Julia Child: Komik, titrek sesli, dağ gibi bir kadın

04 Eylül 2009 | Kategori: Et Yemekleri

beouf bourguignon

Yıl 1948. 2. Dünya Savaşı sırasında, Amerika’nın Sri Lanka’daki istihbarat üssünde tanıştığı kocasıyla kendini bir anda Paris’te buluyor. O yıllarda Martha Stewart daha New Jersey yaylalarında uçurtma uçuruyor.

Hayatında hiç yemek yapmamış olan 36 yaşındaki bu kadın, sadece kocasını doyurmak amacıyla, dünyanın en önemli yemek okulu Le Cordon Bleu’ye başvuruyor. Ev kadınları için üstünkörü hazırlanmış olan kursa kaydolmayı reddedip, daha zorlu bir programda yer alabilmek için, okulun bodrum katındaki askerlerin eğitildiği sınıfa yazılıyor. 1.88 metre boyuyla hayatında ilk defa göze batmıyor.

Hollandaise ve Bearnaise sosları arasındaki farkı bilmemenin ayıp olduğu bir ülkede inat ediyor ve diplomasını alıyor. İlk kitabını yazması mükemmeliyetçiliği yüzünden 10 senesini alıyor. 785 sayfayı bulan bu ansiklopediyi önce hiçbir yayınevi kabul etmiyor. Ancak, bir yumurta tarifini geliştirirken bile bir orduya yetecek kadar yumurta harcanmış olan bu cevheri sonunda birileri keşfediyor ve işte o kitap bugün 40. yılını kutluyor. Kitabını takiben televizyonlarda bilinen ilk yemek programını hazırlayıp, o güne kadar karınlarını donmuş gıdalar ve tatsız güveçlerle doyurmuş Amerikan halkının gözlerini daha lezzetli bir dünyaya açıyor.

Bu şarap düşkünü, enerji dolu, komik, sabit fikirli, kalın titrek sesli, dağ gibi kadının adı Julia Child ve ben onu çok seviyorum.

Fransa’da yaşadığı yılların anlatıldığı kitap için verdiği röportajda, 90 yaşında olmasına rağmen, 50 küsür sene önce Paris’e adım attığı gün yediği ilk yemeği en ince detayına kadar hatırlayan bir kadın.

Julia Child’ı bu kadar sevmemin sebebi sadece bu inanılmaz hafızası değil. Beni en çok etkileyen özellikleri inatçılığı, bilgiyi cömertçe paylaşması, yanlış yaptığında asla özür dilememesi ve ağzından düşürmediği “Ben yapabiliyorsam, siz de yapabilirsiniz.” cümlesi.

Onun hayatını ve bana bulaştırdığı yemek sevgisini 4000 vuruşa sığdırabilmem mümkün değil. Ama en azından “The French Chef” adlı televizyon programının ilk bölümünde büyük bir heyecanla anlattığı Beouf Bourguignon (böf burgunyon) tarifini sizinle paylaşabilirim.

Tarif zahmetli görünse de unutmayın, yarın Pazar. Havalar da soğuk. Alışverişinizi bugünden yapın, yarın da koyun tencereyi fırına, siz gazetenizi okurken bu soğuklarda ilaç gibi gelecek bu yemek de pişsin dursun bir kenarda. Şimdiden afiyet olsun.

NOT (04/09/2009) : Biliyorum, yarın Pazar değil. Havalar çok soğuk da değil. Ama yukarıdakiler de yazım hataları değil.

İşin aslı, bu yazıyı yazalı neredeyse 2 sene oldu. Her şey Nur Çintay’ın Radikal’deki köşesinden duyurduğu iş ilanıyla başladı. Aynen şöyle diyordu: “Bu bir ilandır. Radikal Cumartesi’de beraber çalışacağımız, hayır arkadaşlar filan değil, resmen köleler arıyoruz.”

Elbette ki okur okumaz başvurdum.

Birincisi, benden daha iyi köle bulunmaz. Eğer yapacağım işi seviyorsam sırtımı sıvazlamanıza, çok paralar vermenize ya da en ufağından bir takdire bile ihtiyacım yoktur. Kötü davranabilir, hatta ne kadar iyi iş çıkartırsam çıkartayım bir güzel sözü bile çok görebilirsiniz. Artık ufaklığımda yaşadığım bir travma mı beni böyle umursamaz yaptı yoksa delilerle çalışa çalışa mı vurdumduymaz oldum, orasını bilemiyorum.

İkincisi, her ne kadar artık internet ile basılı bir gazeteden insanlara seslenmenin arasındaki fark giderek azalsa da, yazdıklarımı ve çektiğim fotoğrafları ellerimle dokunduğum bir kağıt üzerinde görmek bana hala büyülü bir olay gibi geliyor.

Üçüncüsü, ben çok sıkı bir Perihan Mağden hayranıyım. Zaten bu iş ilanını görünce de aklıma ilk gelen neler yazsam, nasıl fotoğraflasam değil, “Acaba bana ayıracakları sayfa Perihan Mağden’e yakın olur mu?”, “Olmasa bile sayfayı çevirince yazılarımız öpüşür mü?” gibi arkadaşlarımın Nur Hanım’a sormamam gerektiğini sıkı sıkı tembih ettikleri sorulardı.

Dördüncüsü, ben bir Radikal hayranıyım. Sanırım ülkemizde yemekle alakalı olan sayfalarına “margarin” ve “vanilin” kelimeleri bulaşmamış tek gazete… Yani, en azından ben kölelik başvurumu yaptığımda öyleydi. Emin olmak için cümle biter bitmez arşivlerini taradım da…  Margarinli bir tarif çıktı karşıma. En azından sadece bir adet tarifin araya karışmış olması bile sevindirici. Bu size bir gazeteyi sevmek için ölçü gibi gelmeyebilir, ama benim için büyük önem taşıyor.

beouf bourguignon

Uzun lafın kısası, bu iş ilanı için uygun bir aday olduğuma kanaat getirip başvurdum. Nur Hanım da aynı şeyi düşünmüş olacak ki tamam dedi. Sonra her köleyi olduğu gibi beni de bir telaş aldı. İlk yazı hangi konuda olmalıydı? Yapılacak binlerce şey arasından hangisi ilk olmayı hak ediyordu?

Hadi hak etti, mevsimi miydi? Havaların buz gibi olduğu günlerdi ve dolayısıyla benim aklımda hep uzun süre pişmiş et yemekleri vardı. Bir yandan da bana yemek konusunda ilham vermiş olan birinden de bahsetmek istiyordum. Dolayısıyla Julia Child ve efsaneleşmiş Boeuf Bourguignon tarifi biçilmiş kaftandı.

Julia Child

(Julia Child ve mutfağı… Fotoğraf Arnold Newman‘a aittir.)

Tarifle ilgili denemeleri kısa zamanda bitirdim. Servis yapılacak tabak zaten belliydi: Anneannemden kalma, çok eski, bir yanı çatlak, siyah beyaz bir servis tabağı. Sanki Julia Child’ın programlarından zamanımıza ışınlanmış gibi… Şimdi bakınca niye bu kadar steril bir fotoğraf çekmişim ki, hiç iştah açıcı değil, etler de kupkuru görünüyor diyorum ama zamanında saatlerce uğraşmıştım. Saatlerce uğraşıldığını çaktırmamayı becerememişim.

Tabii o aşamaya gelene kadar Nur Hanım’la fikir alışverişinde bulunduk, Julia Child fikrine sıcak baktı, dört bin vuruşluk yer ayırdı…

Derken Radikal’in tabloid projesinin rafa kalktığı haberi geldi.

Ben önce kendi kendime dedim ki bunlar tam köle arıyor, dolayısıyla bu da bir sabır testi, sus otur, kim bu zulme en çok dayanırsa işi ona verecekler. Bir de üstüne üstlük Nur Hanım çok ince bir email yazmış, teşekkür etmiş. Alışık değilim, iyice şüphelendim.

Haftalar geçti, havalar ısındı, o sırada araya bir de Radikal röportajı girdi. Ama yazı için hala ses yok. Röportajın ardından bir kutu Korova Kurabiyesi hazırladım, paketledim, teşekkür etmek için gönderdim… Bu arada ben hala “Cenk, tamam, bunlar şakaydı, tabloidi çıkartıyoruz. Vay be, ne sabır varmış sende de, şimdi gerçekten hak ettin” demelerini bekliyorum. Ama öyle olmadı. Tabloid gerçekten de rafa kalkmış.

Zaten bir kutu Korova Kurabiyesi de Nur Hanım’ı ikna edemediyse başka hiçbir şey ikna edemez deyip aklımda bu işe son noktayı koydum.

Dün fotoğraf arşivimi düzenlerken de bu fotoğrafa denk gelince, bir gün bile daha beklemek istemedim.

Zaten havalar da yavaştan soğumaya başladı. Afiyet olsun.

Boeuf Bourguignon

4 kişilik

Tarif Julia Child’ın “Mastering the Art of French Cooking, Volume One (1)” adlı kitabından uyarlanmıştır.

Malzemeler

  • 1 kilo yağsız iri dana kuşbaşı
  • 150 gram füme dana döş (bacon)
  • 3 çorba kaşığı zeytinyağı
  • 1 adet kuru soğan
  • 1 adet havuç
  • 2 çorba kaşığı un
  • 3.5 su bardağı et suyu
  • 2 su bardağı kırmızı şarap (tercihen Pinot Noir)
  • 1 çorba kaşığı domates salçası
  • Üçer dal taze kekik, adaçayı ve biberiye
  • 2 adet defne yaprağı
  • 3 diş sarımsak
  • 350 gram arpacık soğan
  • 350 gram mantar
  • 2 çorba kaşığı tereyağı
  • tuz ve karabiber

Yapılışı

  1. Fırınınızı önceden 225 derecede ısıtın.
  2. Büyük boy bir tencerede (tercihen fırına girebilen içi emaye kaplı dökme demir) iri küpler halinde doğradığınız füme dana döş parçalarını, 3 çorba kaşığı zeytinyağı ekleyerek, kahverengileşene kadar yaklaşık on dakika boyunca orta ateşte kızartın. Döş parçalarını ayrı bir tabağa alın.
  3. Tencereye bıraktığı yağda kağıt havluyla iyice kuruladığınız kuşbaşı et parçalarını üç ayrı seferde, her seferde yaklaşık yedi dakika boyunca, her tarafı kahverengileşene kadar soteleyin. Etleri ayrı bir kaba alın.
  4. Tenceredeki yağda irice doğradığınız kuru soğan ve havucu kavurun. Kuşbaşı et ve dana döş parçalarını ekleyin, üzerine birer çorba kaşığı tuz ve karabiber ve 2 çorba kaşığı unu serpip karıştırın. Tencereyi üstü açık olarak fırına verip dört dakika pişirin. Fırından alıp karıştırın ve dört dakika daha fırında bekletin.
  5. Fırını 170 dereceye getirin. Tencereyi fırından çıkartıp orta ateşteki ocağın üzerine alın. 2 su bardağı kırmızı şarabı, 3 su bardağı et suyu, birbirine fırın ipiyle bağladığınız otları, ezilmiş sarımsakları ve salçayı ekleyip kaynama noktasına getirin. Kapağını kapatıp tencereyi fırının alt katına yerleştirin ve iki buçuk saat boyunca pişirmeye bırakın.
  6. Ufak bir tencerede arpacık soğanları üç dakika haşlayıp soğuk sudan geçirin ve soyun. Kök kısmına bıçağın ucuyla kesişen iki ufak çizik atın ve geniş bir tavada bir çorba kaşığı tereyağıyla beş dakika soteleyin. Soğanları ayrı bir kaba alıp aynı tavada 1 çorba kaşığı tereyağıyla mantarları bütün olarak suyunu bırakıp çekene kadar soteleyin. Tavaya soğanları ekleyip üzerine yarım bardak et suyu dökün. Orta ateşte soğanlarla mantarlar et suyunu çekip karamelize olana kadar yaklaşık yirmi dakika pişmeye bırakın.
  7. Etleriniz piştikten sonra, orta boy bir kabın üzerine oturttuğunuz süzgece tencerenin içindekileri dökün. Süzgecin içindeki kuşbaşı et parçalarını ve havuçları servis tabağınıza alın. Yemeğin süzülmüş suyunun yüzeyine çıkan yağı kaşık yardımıyla alıp geri kalan kısmını etlerin üzerine gezdirin. Mantarları ve arpacık soğanları ekleyip servis yapın.
  8. Yanında bol tuzlu suda haşlanmış Pappardelle makarna veya pirinç pilavı tavsiye ederim. Fırına girebilecek bir tencereniz yoksa derin bir güveç kabı da kullanabilirsiniz. Afiyet olsun.
Üye ol, yemek tarifleri emailine gelsin.

Yorumlar

  1. 1 - cemre 04 Eylül 2009

    kızma ama bence hayırlısı olmuş gittikçe bizden uzaklaştırıyolar seni:) julia child ın yanlış yaptığında özür dilememesi de seni nasıl etkiler anlamadım ?!

  2. 2 - Cenk 04 Eylül 2009

    cemre – Yanlış yaptığında özür dilememesi derken yemek programı sunarken yaptığı ufak tefek kazalardan bahsediyorum. Julia’nın ilk başlardaki yemek programları montajlı değil, o anda ne yapıyorsa o. Bazen bir şey yere düşüyor, bazen sosu karıştırırken üstü başı batıyor. Bu tip olaylarda bile işi şakaya vurması (seyirciden binbir kere özür dilemek yerine) benim çok hoşuma gidiyor. Sanırım daha doğru bir söylem gereksiz yere kibarlık yapmaması olabilir. Ve haklısın, böyle haftalık bir köşe olsaydı bloguma vakit ayırabilir miydim emin değilim 🙂

  3. 3 - ylz 04 Eylül 2009

    nasıl bir hışımla okuduysam yazıyı hemen başa dönümp tekrarladım. herşeyde bir hayır vardır bence.
    julia child hayatı ve tarfileri beni de çok etkilemiştir julia efsane gibi… sevgiler

  4. 4 - ceren 04 Eylül 2009

    cenk ben kendisini tanımıyorum ilk defa senden duydum ama besbelli işin erbaplarından. beni kocasına yemek yapabilmek uğruna başladığı ve mükemmelliyetçiliği uğruna en zor seviyede erkeklerin içinde olmayı göze alması etkiledi. ne kadar zamanda başarı elde ettiği değil o kadar zamanda mutfakta ne kadar güzel anlar yaşadığı daha önemli. kendisinin elleri kocasının midesini doldururken yorulmamıştır eminim hiç. çok sevgi dolu… ha tabi sen ve senin şu değişik ince fikirlerin. yahu şaşırıyorum sana o tabağa koyup fotoğraflaman çok hoş gerçekten o günlerden fırlayıp gelmiş gibi. düşünemezdim. çok yaratıcısın. başarılar

  5. 5 - Narsu 04 Eylül 2009

    Selam,
    Julia Child gibi acaba senın mutfagında boyle mı sankı mutfak degıl tamırhane gıbı duruyor, cok eglencelı,
    yemek yemek yemek yapmak butunde bır sanat.
    sen ve senınle gelenlerın hepsı bu sanata iştirak edıyorlar.
    guzel bır seruven yasanmıs ve herseyde bır hayır vardır 🙂

    Kımbılır, Belkı de Perıhan Mağden senın sessız okuyucundur.

    Ellerinize sağlık… Mutlu Haftasonları.
    Narsu

  6. 6 - Merve 04 Eylül 2009

    bu tabaktan bizde de var:) yeşil ve yuvarlak olanı:)
    çok beğendim bu yazıyı.
    sevgiler:)

  7. 7 - kurabiyesepeti 04 Eylül 2009

    julia başarmayı istemiş.ve uğraşmış…gazetede ki ilanda aranılan kişinin sen olduğunu düşünmen,kendini çok iyi tanımış olduğunu gösteriyor…ama tabloidin yayınlanmaması üzücü…iyi ki olmamış yoksa uzun süredir takip ettiğim bu güzel site olmayabilirdi…

  8. 8 - özlem şekercioğlu lesport 04 Eylül 2009

    ratatouille filmindeki m. gusto’nun ‘herkes yemek yapabilir’ repliğini julia hanımdan almışlar anlaşılan..kesin izlemişsindir. biz yunus’la (oğlum) izleyip izleyip kendimizi mutfağa atıyoruz..tavsiye ederim : )

  9. 9 - dlayra 04 Eylül 2009

    sevgili cenk,
    2009 yapımı “Julie&Julia” adlı film kendisi hakkında. geçen hafta bir film öncesi fragmanlarını görmüştüm. julia child’ı ise meryl streep canlandırmış. yalnız o bahsettiğin 1.88lik boy meselesini nasıl yansıttılar filme merak ettim şimdi. zira meryl streep kısa bir hatundur.

    bende seni burada takip etmekten oldukça mutluyum:)

  10. 10 - edko 04 Eylül 2009

    “Julie&Julia” filmini ben de merakla bekliyorum. Boy meselesine gelince, Meryl Streep’e önce tabii ki topuk giydirmişler, ayrıca yanındaki oyuncuları kısaca boylulardan seçmişler ve bütün seti (mutfak tezgahları, masa vs.) özel olarak normalden alçak inşa etmişler, böylece kendisi çok daha uzun durmuş.

  11. 11 - rabis 04 Eylül 2009

    béarnaise : )))

  12. 12 - zehra 04 Eylül 2009

    Çok güzel bir yazıymış..33 yaşında mutfağa ilgisioluşmuş ve 35 ten sonra mutfağa burnunu sokmuş biri olarak bende yapıyorsam artık, herkes haydi haydi yapar diyorum!
    Gerçi ben hala yemekler konusunda iddialı değilim ama tatlılar konusunda hayli geliştirdim kendimi.Bir an Julia ile kendimi özdeşleştirdim 🙂

    Sevgiler..
    http://www.derininperievi.blogspot.com.

  13. 13 - betül 04 Eylül 2009

    Hay Allah, neredeyse yazının sonuna kadar büyük bir umutla “nihayet başlıyorum gazeteye…” yazacaksınız diye bekledim. Üstelik 2 yıl öncesinden başlayan bir öykü okuduğumu da bilerek.
    Ve sonunda biraz hayal kırıklığı yaşadım galiba. Üzüldüm aslında. Galiba yaşın da etkisi var; öyle elime alıp okuduğum gazeteyi bilgisayar ekranına tercih ediyorum. Kağıt kokusu, o sayfaların çevrilirken çıkardığı hışırtı, hani sevilen, beğenilen bir yazıyı kesip bir kitabın arasına koyuvermek… daha sıcak geliyor açıkcası. Bu arada Radikal hayranlığı da hoşuma gitti doğrusu 🙂

    Neyse, gazete yazarlığı olmamış ama, yaptığı işi adam gibi – ya da köle gibi ama sevgiyle – yapıyor olmanın meyvasını yemektesiniz şimdi. Eh bizlerle de o lezzeti paylaşıyorsuz tabii, var olun.

    Boeuf Bourguignon için bir şey diyemiyorum. Belli ki çok emek gerektiren, ama “ilk” olacak kadar da özel bir yemek. Bir gün cesaret eder miyim? Emin değilim 🙂

  14. 14 - rabis 04 Eylül 2009

    çok nefis bir görüntü…yalniz bana çok sulu gibi geldi sevgili cenk ? bu yemegi bazi pazar günleri yaparim, yaninada piriç pilavi, erkeklerim çok sever. arada sirada bir degisik usülünü yaparim, boeuf carottes, havuçlusu yani :)))
    fransa’dan sevgiler
    rabis

  15. 15 - gülçin 04 Eylül 2009

    Cenk merhaba,
    Sen boşver julia ‘yayı gördüğüm yemek ,julianın görüntüsüne uygun
    ben ruh güzelliğinden yanayım oda senin seçip uyguladığın cheesecakelerinde ve diğer çeşitlerinde var.Yola devam …………..

  16. 16 - Ayse 05 Eylül 2009

    Biz sizi her mecrada takip ederiz. Selamlar.

  17. 17 - fer 05 Eylül 2009

    aa ne kadar hoş bir yazı ,sevmek uygulamak ve paylaşmak dolu .

    sizin için yazdım şimdi ;

    hayatın şifresidir tutku
    hırstan arınmış
    sevgiyle sarılmış duygu

    varsa kalpte tutku
    kim bekler parayı pulu
    kim arar takdiri kulu

    cenk te çözmüş sifreyi
    ne mutlu !
    🙂

    julia & julia ‘yı izlemeyi bende heyecanla bekliyorum .
    1.88 ‘ lik boyu vurgulamak için mutfak tezgahını kısaltmış ,okuldaki aşcılarıda kısa boylu oyunculardan seçmişler .

    sevgiler

  18. 18 - fer 05 Eylül 2009

    edko ‘da yazmış hileleri şimdi farkettim 🙂

  19. 19 - serpilce-birnefes.org 05 Eylül 2009

    cenk yazılarını cok beyeniyorum her konuyu cok güzel toparlıyorsun duru ve akıcı birgun dilegin olacak inanıyorum

  20. 20 - berk 06 Eylül 2009

    cenk selam
    yine dort gozle beklediğim tariflerinden bi tanesi gorunce cok sevindim(her ne kadar peynirli kekini 4 kere yapsamda,et,balık tariflerinin azlıgından bu kategoriye yeni bir şey eklendiğinde çok mutlu oluyorum.)>Ellerine saglık cok guzel bir yemeğe benziyor yalnız bir kac sorum olacak 150 dana döş kullanmamızın amacı nedir ve kasaba bu şekilde soylesek anlarmı(yeni yeni t-bone etinin ne oldugunu anlamaya başladıklarını düşünürsek)

    tşkler

  21. 21 - Cenk 06 Eylül 2009

    Berk – Beğenmene sevindim. Öncelikle, bundan sonra et, tavuk ve balık yemeklerine daha sık yer veriyorum olacağım, haberin olsun 🙂 Dana döşe gelince… Bildiğimiz dana bacon. Kasaplarda ve marketlerin kasap reyonlarında dana döş olarak geçiyor. Genelde füme halde satıyorlar. Kullanmamızın amacı yemeğe tat katmak. Piştikten sonra karamelize olan yağ parçacıkları çok farklı bir lezzet katıyor, ama şart da değil tabii.

  22. 22 - damla 07 Eylül 2009

    hem radikal hem margarin konusunda tamamen katiliyorum size.. Radikal 2’de gazetenin kalitesine yakistiramadigim yemek yazilarini epeydir okumuyorum

  23. 23 - meyse 07 Eylül 2009

    merhaba, julia child’ı senin anlatımınla ben de sevdim:) 40. yılını kutlayan kitabının Türkçesi var mı biliyor musun?

  24. 24 - Cenk 07 Eylül 2009

    meyse – Türkçe çevirisinin olduğunu zannetmiyorum. En azından ben daha önce görmedim.

  25. 25 - emelll 07 Eylül 2009

    : D

  26. 26 - Canan ( Mutfak Böcüğü ) 07 Eylül 2009

    Herşeyin hayırlısı olsun. Yemek herzamanki gibi on numara. Ellerine sağlık. Tabağa da ayrıyetten bittim!

    Sevgiler,

  27. 27 - Tuba Efe 09 Eylül 2009

    o filmin adi julie and julia,gerci pek önemli degil ama serpil arkadas a belirtmek icin yazdim.

  28. 28 - fer 09 Eylül 2009

    aa evet yanlış biliyormuşum 🙁

    julie and julia

    gerçi pek önemli değil ama filmin ismini yanlış yazanın ben olduğumu belirtmeliyim 🙂

  29. 29 - Gaye 09 Eylül 2009

    Hakkınızı teslim etmek lazım : çok güzel yemekler, cheescakeler, biscottiler yapıyorsunuz, fotoğraflarınız da süper.. ama ben en çok tabaklarınızı beğeniyorum galiba 🙂

  30. 30 - özlem 10 Eylül 2009

    Hikaye çok iyiymiş, sabah sabah bu kadar felaket haberi okuyup işe başlamışken dur bakalım bloglarda ne var demişim iyi ki..

  31. 31 - Burcu 10 Eylül 2009

    Çoğu insan senin kadar cesur değil.Şansını denemişsin hem en sevdiğin gazete de hemde perihan’ın yanında.Hiç beklemediğin anda karşına çıkacak,bunu hiç unutma…
    Umut etmekten de asla vazgeçme…

  32. 32 - Cenk 10 Eylül 2009

    Narsu – Keşke benim de mutfağım böyle olsaydı. Bence de çok eğlenceli. Bütün alet edavatı birlikte her an görüyor olmak nefis olurdu.

    dlayra – Evet, Julie & Julia haberlerini ben de takip ediyorum. Boy konusundaki soruna cevaplar gelmiş bile.. Julia Child burada bitmez, yakındaki yazılarımda da değinmeyi planlıyorum, film hakkında da yapılan yorumları paylaşırım.

    betül – Basılı gazetenin büyüsü ayrı. Tamamen size katılıyorum. Ama bloglardaki karşılıklı iletişimin samimiyetini de unutmamak lazım. Bugüne kadar hangi gazeteciye soru sorup bir saat sonra cevabını alabildik?

    rabis – Çok sulu olmadı diye hatırlıyorum. Pekmez kıvamındaydı.

    fer – Çok teşekkürler.

    Burcu – Beklememeye başladım bakalım.

  33. 33 - rana 11 Eylül 2009

    radikal deki işinin olmamasına sevindim buraya fazla zaman ayıramazsın diye ama aynı zamandada üzüldüm radikal gibi bir gazetede yazman gerçekten çok güzel olurdu …bende senin gibi Perihan Maden hayranıyım umarım seni takip ediyordur …şimdi birde senin sayende Julia Child hayranı oldum mutfağı hayal ötesi benim için kitabının türkeçeside olsaydı keşke:(

  34. 34 - Elif 13 Eylül 2009

    Merhaba Cenk;
    Gecen gun bu yazini okudugumda simdiye kadar Julia Child’in hakkinda hicbirsey bilmedigimi farkedip Google’dan aradim ve hakkinda bilgi sahibi olunca’da gercektende kendisini daha cok merak ettim.Malum hayatim boyunca surekli isim geregi mutfakta geciren biri olarak merak etmemem mumkun degildi 🙂
    2 gun once Londra’ya Julie&Julia’nin filmi gosterime girdi ve dun filme gidebilme sansina sahip oldum.Inanilmaz derecede film’i cok begendigimi ve ozellikle Merly Streep’i cok basarili buldugumu belirtmek istedim.Burada Julia Child hakkinda olumlu/olumsuz yorum yapan herkesin bu filme kesinlikle gitmesini siddetle tavsiye ediyorum.Tabii’ki Julia Child ise burada bitmez ve sabirsizlikla yazilarinizin/tariflerinizin devamini bekliyor olacagim 🙂

    Sevgiler

    Elif

  35. 35 - Ozgur 14 Eylül 2009

    Bu haftasonu eşime yaptım bu yemeği.Bir Fransız olarak hayatında yediği en güzel Boeuf Bourguignon olduğunu söyledi 🙂 Yemek konusunda kendime pek güvenmediğim için bunu beni sevdiğinden söyledi sanırım 😛
    Çok mutlu oldum.Büyük bir teşekkürü hak ediyorsun.
    Ufak bir yorum: Tercihen ikimizde acıyı sevmediğimiz için 1 kaşık karabiber koymaya elim varmadı,yarım kaşık koydum.Çok kritik bir karar olduğunu tadınca anladım ki tam ağız tadımıza göreydi.Hafif bir acılık ama tam kıvamında.
    Sevgiler

  36. 36 - nesobaby 16 Eylül 2009

    Merhaba
    İlk defa sizi okuyorum 🙂 Bence Radikal çok şey kaçırmış.. Ama burdaki yazıları ihmak edecekseniz iyi olmuş 😉
    Sevgiler..

  37. 37 - deniz 12 Aralık 2009

    biraz geç oldu yazınızı görmem.ben de julia child’ı çok severim. bundan 3-4 sene kadar önce amcam anlatmıştı bana onu.yemek yapmayı çok sevdiğim için de hayran kalmıştım ona.dün akşam julie&julia filmini izledim ve fark ettim ki ona hayran olmakla en doğru kararı vermişim.filmi izlemediyseniz öneririm, julia’yı çok güzel anlatmışlar.tarif için de teşekkür ederim
    😀 ayrıca yazılarınız, konuya yaklaşım tarzınız çok güzel.yazmaya devam etmelisiniz…

  38. 38 - yeliz 14 Aralık 2009

    Biraz once filmini seyrettim .
    Seyrederken ,ne zaman ki beef bourgiognon yapmaya basladi
    -aaa , ben bunu Cafe Fernando’nun blogunda okumustum , eminim ki o , dedim.
    Film biter bitmez bloguna geldim ve evet , bingo ! 🙂
    Bu tarifi yapmayi planlarken cok karmasik bulmus ve vazgecmistim(daha dogrusu benim cooking level’i min cok ustunde bulmustum) Filmi seyrettikten sonra yapmaya karar verdim.
    Tesekkurler bu guzel paylasim icin

    sevgiler

  39. 39 - ayşe 21 Aralık 2009

    julia child türk web sayfalarında olduğu gibi dünyanın birçok yerinde anılan bir kadın! bu onun tereddütsüz paylaşımlaından kaynaklanıyor. ondan öğrendiklerimiz için onu burda anmak hoş doğrusu. insan gerisinde bunca seveni ancak sevgiyle paylaştıklarıyla bırakabiliyor. sana da tüm paylaşımların için teşekkürler Cenk.. florida dan sevgiler..

  40. 40 - suheyla 26 Aralık 2009

    merhaba,az önce meryl streep in julia child ı canlandırdığı julia and julie filmini izledim,arama motoruna julia childin ismini yazdığımda tanıdık bir blogla karşılaşınca ugramadan edemedim..yazı filmden sonra daha etkileyici geldi..bir gün belki herkes için geçerli..vazgeçme…

  41. 41 - beti 02 Ocak 2010

    sonunda julia&julie yı izledim :))) bir an önce mutfağa girip tencere tavaya dokunmak zeytinyağını koklamak istiyorum :))) ondan önce julia yı biraz daha tanımak isterken siz çıktınız karşıma tabak o kadar da steril olmamış tam julia ve le cordon bleu diyorum ben :)))) siteyi sonuna kadar inceleyeceğim :))

  42. 42 - evren 15 Ocak 2010

    Bugün Julia&Julie yi izledim ama Julia nın niye tuhaf bir tepki verdiğini anlamadım Julie nin bloguna.Julia ile ilgili ilk hayalkırıklığım oldu.
    bu yemeği denemek istiyorum ama kuşbaşı danayı 3 ayrı seferde 7 dakika boyunca kızatmayı anlamadım..nasıl yapıcaz ki bunu.??yani 3 ayrı sefer nasıl oluyor??

  43. 43 - Cenk 15 Ocak 2010

    Evren – Julia’nın verdiği tepkiyi onun tarafından baktığınız zaman anlayacağınıza eminim. Julia Child canla başla çalışıp yemek yapmayı öğrenmiş, ardından da senelerce çalışıp ansiklopedi gibi bir kitap yazmış. Onun ardından dünyanın ilk yemek programı.. Kendini bu konuya adamış sonuçta. Julie’nin bloguna göz gezdirdin mi bilmiyorum ama Julia’nın bu kadar ciddiye aldığı bir konudaki küfürlü anlatımları ve lakayıt yaklaşımı verilen tepkiyi bir nebze olsun haklı kılıyor. 3 ayrı seferde pişirmenin sebebi de tencerenin kapasitesi. Etleri kızartırken tencereyi çok doldurmamak gerekiyor. Etler bir kerede kızartılmaya çalışılırsa tencerenin ısısı anında düşecektir ve etler sıcak tabana dokundukları anda mühürleneceklerine oluşan buhar sayesinde haşlanmaya başlayacaktır.

  44. 44 - evren 16 Ocak 2010

    haklı olabilirsin ama Julie ona olan hayranlığını kendisine ne kadar minnettar olduğunu defalarca onu nerdeyse tanrılaştıracak kadar net ifade ediyor.ben julia nın daha olgun olmasını beklerdim.zamane gençliği deyip geçebilirdi.Bir insanın hayatında bu kadar hayranlık beslediği kaç kişi olabilirki??üstelik Julie sayesinde adını hayatında hiç duymayan insanlara duyurdu julia.Şu filmi izledikten sonra kitap satışlarında binlerce artış olduğuna iddaya girebilirim.ben amazondan istedim bile.Julianın bu kitabı yazmasındaki en büyük amacı amerikalılara yemek pişirmeyi öğretmekti.her güzelliğin çok çabuk tüketildiği zamanımızda yeni nesil amerikalılar Juliadan haberdar olduysa bu Julie sayesindedir.Ben juliayı senin sayende tanıdım ama Julie sayesinde sevdim.Filmin sonunda biraz bozuldum ama gene de onu seviyorummm.:))veeeee bu yemeği yarın deniyorum:)))))

  45. 45 - Cenk 16 Ocak 2010

    Evren – Julia Child’ı savunmak elbette bana düşmemiş ama “Yeni nesil Amerikalılar Julia’dan haberdar olduysa bu Julie sayesindedir” çok yanlış bir cümle. Böyle bir durum yok. Julia Türkiye’de çok az tanınıyor olabilir ama Amerika’da yediden yetmişe herkesin tanıdığı bir ikondur. Zaten film sadece Julie’nin yazdığı kitap üzerine yapılmadı. Eğer filmi seyretmeden önce Julia Child’ın “My Life in France” adlı kitabını okusaydın (mutlaka almanı öneririm) eminim sen de film sonrası Amerika’da oluşan “keşke Julie’li bölümleri atsalardı da tüm film Julia’nın kitabından yapılsaydı” ortak görüşte birleşirdin. Şahsen ben Julie’nin hangi tarifleri nasıl yaptığından çok Julia’nın hayatını kesintisiz bir şekilde seyretmeyi tercih ederdim. Filmde kitabın ancak %20’sini görebildim.

  46. 46 - kadin 19 Ocak 2010

    o filmin adi julie and julia,gerci pek önemli degil ama serpil arkadas a belirtmek icin yazdim.

  47. 47 - CANO 20 Ocak 2010

    Amerika’da olusan ortak gorusu okumadim ama bence de filmde Julie kismi olmasaymis iyi olurmus.

    Ama filmin sayesinde Julia Child’i bilmeyenlerin de ogrendigi bir gercek , mesela ben! Kitapligimda ne zamandir duran ‘Baking with Julia” nin Julia’sinin Julia Child oldugunu film sonrasi acaba diye kitaba bakinca cozdum mesela! Sonrasinda da baska bir kitabini bulup aldim hani yazmistim eski kitaplar satan bir yerden…

    Bence de Julia’dan daha guzel yemek yapanlar var, daha guzel receteler var ama kisiliginden, hirsindan, caliskanliligindan etkilenmemek mumkun degil.

    Benim bu yil icin planlarimda onun kitaplarindan receteler denemek var…mutlaka!

  48. 48 - evren 22 Ocak 2010

    Cano slm,

    Rica etsem eski kitaplar satan dükkanın adresini bana yazarmısın?Gümüşsuyunda var bir tane ama senin bahsettiğine de bakmak isterim.
    teşekkür ederim.
    evrenjiang@hotmail.com

  49. 49 - CANO 25 Ocak 2010

    Evren, e-mail yolladim sana.

  50. 50 - Fashistanbuller 28 Ocak 2010

    Julia Child’a bir de bu açıdan bakmak hoşuna gidecek diye tahmin ediyorum.

    Bir tıklayıp göz atarsın.

    http://fashistanbuller-tr.blogspot.com/2009/12/yemek-ve-modann-muhtesem-birlikteligi.html

  51. 51 - havva 29 Ocak 2010

    julia&julia filmini bugün izledim.julia child’ı araşatırırken bu blogu buldum.bende yemek yapmasını seven bir kişiyim ve julia ya hayran kaldım.şimdi yemek yapmaya daha farklı bakıyorum.onun yemek yaparken yaptıgı hataları kafasına takmamasıda çok hoşuma gitti.

  52. 52 - gökşen 06 Şubat 2010

    Merhabalar,
    Siteyi birkaç gün önce keşfettim ve harıl harıl kurcalıyorum. İlk mesaj için biraz abes olabilir ancak, bu filmi Ankarada bulamıyorum. Ankarada hangi sinemada gösterildiğine ilişkin bilgisi olan varsa, paylaşırsa sevinirim.
    Site güzel bir emeğin ürünü, belli…
    Tebrikler…

  53. 53 - estergonyesil 14 Şubat 2010

    Bol tereyağlı tarifleri, inatçı ve hırslı kişiliğiyle çok severim Julia child’ı… Yemeklerini hiç denemesemde programlarını youtube da olmakla beraber çok izledim julia&Julie de bence çok güzeldi.
    Bon Appetit…

  54. 54 - Birgit Alev Yegin 16 Şubat 2010

    Sevgili Cenk,

    Blog unu her zaman takip ediyor ve tariflerini severek ama amatorce deniyorum.Oncelikle boyle bir blog hazirladigin ve paylastigin icin sonsuz tesekkurler.
    Julie & Julia filmini yaklasik 2-3 hafta evvel arkadaslarim ve sevgilim ile birlikte evimizde izledik. Izledigim andan itibaren etkisinden kurtulamadim.Inanilmaz keyif aldim, kendimi mutfaga atmamak icin zor tuttum.Iyi ki filmi cok sevdigimi belitmisim cunku gectigimiz sevgililer gununde, sevgilimden kocaman, uzerindeki etikette amazon.com yazan bir paket aldim ve havalara uctum desem yeridir. Mastering the Art of French Cooking, Vol. 1 ve Mastering the Art of French Cooking, Vol. 2 ellerimdeydi.Inanamadim!
    Bu sabah blogundan cok sevdigim cherry domatesli, beyaz peynirli ve taze kekikli tartin tarifine bakarken tesadufen yazini da gorunce yorum yazmadan gecemedim.Eylul ayinda yazmissin ama demekki ben dikkat etmemisim ustelik tamda yapmak istedigim tarifi vermissin cok kiskandigimi itiraf ediyim:)Ama bu hafta bu tarif yapilacak ve tadilacak! Kesinlikle!…
    Sevgiler

  55. 55 - Cenk 16 Şubat 2010

    Birgit Alev Yegin – Güle güle kullan. Ne güzel bir hediye! Filmi bu kadar beğendiysen sana tavsiyem Julia Child’ın orijinal yemek programlarını da seyret. Yemek sevgisi kesinlikle bulaşıcı.

  56. 56 - hande tuba bozacioglu 17 Şubat 2010

    Bir kac ay sonra dogacak ogluma güzel yemekler yapmak isteyen (ki yillar sonra yiyecek olsa da calismak lazim degil mi)bir kadın olarak bugün işte sıkıldığım bir anda bloglardan hoplaya zıplaya bir diğerine atlarken ne güzel bir tesadüftür ki sizin yazılarınıza,tariflerinize, keyifli fotograflarınıza rastladım.. ve su an saat 21:27 ve ben hala aynı sayfadayım, cıktıdan aldıgım onca sayfayı arşivlemekle ugrasacagım uzunca bir süre:) cok tesekkürler.. ellerinize emeginize saglık.. Degerini bilen okurlarınız var, ister gazete ister burası..önemli olan yazmaya, anlatmaya devam edin siz.. sevgi ve saygılarımla…

  57. 57 - Cenk 17 Şubat 2010

    Hande – Çok sevindim beğenmenize. Umarım tariflerden memnun kalırsınız.

  58. 58 - Bilgütay 21 Şubat 2010

    Merhaba,

    Bir çok insan gibi ben de sitenizi keyifle takip etmeye başladım. Bir çok yemek sitesinin arasından kolaylıkla sıyrılıp çıkıyor.

    Benim de bir ricam olacak.(böyle bir şey mümkünse tabi) Julia Child’ın çikolatalı ve bademli kek tarifini de verebilir misiniz Sanırım bu da yanağımı dayayıp uyuyacağım cinsten bir reçete olur. Şimdiden teşekkürler

  59. 59 - Cenk 21 Şubat 2010

    Bilgütay – Çok teşekkür ederim. Maalesef tarif ricalarını yerine getirmek için gerekli zamana sahip değilim. Belki ileride, ama söz veremiyorum.

  60. 60 - pınar ergen 02 Mart 2010

    Sevgili Cenk
    birkaç ay evvel julie ve julia filminin fragmanlarını görünce seneler evvel arkadaşımın bana hediye ettiği julias casual dinners ve julia’s delicious little dinners adlı kitabı aklıma geldi. Demode bulduğum için kapağını bile açmamıştım. Eve gelince kitapları elime aldım ama o da ne benim için katliam gibi parçalanmış domuzlar, hele kocaman fener balığının önünde çekilmiş muzafferane bir poz. Hiç sevmedim ve kitapları aldığım tozlu rafa gerisin geriye koydum. Geçtiğimiz ay kızım ile beraber New York’a giderken girdiğim Dost Kitapevinde filmi çekilen kitabı görünce uçakta okumak için aldım. Benim gibi hayvanlara aşırı düşkün biri olan kişilerin çok huzursuz olacağı bazı bölümler dışında kitabı sevdim. Bu akşamda yeğenimin İstan
    bul’da bana verdiği filmin kopyasını izledim ve çok etkilendim kendi siteme duygularımı yazıp birkaç fotoğrafını koymak istedim. Elimdeki kitaplardan çektiğim resimleri ara kabloyu bulamayınca bilgisayara aktaramadım. Google’dan yararlanmak istedim ama bizimki her zamanki gibi benden önce davranmış!!!Yine çok güzel yazmışsın bayıldım. Sana katılmadığım iki şey var. Radikal ve Perihan Mağden’e tahammül edememem.
    Sevgiler
    Pınar

  61. 61 - Cenk 03 Mart 2010

    Pınar Hanım – Çok teşekkürler. Yazıyı beğenmenize çok sevindim. Radikal ve Perihan Mağden konusunda yapacak bir şey yok tabii 🙂

  62. 62 - duygu 09 Nisan 2010

    Günaydın.2 akşam önce sebze doğrarken parmağıma attığım kesiklerin,diğerleriyle beraber ellerimde kalıcı izler bırakmaya başlayacağını fark ettim,ve bu bana keskin bir bıçak seti almam gerektiğini hatırlattı.Bir şef ve bir ekmek;ya da 1 şef,1 ekmek,1 dilimleme,ya da Paşabahçe deki gibi komple bir set,bilemiyorum.Birçok yerde gördüm aslında,internette de var.Yine de kararsız ve biraz fikirsizim,bana tavsiyede bulunabilir misin?İyi ve uzun ömürlü bir şeyler almak istiyorum çünkü.Teşekkür ederim,iyi çalışmalar.

  63. 63 - Cenk 09 Nisan 2010

    Duygu – Şu sitede Wüsthof markasının modellerini görebilirsin. Bence de bir şef, bir ekmek, bir dilimleme, bir adet de meyve dilimleme için özel tasarlanmışlar var, onlardan al derim. Bunun dışında Esse’ye de bakabilirsin ama bu sitedekinden daha ucuz olacağını sanmam. Kolay gelsin.

  64. 64 - Lea 13 Nisan 2010

    Selam,
    Balık tariflerini de bekliyoruz.

  65. 65 - Merve 19 Nisan 2010

    Julie&Julia ‘yı izledikten snra arastrmaya karar vermiştm hem Boeuf Bourguignonu hem de julia Child ı en cokta esinin destegi beni etkilemişti…ama bu yazınz tam yerinde oldu benm için arastrma yapmadan biçok soruma cevap verdm teşkkr…ve ayrıca ödül için tebrikler, aynı zmnda müthiş paris fotolarıda benm anılarımı canlandrdı haftaya güzel basladm…iyi bir hafta diliyorum…
    Dostluk&Sevgiyle…

  66. 66 - Elif 14 Haziran 2010

    Merhaba Cenk bey,
    doğum verilerinizi bilmiyorum ama julia child yazınızı okuyunca julia child’ın frekansında olduğunuza emin oldum ve aşağıdaki linki paylaşmak istedim.
    http://dreamer319.blogspot.com/2010/06/dersimi-aldm.html

  67. 67 - Cenk 18 Haziran 2010

    Elif – Çok ilginç bir yaklaşım. Keşke anlattıklarını anlayabilseydim, merakım var ama anladım ki yeterli bilgim yok. Satürn filan deyince kaybediyorsun beni 🙂

  68. 68 - Elif 19 Haziran 2010

    Satürn’den bahsetmeden satürn’ü anlatabilseydim :)Elimden geldiğince teknik dil kullanmıyorum aslında.Ama ilgisi olmayan birini yakalamanın pek mümkün olmadığı teknik bir alan astroloji.Belki ilgini çekerse birgün doğum verilerini databankıma almaktan memnun olurum.selamlar,

  69. 69 - blaire 10 Ağustos 2010

    Bu tarifi Julia Child’ın kitabına dayanarak yapan yabancı bir şefin internette yayımlanan videosunu izleyerek yapmıştım; yiyenler hala “tekrar ne zaman yapacaksın” diye sorarlar. Ancak, o tarif biraz farklıydı. Et, soğan, havuç ve baharatların olduğu torba, bir gün ya da en az 5-6 saat kırmızı şarabın içinde, buzdolabında bekletiliyordu. Sonra etler kağıt havlu ile kurulanıp, una bulanıyor, fazla un silkelenip kızartılıyordu.
    Et, şarabın tadını ve diğer baharatları daha iyi özümsediği için sanırım tadı daha belirgin olur. Bir de böyle deneyin derim.

  70. 70 - yiğit 27 Ağustos 2010

    Uzun zamandır bu kadar keyifli ve ilham verici
    bir yazı okuduğumu hatırlamıyorum..)) yaşadıklarınızın sadece ufak bir talihsizlik olduğunu düşünüyorum ve bu talihsizlikten dolayı yazmaktan veya yemek yapmaktan vazgeçmediğiniz için sizi tebrik ediyorum (ki ben olsam direk pes ederdim). mutfakta benim de yaşadığım birkaç talihsizlik oldu ve bu yüzden bir süredir uzağım yemek yapmaya,,,,amaa şimdi mutfağa doğru yol alıyorum yavaştann:)))

  71. 71 - duygu 26 Eylül 2010

    Dün akşam öylesine otururken aldığım filimlerin içinde olduğunu farkettim,bir kadeh şarapla eşlik ettim filme…Çok keyifli ve sıcaktı ancak itiraf etmeliyim film bitmeden kısa bir stop, mutfak fareliği sonra tekrar film şeklinde sürdü:)

  72. 72 - Duygu Savaş 15 Ekim 2010

    Cenk selam,
    Ben Julia Child’i 3 gün önce keşfettim ve anında hayranı oldum. Şimdi hergün yarım saatimi ayırıp internetten “vintage” videolarını seyrediyorum. Ayrica Amerikali bir arkadaşımın hediyesi olan “The Joy of Cooking” kitabındaki önsözünü heyecanla bir çırpıda okudum. Dedim ki Cenk kesin Julia ile ilgili birşeyler yazmıştır ve tam da denemek istediğim Boeuf Bourguignon tarifini buldum.
    Bacon yerine ne koysam diye de dusunuyordum hatta. Süper oldu bu durum =) Ellerine sağlık!

  73. 73 - meltem 18 Kasım 2010

    merhaba,
    ben öncelikle tarif için cenk beye teşekkür etmek istiyorum gerçi haziran dan bu yana yorumlara cevap yazmamış ama önemli değil ama okuduğum kadarıyla türkiye de julia ile tanışan -ki bu genelde film ile oluyor- ların ona ve yemeklerine ilişkin çıktıkları yolda bir kesişim yeri olduğunuz kesin 🙂
    ben filmi dün seyredebildim ve kendisine hayran oldum hemen mutfağa gidip birşeyler yapmak istedim ki çok yaptığım birşey değil…
    bu gece de internet de neler var derken önce kitabında ki tarifi kaydettim sonra sizin tarifinizi ve julia hikayesinde ki diğer detayları bulunca bir solukda okudum 🙂
    julia nın tarifi takip edenlerin ilgisini çekebilir diye düşündüm
    http://knopfdoubleday.com/marketing/cooking/BoeufBourguignon.pdf

  74. 74 - Cenk 18 Kasım 2010

    meltem – Yorumunuz için çok teşekkürler. Link için de. Maalesef sadece sorulan sorulara yanıt verebilecek kadar vaktim var. Yoksa bırakılan bütün yorumlar ben okuduktan sonra yayınlanıyor, yani tek tek hepsini okuyorum.

  75. 75 - Meltem 01 Aralık 2010

    Tekrar Merhaba,
    Nihayet geçtiğimiz hafta sonu tarifinizi uyguladım,kesinlikle nefis bir yemek oldu hele sosu çok lezzetliydi. Yanında pappardelle ile sundum,zahmetli ve uzun süreçli bir yemek olmakla birlikte tadı damağınızda kalacak,sofradakileri son derece memnun bırakacak bir yemek oluyor(şarap yerine domates suyu kullandım).
    Aslında resmini de çektim ama buraya aktaramadım tabağımı Julia nın da tavsiyesi ile maydanozla süslemiştim 🙂
    Bundan sonra benim özel yemeğim boeuf bourguignon 🙂 daha farklı bir lezzeti keşfedene kadar 😉
    Selamlar…

  76. 76 - Cenk 01 Aralık 2010

    Meltem – Afiyet olsun. Beğenmenize çok sevindim. Dilerseniz fotoğraflarınızı Cafe Fernando Facebook sayfasında paylaşabilirsiniz.

  77. 77 - fatma 04 Ocak 2011

    http://www.101cookbooks.com/archives/asparagus-stirfry-recipe.html
    bu linkteki tabağa çok benziyor tabağınız 🙂

  78. 78 - Cenk 04 Ocak 2011

    fatma – Tabaklar aynı sanırım 🙂

  79. 79 - Buket Soyyılmaz 12 Ocak 2011

    Julia Child’ı çok seviyorum! Blogunuza da bayılıyorum ve kendime ait mütevazi ve basit yemek blogumu sizin sitenize baktıkça, geliştiresim geliyor.

    Diğer yandan, ‘Challenge’ adlı bir proje kapsamında hiç yapmadığım ve beni zorlayacak yepyeni bir şeyi denemem gerekiyor ve sanırım Child’ın Boeuf Bourguignon’unu yapacağım! Bunun için şimdiden heyecanlıyım! Bunu yapmaya sitenizdeki bu tarifi gördükten sonra karar verdim ve o kadar da becerikli olmayan ama meraklı olan bir lise öğrencisi olarak umarım beceririm!

  80. 80 - Cenk 12 Ocak 2011

    Buket – Becereceğinize eminim. Julia Child hiçbir ayrıntıyı atlamadan anlatmış, benim yazdığım da neredeyse çevirisi sayılır, onun için emin ellerdesiniz.

  81. 81 - Elif 23 Ocak 2011

    Cenk Merhaba;
    Bu yemegi yaptigimda havuclarim sendeki fotografta göründügü gibi diri ve renkli kalmiyor. sosun rengi de cok daha koyu oluyor. bu nedenle firin derecesini düsürerek pisirmegi yoksa havucu sonradan eklemeyi mi uygulamaliyim, isiyi etin kivamini bozar mi?
    tesekkürler

  82. 82 - Cenk 27 Ocak 2011

    Elif – Fırının derecesiyle oynamak yerine sonradan eklemek daha akıllıca olacaktır.

  83. 83 - Elif Ezgi 22 Mart 2011

    Yazıları okuyup, fotoğraflara bakarken; yemekleri düşleyip, tarifleri defterime kaydederken kendimi şöyle derken buluyorum: “Bin kilo olmak pahasına!”,
    “Alacağım her grama değer!” ya da “Hemen şimdi pişireceğim, şunu da okuyayım da…”

    Var olun.

  84. 84 - Ezgi 23 Nisan 2011

    Merhaba,

    Blogunuzu bir arkadaşım vasıtasıyla keşfettim ve aralıklı olarak kontrol ediyorum. Bugün Julie&Julia filmini izledim ve google araması yapınca bilin bakalım nereye yönlendirildim: Cafe Fernando!

    Bu kitabı nereden temin edebilirim? (amazon.com hariç)

    Teşekkürler 🙂

  85. 85 - Cenk 24 Nisan 2011

    Ezgi – Remzi, D&R ve Nezih kitabevlerinin İngilizce yemek kitabı bölümleri var ama bu kitap var mı yok mu bilemiyorum.

  86. 86 - Alaz 30 Nisan 2011

    Merhaba Cenk Bey, yazınızı çok beğendiğimi söylemek istedim. Julia Child ile geçen sene taniştim ve onun hakkında bir proje hazırlarken baya bilgi edindim.Sizin de dediğiniz gibi küçük hataların üzerini örtmesi, içten tavırları beni çok etkiledi.Julia’nın tariflerinden birini denemek istiyordum hep ama reçeteleri çevirmek zor geldiği için deneyememiştim. Sizin verdiğiniz tarifi yaptım ve muhteşem oldu (tuzu biraz fazla kaçırmışım ama olsun afiyetle yedik:)
    Teşekkurler 🙂

  87. 87 - nuket 18 Mayıs 2011

    Radikal bence cok talihsiz bir karar vermis. Bunlar benim samimi duygularim. Size yaranmak gibi bir istegim de yok. Sadece gorebilen gozlere sahibim bir de kalitenin kokusunu alirim.

  88. 88 - esin 10 Kasım 2011

    Merhaba ,
    bu yazınızı daha önceden okuduğumda bana pek hitap etmemişti. ama bir kaç hafta önce Julie ve julia filmini izleyince bende yemek için köle olaya karar verdim.

  89. 89 - cellist89 02 Aralık 2011

    Merhaba,
    Ben yemek yaparken Wayne Gisslen’in Professional Cooking kitabını kullanıyorum. Çok yararlı bilgiler edindim oradan. Acaba internetten Julia Child’ın bu kitabını satın alma şansım olabilir mi?

  90. 90 - Cenk 02 Aralık 2011

    cellist89 – Elbette, buradan satın alabilirsiniz.

  91. 91 - Endi'nin Mutfagı 12 Nisan 2012

    Julia Child ile ilgili benimde bir yazım var 🙂 Ve onu ve bu filmi bu kadar çok seven oldugunu görmek çok mutlu ediyor
    http://www.endininmutfagi.com/search/label/%C4%B0zledimor.

  92. 92 - sermin bilgin 06 Haziran 2012

    merhaba, dün akşam bir tv kanalında Julia Child ‘in filimini izledim ve sizi daha iyi anladım. Önceki yorumum için özür dilerim. Kitabınızı içinize sinerek bitirmenizi ve elinize aldığınızda Julia ‘dan çok daha mutlu olmanız dileğiyle.Tekrar özür dilerim, hep mutlu kalın.

  93. 93 - Cenk 06 Haziran 2012

    sermin bilgin – Özür dilemenize hiç gerek yok. Dışarıdan bakıldığında bir kitaba ne kadar emek verildiğini görmek çok zor. Tam da filmini izlemişsiniz. Beni artık daha iyi anladığınızı duyduğuma sevindim.

  94. 94 - Elif 15 Ağustos 2012

    Cenk Bey Merhaba,

    Bugün 15 Ağustos 2012 ve sabah sabah pek sıkıcı bir konuda Google’da arama yaparken Julia Child’ın 100. doğum günü için hazırlanmış Google Doodle’ına yanlışlıkla tıkladım, otomatik arama yapan Google ilk sayfada 3. sırada sizin blog yazınızı gösteriyor, “Julia Child: Komik, titrek sesli, dağ gibi bir kadın” yazıyordu. Ben cafefernando.com da neymiş dedim demesine ama bir göz atmadan da geçemedim, sonuçta halen blogunuzda geziniyorum:)

    Öncelikle ulusal ve uluslararası aldığınız tüm ödüller için sizi tebrik ederim ve de başarılarınızın devamını dilerim. Blog tek kelimeyle muhteşem. Hem İngilizce hem de Türkçe yazmanız çok hoşuma gitti. İngilizce’ye de en az anadiliniz Türkçe kadar hakimsiniz, doğru dilbilgisi kullanarak imla hatası yapmadan yazıyorsunuz. Ben de ABD’de uzun yıllar yaşadım, oradayken arkadaşlarımla beraber Türkçe hazırladığımız amatör bir yemek tarifleri blogumuz vardı, 5 kişi olmamıza rağmen sadece 2 sene sürdürebildik. Daha sonra kendim İngilizce yazdığım kişisel bir bloga başladım ama onu da Aralık 2010’a kadar sürdürebildim. Yaptığınızın ne kadar emek isteyen bir uğraş olduğunun çok farkındayım, sizi çok uzun yıllar buralarda görmek dileğiyle…

  95. 95 - Duygu 15 Ağustos 2012

    Sevgili Julia Child; bugün 100 yaşında !

  96. 96 - Nilgün Komar 15 Ağustos 2012

    çok güzel bir blogunuz var! şimdi yeni kefetmiş bulunmakla birlikte hızlı bir tura çıktım.. ben birazdan dönerim sen keyfine bak 🙂

  97. 97 - Nilgün Komar 15 Ağustos 2012

    ayrıca julia filmini bende izledim kaçırdığıma şaşırmış bir arkadaşım tarafından int.den bulup bana izlettirildi 🙂 mutfakta olmak bir hayat yaşamaktır dedim bu filmden sonra…

  98. 98 - Hatice 15 Ağustos 2012

    Bugun Julia Child in 100. yaşgünü. Henuz Beouf Bourguignon denemedim ancak dün akşam Julie&Julia adli gercek hayatlarından uyarlanan filmi izledim. Müthiş sıcaklıkta keyifle izlenecek bir film. Yorumlara ben de katiliyorum; keske Julia li sahneler daha fazla olsaydi. Meryl Streep in oyunculuguna sapka cıkartmak gerek. Filmdeki ilk sahnede Julia Child in ta kendisi olup olmadigini anlamak hakaten zor. 1967 de yayınlanan TV showundan videoları mutlaka izlenmeli. http://www.pbs.org de sanıyorum ki 3 videosu var yanlızca. Ben bunları izledim. En kısa zamanda tüm showu kapsayan dvd lerini edinmeyi dusunuyorum. Afiyetle kalın..

  99. 99 - selenzen 15 Ağustos 2012

    cenk, bu gun Julia Child´ın 100. dogum gunuymus. Google şirin bir doodle hazırlamış. Görünce aklıma hemen senin bu keyifli yazın geldi. Bu vesileyle kendisine ve sana sevgilerimi yolluyorum 🙂

  100. 100 - hüsem 15 Ağustos 2012

    dogum günün kutlu olsun panpa 😀

  101. 101 - Dilek 31 Ekim 2012

    Şu Füme dana döş nedir ki bulamıyorum cenk ya nasıl bişey bi fotosunu koyabilir misin buraya yada mail atsan yok da yok
    :((((( hayır kasaplarda bilmiyo

  102. 102 - Cenk 31 Ekim 2012

    Dilek – Fotoğrafı maalesef yok. Dana bacon (beykın) olarak da sorabilirsiniz. Ben Makro’dan almıştım. Eğer bulamazsanız onsuz da hazırlayabilirsiniz.

  103. 103 - Hande 18 Nisan 2013

    Malzemeleri yarıya indirirsem pişirme süresini ne kadar azaltmalıyım sizce?

  104. 104 - Cenk 19 Nisan 2013

    Hande – Bilemiyorum ama yarısına inmeyeceğine eminim. Kontrol ede ede ilerlemenizi tavsiye ederim.

  105. 105 - Evrim 23 Haziran 2013

    Sevgili Cenk,

    Sayende bugun, Julie&Julia yı ızlemıs oldum.. ne kadar ruhuma dokundu anlatamam.. sonsuz tesekkur ederım.. sayende belleğime kazınan leziz bir film izlemiş oldum.. sonsuz sevgiyle kal.. iyi ki varsın.

  106. 106 - Dilmin Küçükbarak 02 Temmuz 2013

    Sevgili Cenk,

    Siz yazdıktan 4 sene sonra benim bu yazıyı okumam ayrı bir tartışma konusu ama neyse. Elinize ve klavyenize ve objektifinize sağlık. Aklıma tek bir şey takıldı. 3 ayrı seferde, herbiri yaklaşık 7’şer dakikadan soteleyeceksiniz yazmışsınız. Bundan etlerin herbirini 3’er kez soteleyeceğimizi mi anlamalıyım acaba?

    Sevgiler,
    D.

  107. 107 - Cenk 02 Temmuz 2013

    Dilmin Küçükbarak – Hayır, etleri üçe bölüp az miktarda, parti parti soteleyeceksiniz. Kalabalık olunca renk alacaklarına haşlanmaya başlıyorlar.

  108. 108 - Idil 20 Mart 2014

    J. Child’in youtube’daki videosunda tarifin siralamasi tamamen degisik, firinda 3 saat sadece sarapta pisen etin sosu alinip icine un tereyagi vs. sonradan konulup kalinlastiriliyor… Arpacik soganlar da sadece haslanip en son ekleniyor? Hangi tarifi izlesem bilemedim?

  109. 109 - ozlem 12 Haziran 2014

    Merhaba Cenk bey..
    yaziniz elbetteki her zamanki gibi bi harika olmus.
    Merak ettigim bisey var. Eksi sozlukteki hidrofobik suaygiri siz misiniz yok eger degilseniz julia child ile ilgili yazdiginiz yazinizin aynisi alinti belirtilmeden yayinlanmis bilginize…

  110. 110 - Cenk 12 Haziran 2014

    ozlem – Merhaba. Yok, ben değilim. Ekşi sözlük yazarı da değilim. Haber verdiğiniz için teşekkür ederim. İlk fırsatta ilgili birime yazacağım.

  111. 111 - kadriye 31 Temmuz 2014

    Cenk.yaklaşık 2 ay önce Washington’da Amerikan tarihi müzesine gitmiştim ve Julia Chid’ın mutfağı orada sergileniyordu..gerçekten çok güzeldi..bazı resimlerinide çektim..Yolun düşerse uğra derim..

  112. 112 - Cenk 31 Temmuz 2014

    kadriye – Muhakkak!

  113. 113 - Aslı Demirörs 11 Ağustos 2014

    Julia Child bugünlerde ilk adımlarını attığım projemin ilham kaynağı. “Julie & Julia” filmini izlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Hem Julia Child’in yaşamı hem de ona hayran Julie’nın yaşamından kesitler var. Bir çok kişiye ilham olduğuna eminim… Julia’yı gündemde tuttuğunuz için kendi adıma çok teşekkür ederim.

  114. 114 - pelin 16 Aralık 2015

    Sevgili Cenk,
    Dana döş’ü füme bulamazsam normal haliyle kullanmak bir ise yarar mi? Yok dersen kuru et bir opsiyon olabilir mi? Kestane kebap, acele cevap

    Hayranin pelin

  115. 115 - Cenk 21 Aralık 2015

    pelin – Orijinal tarifte bacon kullanılıyor. Kuru et herhangi bir derinlik katmayacağı için alternatif olamaz. Şimdi düşününce, sanırım kuyruk yağı füme dana döşten daha iyi bir seçenek. Gerçi yerine hiçbir şey kullanmasanız da olur.

Yorumunuzu bırakınız