten buttermilk yerine geçmeyecektir. Onun yerine aynı miktarda kefir veya süt ve probiyotik yoğurt (sırasıyla 1/3 ve 2/3 oranlarında) karışımını kullanmanı öneririm. Bu tip ağızda dağılan şeylerde yoğurmak iyi sonuç vermeyecektir.

  57. 57 - Banu B. Bingor 20 Temmuz 2010

    Cenk, bir tek o Cremeria Milano konusunda uzlaşamadım seninle. (Bitter Sarelle’yi saymıyorum hehe :D)
    Sen de önerince, denedim. Çikolatalısını. Lezzet olarak “kakaolu” gibiydi. Daha bir lokma alamadan erimeye başladı. Cremeria lafındaki çağırışıma uygun, krema gibi geldi bana… Doğrusu Yugoslav göçmeni Nazmi ustanın muhteşem kıvamlı, tüm çeşitleri sakız gibi olan dondurmalarını yediğimden beri, iki senedir hiçbir dondurma beni tatmin edemiyor. (Ali Usta hariç…) Ama Cremeria Milano’yu hiç sevemedim; Nazmi’nin kabahati yok bunda 😀

  58. 58 - Miyaw 21 Temmuz 2010

    Cenk, tarif süper, aldığın kararlar da öyle, keşke fotoğrafların (en azından fotoğraf blogundaki her fotoğrafın) altında fotoğrafı hangi ekipman ve hangi ayarlarda çektiğini de yazsan.Lütfeeen 🙂

  59. 59 - Ebru 21 Temmuz 2010

    Dayanamadim yazmadan!! Kesinlikle favorim “ask skandali power point sunumu”..Benim listemde 1 numara oldunuz. You made my day! Best Wishes from Boston 🙂

  60. 60 - Burçak 01 Ağustos 2010

    Siteyi takip ederken yaptıgım ikinci tarif oldu. İlk portakalli tavuk tarifiydi. şurubu tam tutturamadım ama gayet güzel bir sonuç çıkmıştı 🙂 Şimdi de bunu denedim. Bu da değişik bir deneyim oldu (hamur işi ilk defa yaptım :)) Ellerine sağlık. Son olarak Korova Kurabiyeleri için( http://www.vanillabazaar.com/index.php?c=showitem&prodcode=EXT400C_50 ) böyle birşey aldım ama rengi koyu değil bunu acaba yanlış birşey mi aldım ? 🙁

    Not: Karabiberi ne zaman ekliyorduk ? 😀

  61. 61 - Cenk 01 Ağustos 2010

    Banu – Evet, yine anlaşamadık. Bence Cremeria Milano ve Girandola İstanbul’daki en iyi dondurmacılar. Cremeria Milano’nun çikolatalı ve fıstıklısı, Girandola’nın da fıstıklı, karpuzlu ve Bodrum mandalinalı dondurmalarının üstüne dondurma yok. Haklısın, Cremeria Milano’daki çikolatalı dondurma çikolatadan çok kakaoyu çağrıştırıyor ama tadı çok derin, sanırım o yüzden hoşuma gidiyor. Dondurmanın hemen erimesi de aslında çok doğru bir kıvamda servis ettiklerinin bir göstergesi (gelato biraz daha yumuşak servis edilir).

    Miyaw – Merak ettiklerin olursa sorabilirsin ama hepsi için bunu yapmam çok zor, bir de analog makinelerle çektiklerimde önceden not almam gerekecektir, ki buna da pek vaktim yok.

    Burçak – Öncelikle uyarın için teşekkürler, karabiberi unla birlikte harmanlıyoruz, tarife ekledim. Aldığın şey yanlış değil, sadece farklı bir şekilde hazırlanmış. Normalde vanilya çubukları alkolde bekletilerek hazırlanıyor ama sitede söylediklerine göre bu alkolsüz bir çeşidiymiş. İddia ettiklerine göre %40’ı vanilyaymış, dolayısıyla tat ve koku olarak aynı olması lazım. Daha önce denemediğim için kesin ve net bir şey söylemem zor.

  62. 62 - nur 12 Ağustos 2010

    merhaba cenk bey
    fotoğraf ile ilgili kitaplarla da ilgilendiğinizi okuyunca küçük bir tavsiyede bulunayım dedim. sabit kalfagil’in “kompozisyon” adlı kitabı bence her fotoğrafseverin kitaplığında bulunmalı. sınırlı sayıda basılmış bir kitap olduğundan belki bulmakta biraz zorlanırsınız ama en kötü robinson crusoe’da vardır herhalde._iyi çalışmalar.nur.

  63. 63 - Cenk 12 Ağustos 2010

    nur – Tavsiyeniz için çok teşekkürler. Uğrama fırsatım olursa mutlaka bakacağım. Bir kenara not ettim.

  64. 64 - idil 20 Kasım 2010

    Merhaba,
    Siteye bayadır üyeyim ancak sonunda bir şeyleri denemeye vakit ayıracağım:) Bu biscuit tarifiyle başlamaya karar verdim, aslına bakacak olursanız pilav makarna filan pişirmek haricinde yemek yapmakla pek aram yok ancak hevesim oldukça çok. Bir kaç başarısız kurabiye filan denemesinden sonra pes eder gibi olmuştum ama şimdi tekrardan başlamaya karar verdim. Sormak istediğim; böyle yeni başlayan biri için mutfakta olması gereken şeyleri söyleyebilir misiniz bana? Annem, olabildiğince az ekipmanla ve bilgiyle yapar her şeyi; bir kaç kalıp kural ve göz kararı ilkeleriyle:) Ama ben daha iyi şeyler ortaya çıkarabilmek adına doğru ekipmanlarla yapmak istiyorum. Doğru ölçebilmek, saklamak, şekil vermek filan gibi konular açısından ve de sizin için önemli olan diğer her şey de dahil bir acemi neleri mutlaka edinmeli 🙂 Biraz uzun oldu farkındayım, bu tarz soruları sormak için doğru yere mi yazıyorum ondan da emin değilim ama neyse böyle işte, şimdiden teşekkürler.

  65. 65 - Cenk 21 Kasım 2010

    idil – Aslında sitedeki çoğu tarifi tahta bir kaşık ve karıştırma kabıyla yapmak mümkün. Aletler hayatımızı kolaylaştırmak için varlar ama onlarsız da aynı sonucu almak biraz daha uzun sürse de mümkün. Ölçmek konusunda bir standart tutturabilmek adına ben Amerikan cup, tablespoon ve teaspoon ölçülerini kullanıyorum. Bunlar tariflerde sırasıyla su bardağı, çorba kaşığı ve çay kaşığı olarak geçiyor ama bunları çekmecenizdeki kaşıklar ve bardaklarınızla karıştırmayın. Elimden geldiğince Ölçüler sayfasında ve Un Nasıl Ölçülür yazısında bu bilgilere yer verdim. Bazı tariflerde de gerekli aletlerden bahsediyorum. Genel bir soru sorunca bunun cevabı çok uzun oluyor ve maalesef bu kadar detaylı bir bilgiyi toparlamak için vakit bulabileceğimi sanmıyorum. Kitapta her şey en ince ayrıntısına kadar yer alacak, o çıkana kadar da yazı aralarındaki bilgilerle idare etmeniz gerekecek.

  66. 66 - Cigdem 06 Mart 2011

    Nihayet bu sabah yaptim bu biscuitleri ve bekledigimden cok daha guzel oldular:) yemeden once fotograflarini cekmis olmayi cok isterdim. Cok guzel bir tarifti en kisa zamanda tekrar yapacagim. Insallah bir dahakine kokularina dayanamayip fotografi unutmam:)

  67. 67 - Nermin 28 Şubat 2012

    Varya bu pastirmali tarifler insani cileden cikarir. Ellerine saglik Cenk.

  68. 68 - Fatma 10 Şubat 2014

    Merhaba,

    Tarifinizden çıkan bisküvi sayısı 6 adetmi,

    Karabiber kaç gram olacak, karbonat veya tuz ölçüsü
    kadar mı ?
    Ama lezzet çok güzel, kime ikram ettiysem beğendi
    Teşekkürler,
    Fatma

  69. 69 - Cenk 10 Şubat 2014

    Fatma – Evet, 6 adet çıkıyor. Karabiber kaç gram bilemiyorum. Daha kalın olduğu için tuzdan az olacaktır. Çok da önemli değil. Göz kararı ilave edebilirsiniz.

  70. 70 - Cigdem 08 Eylül 2014

    Merhaba, biscuitleri birkac gun once hazirlayip buzlukta bekletip pisirebilir miyiz?

  71. 71 - Cenk 30 Eylül 2014

    Cigdem – Kabartma tozu ve karbonatın etkisi buzlukta beklerken azalabilir. Bazı tariflerde sorun değil ama biscuitin kabarması çok mühim olduğu için tavsiye etmem. Ama kesinlikle olmaz da demiyorum.

  72. 72 - Peri 15 Ekim 2014

    Merhaba, tereyagi yerine kati yag kullanilabilir mi?

  73. 73 - Cenk 16 Ekim 2014

    Peri – Tereyağı dışında herhangi başka bir katı yağı önermem mümkün değil ama tarifin tutup tutmaması açısından soruyorsanız, evet, kullanılabilir.

  74. 74 - Banu Bingör 02 Ocak 2015

    “yurt dışındaki genel merkeze gönderilmek üzere şirkette patlak veren bir aşk skandalını özetleyen bir PowerPoint sunum hazırlamamın istenmesi… Devam edeyim mi?”
    Duruyor mu sunum? 😀
    Ayrıca garip isteklerin eksikliğini hala hissediyor musun? Hissediyorsan olmadık saatte arayıp, olmadık bir şeyler isteyebiliriz ara sıra.
    “Çikolatalı tuzlu karamelli tart tarifini yapmaya çalışıyorum, ama mikseri tutarken sayfa elimden kayıyor, gel tut şu kitabın ucundan!”
    mesela!

  75. 75 - Cenk 03 Ocak 2015

    Banu Bingör – Durmuyor maalesef 🙂 Eksikliğini hissetmez olur muyum? Maalesef kırk yıl düşünseniz müdürümün aklına gelenler kadar uçuk istekler bulamazsınız. Acaba ne yapıyor? Aşk skandalından sonra atılmış kendisi…

  76. 76 - Banu Bingör 07 Ocak 2015

    Hahaha ümitsiz olma, biraz çalışırsam bulabilirim bir şeyler! 😀
    Skandalın öznelerinden miydi? Yoksa durumu ortaya çıkarınca mı atıldı? Haha hayata bak! 🙂

  77. 77 - Demet 18 Ocak 2015

    Merhabalar Cenk bey. Siteniz tam anlamıyla harika. Başarılarınızın devamını diliyorum. 1 seneliğine Abd deyim ve merak ettiğim bir durum var Kabartma tozu Baking Powder mI yoksa Baking Soda mı? Şimdiden çok teşekkürler.

  78. 78 - Cenk 26 Ocak 2015

    Demet – Baking powder.

  79. 79 - Deren 19 Kasım 2016

    Merhaba,
    Hamuru bir gun onceden hazirlayip buzdolabina koysam ve ertesi sabah pisirsem olur mu?

  80. 80 - Cenk 25 Kasım 2016

    Deren – İdeal olan aynı gün pişirmek ama ertesi güne kadar buzdolabında saklayabilirsiniz.

Yorumunuzu bırakınız