- Cafe Fernando – Yemek Tarifleri - http://cafefernando.com/turkce -

Asya Usulü Sebzeli Tavuk

Posted By Cenk On 02 Haziran 2010 @ 15:00 In Tavuk Yemekleri | 54 Comments

San Francisco‘daki hayatımın büyük bölümünü, sırf okuluma yakın diye, şehrin en sisli ve depresif bölgesinde geçirdim. Bir ucunda Pasifik Okyanusu’na tepeden bakan Cliff House, diğer ucunda da senelerce hem okuyup hem de çalıştığım okulum. İlk oturduğum garajdan bozma evin dibindeki Ton Kiang (San Francisco‘daki en sevdiğim Çin lokantası), ondan beş altı blok uzaklıkta, duvarları efsanevi buz patenci Kristi Yamaguchi‘nin posterleriyle sıvanmış, hayallerinizin de ötesinde lezzetli burgerleri olan Buffalo Burger ve içinde Türkiye’den gelen arkadaşlarımı komik pozlar vermek üzere sürükleyerek götürdüğüm, yanından alt alta dört tane siyah beyaz fotoğraf fırlatan fotoğraf klübesi ve içine para attıkça sinir bozucu kahkahalar atan Laffing Sal olan Musée Mécanique olmasa, bir daha da uğrar mıydım bilemiyorum.

Ne zaman oradan taşınıp San Francisco‘da ilk defa tek başıma yaşamaya başladım, hayatım değişti. San Francisco‘nun tadına varmaya başladım. Şimdilerde sadece Palace of Fine Arts’ın tepesindeki kameradan seyredebildiğim Marina’ya beş dakika yürüme mesafesindeki evim, birbiri ardına dizilmiş restoran ve cafeler olan bir caddeyi kuşbakışı seyrediyordu.

Kolay da olmadı bu evi bulmak. Yaklaşık bir ay boyunca her gün iş çıkışında kiralık ev dolaştım. Çoğu bütçemin çok üstünde, geri kalanı da ya başka bir evin duvarına ya da alakasız bir sokağa bakıyordu. O sıralarda İstanbul’dan bir arkadaşım ziyaretime geldi. İşten izin aldım, bir araba kiraladık, arkadaşımı şoförüm ilan edip ev dolaşmaya devam ettim. Her ev öncesi, öfleyip pöfleyen arkadaşımı sakinleştirmek için “Bak bu son, hissediyorum, bu ev tam aradığım gibi çıkacak” diye diye girilmedik sokak bırakmadım.

Evimi bulduğumuz gün yine arabayla sokaklarda dolanıyoruz. Oldu da gazeteye ilan vermemiş, sadece pencereye asılmış bir levhayla yetinmiş bir ev sahibine denk geliriz diye. Derken sabah aradığım ev sahiplerinden birisi arıyor, hemen eve gidiyoruz, sokakta park yeri bulamayınca ben arkadaşıma sen bir park yeri bul öyle gel deyip arabadan atlıyorum ve randevuya doğru ilerliyorum. Beni karşılayan çok kibar, Alman aksanlı kadın iki kat yukarıdaki eve çıkarıp kapısını açıyor. Bütçemin farkındayım, dolayısıyla evin kutu gibi olmasına artık aldırış etmiyorum ama bu sefer de evin tamamı lambri. Yer gök ahşap. Bu evde ne böcek vardır ama diye içimden geçirirken arabayı park eden arkadaşım geliyor, onun da gözleri büyüyünce geldiğimiz gibi çıkıyoruz.

Arkadaşımın arabayı park ettiği yere gelince gözüme bir yazı ilişiyor: “For Rent”. Hemen altındaki numarayı arıyorum. Telefonun diğer ucundaki apartman yöneticisi kadın evde olduğunu ve istersem evi hemen gösterebileceğini söylüyor. Otomatiğe basıyor ve tırmanış başlıyor. Tam dört kat tırmandıktan sonra hayallerimdeki evin kapısından içeri giriyoruz. Çok gereksiz, evin büyüklüğü düşünüldüğünde oldukça orantısız uzun bir koridordan sonra salona geliyoruz. Taş çatlasa 15 metrekare. Sağ tarafta ufak bir mutfak, koridora bitişik küvetli bir banyo ve salona bitişik bir giyinme dolabı. Ev bundan ibaret. Yatak odası yok (stüdyo daire dedikleri bu aslında). Salona tekrar bakmaya gidip aklımda neyi nereye koyarım diye düşünüyorum ama işin içinden çıkmak olanaksız. Bir adet yatak ve bir adet koltuğun oraya sığmasına olanak yok. Kadına nasıl olacak bu iş diye sorunca salona bitişik olan giyinme dolabının kapısının üzerinde bir yere basıp çeviriyor, ve kapının arkasına yapışık pek çelimsiz bir baza salonun orta yerine açılıyor. Adı Murphy Bed. Duvar yatağı da deniyor. Yer sıkıntısı çekilen evlerde başvurulan bir çözüm. Pek akıllıca gözüküyor, ama göz var izan var; ben buna nasıl sığarım? Sığdım diyelim, beni taşıması imkansız. Yani, Murphy bed var, Murphy bed var Kadının suratı düşünce ev elimden kaçacak diye soru sormayı kesip hemen el sıkışıyorum.

Güle oynaya apartmandan ayrılınca kutlamak için yeni mahallemi gezmeye ve şereflendireceğimiz bir restoran aramaya başlıyoruz. Karşılıklı iki çiçekçiden sonra bir spor salonu, hemen ardından ufacık bir sinema, onların ardından restoran ve cafeler başlıyor. Sokağın en ucunda Williams Sonoma var. Çok güzel kokular gelince kafamı çeviriyorum ve restoranın üzerinde “ZAO” yazıyor. Hemen içeri girip oturuyoruz, siparişleri veriyoruz ve belki de o güne kadar San Francisco‘da yediğim en güzel yemeği yiyorum (çok büyük ihtimalle hayalimdeki evi bulmanın verdiği sevinç yüzünden böyle düşünüyorum). İlk Vietnam kahvemi de orada içiyorum. Yemek boyunca garsonun getirdiği kocaman bardağın dibinde duran bir parmak kalınlığındaki koyulaştırılmış şekerli süte bir süzgeçten kahve damlıyor. Kahve damladıkça karışımın rengi değişiyor. Kahvenin son damlası düşüp krem rengi karışım sütlü kahveye döndüğünde son lokmamı ağzıma atıyordum…

Bu kadar uzatmamın sebebi bu tarifin doğuşunun ta o güne kadar uzanması. Bana hem Zao’da, hem de San Francisco‘da en çok özlediğim restoran olan The Slanted Door‘da yediklerimi hatırlatan bir tarif bu. Vietnam, Tayland ve Çin mutfaklarında hoşuma giden tatların bir araya geldiği bir tarif. Aynı Zao‘da olduğu gibi. Malzemelerin hepsi süpermarketlerde bulabileceğiniz şeyler.

Fotoğrafta gördüğünüz gibi tavuklara o harika rengini veren şey alttaki marine.

İçindekiler soya sosu, şeker, su, zencefil, pirinç şarabı, birkaç tane korkutucu renklendirici, koruyucu ve lezzetlendirici malzeme ve son olarak özel bir baharat karışımı. İçinde bu tip koruyucu ve renklendirici olan soslardan mümkün olduğunca uzak durmaya çalışsam da kırk yılda bir kullanmakta pek sakınca görmüyorum. Süpermarketlerin sirke ve soya sosu barındıran raflarında bulabilirsiniz.

Tarifin bence olmazsa olmazları taze kişniş yaprakları ve misket limonu (lime). Baştan söyleyeyim: marine sosu yerine soya sosu, kişniş yerine maydonoz ve misket limonu yerine limon olmaz. Yani olur da, o zaman başka bir yemek olur.

Gerçi hepsini tarif kısmında anlattım ama önemli birkaç ayrıntının altını tekrar çizeyim: Sebzeleri çok uzun süre kavurmamaya özen gösterin. Hafif diri kalsınlar. Havuçları kabaklardan daha ince doğrayın ki, kavurma işlemi bittiğinde aynı dirilikte olsunlar. Kuru soğan yerine tarifte belirtildiği gibi kırmızı soğan kullanın, daha güzel şekerleniyor.

Eğer bugüne kadar süpermarkette eliniz gitmediyse bile misket limonu alın, tavuğa sıkılır mı da demeyin, bir deneyin.

Ufak bir tavsiye de taze zencefille ilgili: Taze zencefil alıp eve getirdikten kısa bir süre sonra yumuşayıp tazeliğini kaybetmeye başlayacaktır. Eğer yemeklerinizde sıklıkla kullanmıyorsanız fakat her zaman da elinizin altında olmasını istiyorsanız, benim yaptığımı yapın, sıkıca paketleyip buzluğa atın. İhtiyacınız olduğunda çıkartıp dilediğiniz kadarını rendeleyin (donmuş olarak çok kolay rendeleniyor) ve tekrar paketleyip buzluğa atın. Merak etmeyin, buzlukta tadından çok fazla şey kaybetmiyor.

Ve muhakkak şahane kokulu yasemin pirinciyle hazırlanmış bir pilavla servis edin.

Şimdiden afiyet olsun.

ASYA USULÜ SEBZELİ TAVUK TARİFİ

Malzemeler

  • 400 gram ince tavuk göğüsü
  • 1/2 su bardağı + 2 çorba kaşığı çok amaçlı marine (all-purpose marinade, Amoy marka)
  • 30 gram tereyağı
  • 3 diş sarımsak, rendelenmiş
  • 1 çorba kaşığı rendelenmiş taze zencefil
  • 1 adet havuç
  • 1 adet Kapya biber
  • 6 adet minyatür (veya 1 adet orta boy) kabak
  • 1 adet kırmızı soğan
  • 1 adet chilli biberi
  • 2 adet misket limonu (lime)
  • 15 dal taze kişniş

Yapılışı

  1. Tavukları geniş ve yayvan bir kaseye koyup tavukların üzerini neredeyse geçecek kadar, yaklaşık yarım su bardağı, çok amaçlı marine dökün. Streç filmle kapatıp en az 1 saat (en çok 3 saat) buzdolabında bekletin.
  2. Havucu boylamasına ikiye kesip enlemesine yarım santim kalınlığında parçalara doğrayın.
  3. Kapya biberin tepesini kesip çekirdeklerini çıkartın, boylamasına ikiye kesip enlemesine yarım santim kalınlığında şeritlere doğrayın.
  4. Minyatür kabak kullanacaksanız kabakları bir santimlik halkalara, orta boy bir adet kabak kullanacaksanız da yine önce ortadan ikiye kesip, ardından enlemesine bir santim kalınlığında parçalara doğrayın.
  5. Kırmızı soğanı ikiye kesip ince dilimler halinde doğrayın.
  6. Chilli biberin tepesini kesip çekirdeklerini çıkartın ve ince halkalar halinde doğrayın.
  7. Tercihen yüksek kenarlı ve kapaklı bir tavada tereyağının yarısını (15 gram) orta ateşte erimeye bırakın. Rendelediğiniz sarımsak ve taze zencefili ekleyin. Tereyağı köpürünce tavukları bir maşa yardımıyla marinenin içinden alın, fazla marinenin kaseye akmasını bekledikten sonra tavaya tek katman halinde yayın. Orta ateşte (buraya dikkat; çok yüksek ısıda sarımsak ve zencefil yanmaya başlayacaktır) önlü arkalı beşer dakika pişirdikten sonra bir tabağa koyup kenara ayırın.
  8. Tereyağının geri kalanını tavaya koyun, eridikten sonra lime ve kişniş dışındaki bütün sebzeleri ekleyip, sadece hafif yumuşayana dek, yaklaşık 5 dakika boyunca kavurun.
  9. Tavukları sebzelerin üzerine geri koyun, geriye kalan 2 çorba kaşığı (ya da isteğe bağlı olarak daha fazla) marine sostan malzemelerin üzerine gezdirin, tavanın kapağını kapatıp 1-2 dakika daha pişirin ve ocaktan alın.
  10. Tavuk ve sebzeleri servis tabağına aktardıktan sonra çevresine dilimlediğiniz misket limonları ve taze kişniş dallarını dizin. Yasemin pirinç pilavıyla servis edin. Servis etmeden hemen önce de tavuk ve sebzelerin üzerine misket limonu sıkın.

YASEMİN PİRİNÇ PİLAVI TARİFİ

2-4 kişilik

Malzemeler

  • 1.5 su bardağı yasemin pirinci
  • 1.5 çorba kaşığı üzüm çekirdeği yağı (veya herhangi bir sıvı yağ)
  • 1.5 su bardağı kaynar su
  • 1.5 çay kaşığı tuz

Yapılışı

  1. Yasemin pirincini 20 dakika soğuk suda bekletip bir süzgece aktarın ve üzerinden tekrar soğuk su akıtıp bir kenara ayırın.
  2. Tercihen cam kapaklı, yayvan bir tencerede yağı kızdırıp pirinci ekleyin ve orta ateşte 5 dakika kadar kavurun.
  3. Kaynar suyu ve tuzu ekleyip karıştırın, kapağını kapatıp pirinçler suyun büyük bölümünü çekip sadece aralarında irili ufaklı su kabarcıkları kalana kadar (göz göz olana kadar) pişirin. Ardından altını iyice kısıp kısık ateşte 15-20 dakika kadar daha pişirin.
  4. Bu sürenin sonunda ocaktan alıp kapağını açın, üzerine temiz bir mutfak havlusu veya iki kat kağıt havlu serip kapağını kapatın ve 15 dakika demlenmeye bırakın.

Article printed from Cafe Fernando – Yemek Tarifleri: http://cafefernando.com/turkce

URL to article: http://cafefernando.com/turkce/asya-usulu-sebzeli-tavuk/

Copyright © 2009 Cafe Fernando - Yemek Blogu. All rights reserved.