- Cafe Fernando – Yemek Tarifleri - http://cafefernando.com/turkce -
L’Orange
Posted By Cenk On 29 Nisan 2010 @ 12:01 In Çikolata,Pasta | 149 Comments
Üzeri lake çikolata sosu kaplı, mis gibi portakal kokulu bir pasta yaptım, yanağınızı dayar uyursunuz.
Adı “L’Orange”. Fırından çıktığında adeta bir çirkin ördek yavrusu. Tezgaha taşırken buram buram portakal kokmasaydı, bir de kuruyup çatlayan kenarından ufak bir parça kırıp ağzıma atmasaydım, üzerine çikolatadan bir örtü sermeye kalkar mıydım, bilmiyorum.
Bir zamanlar çikolata ve portakal ikilisine tahammül bile edemeyen bir insandım. Bir zamanlar dediğim, yaklaşık 10 gün öncesine kadar. Bir yemek davetine giderken tatlıyı yapmak bana düşünce – ki düşmek derken yanlış anlaşılmasın, her zaman zevkle – fotoğraflarına bakıp bakıp iç geçirdiğim ama tariflerini denemeye vakit bulamadığım Fran Bigelow’un “Pure Chocolate” kitabını açtım, sayfaları çevirirken, ilk geldiği gün olduğu gibi, yine aynı fotoğrafa bakakaldığımı fark edince, içinde portakal olmasına rağmen tarifi denemeye karar verdim.
Fırından çıktıktan sonraki halini birkaç gün önceki fotoğraftan hatırlıyorsunuz.
Pek de albenisi olmayan bir kek görüntüsü. Ki, bu düzeltilmiş hali.
Bu da en son hali.
Çirkin ördek yavrusu benzetmesini anlayabilmek içinse aslında fırından çıktığı ilk dakikaya geri gitmek gerekiyor. Üstteki tel ızgaraya aktarmadan önce şu haldeydi:
Bu görüntü sürpriz de değil. Yazar, tarifin içinde tam da fotoğrafta olduğu gibi kekin kenarının çatlayacağını belirtmiş. Aslında çatlamakla kalmıyor, iki parmak kalınlığındaki kısım aynı zamanda kalıbın kenarına da tutunup kalıyor. Ardından üzerine akışkan bir çikolata sosu gezdireceğiniz için, kek kalıbından çıkartıp tel ızgaraya yerleştirdiğinizde tepesinin dümdüz olması gerekiyor. Dolayısıyla da çevirmeden önce isyan etmiş olan tabanı ne yapıp edip dümdüz bir hale getirmek lazım.
Evde karton pasta tabanı olmadığı için, Ikea’dan aldığım esneyebilen bir plastik kesme tahtasını kek kalıbından yarım santim daha ufak (servis tabağına aktardıktan sonra dışarıdan gözükmesin diye) olacak şekilde kesip feda ettim – ki gerçekten de feda olsun.
Kestiğim yuvarlağı kekin üzerine yerleştirip hafifçe bastırınca şöyle oldu:
Kekte un yok. Kabartma tozu veya karbonat da. Kabarmasını sağlayan tek şey de yumurta ve şekerin çırpılması. Bu yüzden, bu ilk adımda, karışımı şeker ve portakal kabukları tereyağına iyice yedirilene kadar, yaklaşık 5 dakika boyunca yüksek hızda çırpmanızı tavsiye ederim. En sonda eklenen badem unu ve benim eklemem olan 2 çorba kaşığı kakaoyu da çırpıcı yerine bir spatula yardımıyla, harcın havasını çok fazla alıp söndürmeden karıştırmanızı tavsiye ederim.
Kek hazır, sıra sosta.
Orijinal tarifte yer alan, sadece erimiş çikolata ve tereyağından oluşan sos yerine, ne zamandır uygulamak için fırsat kolladığım başka bir tarifi denedim. Bu tarif de geçtiğimiz haftalarda IACP’nin (International Association of Culinary Professionals) verdiği çok prestijli Yemek Kitabı Ödülleri’nde hem “Baking” dalında en iyi kitap seçilen hem de “Yılın En İyi Yemek Kitabı” ödülüne layık görülen Rose Levy Beranbaum’un “Rose’s Heavenly Cakes” kitabından (bu kitabı yılbaşı yemeği için yaptığım şu pasta tarifinden de hatırlarsınız). Rose Levy Beranbaum, kitabın Amazon sayfasında lake çikolata sosunun kekin üzerine (bu yazıdaki kek değil) nasıl gezdirildiğini bir videoyla anlatmış. Buradan izleyebilirsiniz.
Sosun yapılışında termometre çok işinize yarayacak. Termometresiz de verdiğim zamanlamalara uyarak yapabilirsiniz ama meraklıysanız almanızı tavsiye ederim.
Yukarıdaki termometreyi Ikea’dan aldım. Isıya dayanıklı kablosu sayesinde gösterge dışarıdayken ısıyı ölçen ucunu fırının içinde pişen herhangi bir yemeğe saplamanız mümkün. Üzerindeki 95 ve 80 ibareleri Fahrenheit cinsinden (tek tuşla Celcius’a çevirebiliyorsunuz). 80F, yani 26C, karışımın kekin üzerine gezdirmeden önce inmesi gereken sıcaklığın derecesi. 95 de sosun o andaki sıcaklık derecesini gösteriyor. Termometreyi inmesini veya çıkmasını istediğiniz dereceye ayarlamanız mümkün. Böylelikle başında beklemek zorunda kalmıyorsunuz. Ayarladığınız ısının üzerine çıkınca da tahmin edemeyeceğiniz kadar itici bir alarm çalmaya başlıyor. Çıkmasına ayarlamakta sorun yok ama inmesini beklemek demek istenilen dereceye inene kadar alarmına katlanacaksınız demek.
Sos 26 dereceye gelince de işin en zevkli kısmı başlıyor. Keki temiz ve geniş bir tepsinin içinde duran bir tel ızgaranın üzerine oturtuyorsunuz. Alttaki tepside damlayan çikolata sosu birikecek, siz de bunu birkaç kez daha üzerinden geçmek durumunda kalacağınız yanlarına sürmek için tekrar kaba aktaracaksınız. Spatula da kenarlarına sosu iyice yedirmek için gerekli.
Ve başlıyoruz…
Dışından…
Ortasına doğru…
Son kalan yeri de kapadıktan sonra yanlarında yetişemediğiniz yerlere geri dönüyorsunuz.
Merak etmeyin, 26 derecede bile oldukça akışkan bir sos. Üzerinden geçtiğiniz yerler eski yerlerle hemen birleşiyor. Zaten lake adını da bu özelliğinden alıyor.
Tabii bir de parlamasından.
Afiyet olsun.
L’Orange – Portakal, Badem ve Çikolatalı Pasta Tarifi
Tarif Fran Bigelow’un “Pure Chocolate” adlı kitabından adapte edilmiştir.
Malzemeler
* Eğer acil işe koyulmanız gerekiyorsa ve yumurtaları o anda buzdolabından çıkartıyorsanız, oda sıcaklığına gelmeleri için yumurtaları bir kaseye koyup üzerine musluktan tepeleme oda sıcaklığında (kesinlikle kaynar değil) su doldurun. 1 dakika bekleyip suyu dökün ve tekrar koyun. Bunu birkaç kez daha tekrarladıktan sonra 10 dakika içinde oda sıcaklığına geleceklerdir.
Yapılışı
LAKE ÇİKOLATA SOSU
Tarif Rose Levy Beranbaum’un “Rose’s Heavenly Cakes” adlı kitabından alınmıştır.
Malzemeler
Yapılışı
Article printed from Cafe Fernando – Yemek Tarifleri: http://cafefernando.com/turkce
URL to article: http://cafefernando.com/turkce/lorange/
Click here to print.
Copyright © 2009 Cafe Fernando - Yemek Blogu. All rights reserved.